banner339
banner313

Bozdağ'dan yeni anayasa açıklaması: 1982 Anayasası, Türk milletine güvenmiyor

Bozdağ'dan yeni anayasa açıklaması: 1982 Anayasası, Türk milletine güvenmiyor
banner401
banner399


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te F5Haber'e abone olun

F5Haber'e Google News'te abone olun

TBMM Anayasa Komisyonu Başkanı ve AK Parti Yozgat Milletvekili Bekir Bozdağ, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gündeme getirdiği yeni anayasa tartışmalarına ilişkin AA muhabirine konuştu.

Bugüne kadar CHP dahil bütün siyasi partilerin topluma yeni anayasa vaadinde bulunduğunu anımsatan Bozdağ, üniversiteler, barolar, TOBB, iş dünyası, medya ve sivil toplum kuruluşları dahi herkesin yeni anayasa konusunda hemfikir olduğunu söyledi. Daha önce yürütülen anayasa çalışmaları hakkında bilgi veren Bozdağ, Hüsamettin Cindoruk'un TBMM Başkanı olduğu 1995 yılında bir çalışma yapıldığını, ardından AK Parti'nin iktidara gelmesiyle bu çalışmaların devam ettiğini anlattı. Bozdağ, farklı dönemlerde çeşitli sivil toplum örgütlerinin de yeni anayasa konusunda taslak hazırladıklarına işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yeni anayasa talebi, Türk milletinin ortak ve değişmez talebi, büyük bir özlemidir. Bugüne kadar Türkiye'de her kesimin üzerinde ittifak edip de yapamadığı tek şey; yeni anayasadır. Herkes 'Yeni anayasaya ihtiyaç var.' diyor ama maalesef yeni anayasayı hayata geçiremedik. Yeni anayasa yapmayı bugüne kadar büyük uzlaşı temin ederek başaramadık. Bu bizim için büyük bir ayıptır. Çünkü Türkiye 1961'den bu yana darbe anayasalarıyla yönetiliyor. Darbe anayasasıyla yönetilmeyi Türkiye'ye yaşatmaya kimsenin hakkı yok. Bu bizim için büyük bir utançtır. Bütün siyasi partilerin bu konuya taktikle değil samimiyetle bakması lazım. AK Parti yeni anayasa konusunda dün olduğu gibi bugün de samimidir."

"Biz, bu konuda hep çalıştık. Seçim beyannamelerimizde ve hükümet programlarımızda bu konuya yer verdik. Ergun Özbudun başkanlığında yeni anayasa taslağı çalışması yürütüldü. 2008 yılında AK Parti'ye kapatma davası açıldı. Bu davada AK Parti'nin laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu ileri sürüldü. Ancak AK Parti'ye kapatma davasının esas nedeni AK Parti'nin yeni anayasa çalışmasını başlatması ve uyarılara rağmen bu çalışmadan vazgeçmemiş olmasıdır. Biz bunu yaşadık. Sonra cumhurbaşkanlığı seçiminde kriz yaşadık ve bunun akabinde halk oylamasıyla cumhurbaşkanı seçiminin millet tarafından yapılması kabul edildi."

AK Parti'nin, 2009'dan sonra da yeni anayasayı Türkiye'nin gündemine getirdiğini ve birçok sivil toplum örgütünü ziyaret ettiğini hatırlatan Bozdağ, bu süreçte uzlaşma zemininin olmadığının anlaşılması üzerine AK Parti'nin kendi taslağını getirdiğini ve 2010 referandumunda bu taslağın kabul edildiğini belirtti. Bozdağ, 2011 seçiminden sonra Meclis'te bir uzlaşma komisyonu kurulduğunu, bu çalışmalarda 60 madde üzerinde uzlaşıldığını, komisyonun daha fazla ilerleyememesi üzerine çalışmaların sonlandırıldığını anımsattı.

AK Parti'nin, o süreçte komisyonda üzerinde uzlaşılan maddelerin TBMM'de görüşülerek kabul edilmesini önerdiğini ancak muhalefetin bu öneriye de olumlu bakmadığını kaydeden Bozdağ, 2017 yılında hükümet sistemini değiştiren köklü bir reform yapıldığını ve bu reformun da halk oylamasıyla kabul edildiğini söyledi. Bozdağ, "AK Parti'nin yeni anayasa talebi her zaman olmuştur. Ama parlamentodaki çoğunluğumuz yeni bir anayasa için hiç bir zaman yeterli olmadı. Tek başına gücümüz yetmediği için yeni bir anayasa yapamadık. AK Parti her zaman iyi niyetli ve samimi olmuştur ama muhalefet partileri bu konuda aynı tavrı gösteremedi." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yeni bir çağrı yaptığını belirten Bozdağ, daha önceki olumsuzlukları konuşarak yeni bir anayasa yapılamayacağını, bu nedenle sıfırdan bu meselenin müzakere edilmesi gerektiğini dile getirdi.

Türkiye'nin yeni bir anayasa yapmaya ihtiyacı olduğunun altını çizen Bozdağ, "Yeni bir anayasa yapmak, Türkiye'nin darbe anlayışıyla yönetilme utancından kurtulması demektir. Yeni bir anayasa yapmak, 'Anayasayı sadece darbeciler yapar.' gibi absürt bir düşünceyi savunan kimi çevrelere karşı, sivil insanların da demokratik ve hür ortamda anayasa yapabileceğini göstermek demektir." dedi.

Mevcut anayasada şimdiye kadar 19 kez ve 200 maddede değişikliğe gidildiğini anımsatan Bozdağ, anayasanın yamalı bohça haline geldiğini dile getirdi.

