Fişleme; Totaliter rejimlerde rejim karşıtı olan veya olduğundan şüphelenilen kişi veya kuruluşlar hakkında, yasal bir dayanağı olmadan bilgi toplama ve toplanan bilgileri biriktirerek saklamak olarak tanımlanır.
II. Abdülhamit ilk istihbarat teşkilatını kurarak fişlemeciliği 1880 yılında başlatan kişidir.
O tarihten günümüze fişlemecilik ülkemizde epey yol almıştır. Fişlemeye sadece istihbarat kurumları değil, birçok kişi ve kurum farklı amaçlarla fişlemeciliğe başlamışlardır. Hepsi kendi geleceğini ve çıkarını düşündüğü için bu yola başvurduğu öne sürerek yaptığı işin kendilerine göre doğru olduğunu savunmuşlar, hatta kendilerini bile buna inandırmışlardır. Bu amaçla o tarihten günümüze milyonlarca insan fişlenmiş, binlerce insan haksız yere zarar görmüş, daha fazlası da bu yolla haksız kazanımlar elde etmişlerdir.
Deyim yerinde ise, siyah beyazı, gece de gündüzü durmadan fişlemiştir. Durum böyle olunca gücü elinde bulunduranlar bu fişlemelerden sorumsuzca faydalanmışlardır. Elde edilecek fayda ile kaybedilenler arasında hiçbir zaman olumlu bir denge de kurulamamıştır. Hatta fişlemeler o boyuta gelmiştir ki, hızını alamayanlar kardeş kardeşi fişleyecek kadar ileri gitmiştir. Fişlenen bakanlar, askerler, valiler, seçilmişler, atanmışlar, daha kimler kimler. Üstelik bunu yapanlar bu işten sadistçe zevk almışlardır. Hele darbe dönemlerinde ipin ucu iyice kaçmıştır. Bu dönemlerde fişleme işi iyice ayağa düşmüş, fişlemeciler ihbarcılığa soyunmaktan çekinmemişlerdir.
Şimdilerde de fişlemeci sayısı oldukça artmış. Devlet, resmi ya da gayri resmi yollardan insanları fişler. Devletin diğer resmi, özerk ve yarı özerk bağlı kurumları, belediyeler, üniversiteler, özel kuruluşlar sürekli fişleme yapmaktalar. Bunların yanında memur amirini, amir memurunu, çalışan kendine rakip gördüğünü, alttaki üsttekini, üstteki alttakini fişlemekte.
Son yıllarda sosyal medyadaki baş döndürücü gelişmeler, burada paylaşılan yazılar, resimler, ya da başka şeyler fişleme konularının büyük kısmını oluşturmaya başladı. Burada elde edilen bilgiler ayak kaydırma oyunlarının baş aktörü olmaya başladı. Kendi çıkarları için gammazcılığı iş edinenler bu bilgileri duyulmasının istenmediği kişilere ulaştırarak kendilerine pay çıkarmak için kullanmaktan da çekinmiyorlar. Gammazlar her köşe başını tutmuş, kendine çıkar elde edebilmek için en yakınını dahi gammazlamaktan çekinmiyorlar. Üstelikte bunu doğruluk adına, vatanseverlik adına yaptıklarını kendilerine bile inandırırlar. Ama onların düşündükleri sadece kendi çıkarlarıdır.
Mesela herhangi bir kuruluştaki herhangi bir yönetici hızlı bir fişleme ile eş değer çalışanlarını, kendi üstlerini, altlarını kolaylıkla fişler. Bu bilgileri itina ile biriktirir ve saklar. Zamanı geldiğinde kendi güç alanını genişletmek veya daha üst bir yönetim kademesine geçebilmek için fişleme ile elde ettiklerini gammazcılık ile kullanır. Bu esnada gammazladığı kişinin yüzüne gülmekten, onunla vakit geçirmekten hiç çekinmez. Böylece fişlemecinin ve gammazın kendisi olduğunun anlaşılmayacağını sanır.
Bu tür insanları her yerde kolaylıkla görebilirsiniz. Fişlemecilere ve gammazlara dikkat etmek lazım. Hele sosyal medyada kendi ellerimizle paçayı kaptırmamak lazım. Yalnız sosyal medya mı? Elbette değil, gözünüzün alabildiği, çıkar ilişkilerinin bulunduğu her yerde ve her zaman. Ne demişler; su uyur, düşman uyumaz. Uyanık kalmanız dileği ile.