Bozdağ, 1982 Anayasasını 40 yıl önce dikilen elbiseye benzeterek "Türkiye bu elbiseyle yönetilemiyor. Bu anayasanın her madde, kelime ve harfinde darbenin ruhu var. Değiştirerek bu ruhu yok edemedik ve özgürlükçü bir anayasa haline getiremedik, getiremeyeceğiz de. Bunun için yeni bir ruhla sivil ve demokratik bir anayasayı milletimizin taleplerini dikkate alarak hayata geçirmemiz lazım." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin yeni anayasa konusunda yeterli birikime sahip olduğuna dikkati çeken Bozdağ, daha önce Meclis çatısı altında yapılan çalışmalar ile farklı siyasi partilerin çalışmalarının önemli bir arşiv niteliğinde olduğunu vurguladı.

Bozdağ, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın çağrısının, anayasa çalışmalarının gizli ve kapalı kapılar arkasında değil, şeffaf ve açık bir şekilde yapılması anlamına geldiğini belirterek "AK Parti'nin bu konuda donanım ve hazırlığı üst seviyede ancak Türk milleti tek başına anayasa yapma çoğunluğunu AK Parti'ye vermedi. Bu nedenle de diğer partilerle ortak hareket edilmesi gerekir." diye konuştu.

"Literatürü bilenler, 'güçlendirilmiş parlamenter sistem' diye bir sistem olmadığını biliyor. 'Güçlendirilmiş' ifadesi, mevcut hükümet ve siyasetçilerin parlamenter sistemden duydukları rahatsızlıkları gizlemek için kullandıkları bir tabir. Neden parlamenter sisteme dönmek istediklerini söylemiyorlar da 'güçlendirilmiş parlamenter sistem' diyorlar? Çünkü Türk milleti de bu sistemden rahatsız. Bu sistemden rahatsız olmayan yok. Rahmetli Özal, Süleyman Demirel, Necmettin Erbakan, Bülent Ecevit de başkanlık sistemini istiyordu. Türkiye'de iktidarların büyük çoğunluğu, ülkenin parlamenter sistemle yönetilemediğini görmüş ve sistem değişikliği talebinde bulunmuştur. İktidar olamayan, ülkeyi yönetme sorumluluğu üstlenemeyenler parlamenter sistemi talep ediyor."

Daha önceki sistemde Türkiye'de neredeyse 16 aya bir hükümetin düştüğünü belirten Bozdağ, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle bu sürecin sona erdiğini ve Türkiye'deki sorunlarının daha rahat çözüldüğünü anlattı.

Bozdağ, Türkiye'de yeni anayasa çalışmaları için uzlaşma ortamının olmadığı yönündeki iddialara da değinerek "Uzlaşmak için iyi niyetin olması önemli. Biz iyi niyetle ve samimiyetle bakıyoruz. Kimsenin niyet sorgulaması yapmaması lazım. Niyet sorgulaması yaparsak olmaz. Samimiyetimizden şüphe etmeden ve şeffaf olmak lazım. Bu şeffaflığın milletin hakemliğinde olması gerekir. Gizli, kapaklı anayasa çalışması bu çağda olmaz. Rakip gibi masaya oturulursa 'Karşı tarafı nasıl alt ederim?' düşüncesi oluşur. Partiler birbirlerini yenme anlayışıyla değil, Türkiye için en faydalıyı tespit edip orada uzlaşmayı esas alırsa olumlu netice elde edilir." ifadelerini kullandı.

Oturup konuşmaktan kimsenin bir şey kaybetmeyeceğini dile getiren Bozdağ, "Hepimiz bu milletin evlatlarıyız. Hepimizin hedefi bu milletin yararını en üst düzeyde gerçekleştirmektir. Yeni anayasa konusunda 'Oturmayız, konuşmayız.' demek doğru bir yaklaşım değil. Madem 'Uzlaşma.' diyoruz, herkese düşen 'Ben de varım.' demektir. Birtakım ön yargılar ileri sürerek 'Yokum.' demek bence doğru bir şey değil." dedi.

Her partinin kendisine göre bir ideolojisi ve fikri olduğuna işaret eden Bozdağ, yeni anayasa çalışmalarında, ideolojik yaklaşımların vesayetiyle hareket etmeden ve ideolojileri yarıştırmadan hareket edilmesi gerektiğini bildirdi.

Boğaziçi Üniversitesindeki eylemlere ilişkin ABD ve BM'den gelen açıklamaları eleştiren Bozdağ, konunun Türkiye'nin iç meselesi olduğunu, ne ABD'nin ne başka uluslararası örgütlerinin Türkiye'nin rektör atamasına müdahale hakkı bulunduğunu vurguladı.

Bozdağ, bütün siyasi partilerin de ABD, BM ve diğer uluslararası kuruluşlardan yapılan açıklamalara tavır koyması çağrısında bulunarak "Siyasi partilerin 'Hadi oradan, siz kim oluyorsunuz da rektör atamamıza karışıyorsunuz?' demesi lazım. Dış çevrelerin, Türkiye'yi karıştırmak, huzursuzluk çıkarmak için içeride yaşanan her olaya müdahale etme gibi bir iradelerinin olduğunu görüyoruz. Bu tür yaklaşımları kınıyor ve reddediyoruz." dedi.

Boğaziçi Üniversitesinin uluslararası bir bilim yuvası olduğuna dikkati çeken Bozdağ, "Katil polis." diye bağıran teröristlerle veya başka hoş olmayan olaylarla anılmasının hem üniversiteye hem de öğrencilere zarar verdiğini kaydetti.
banner218