Cenaze namazından sonra imam soruyor cemaate ağlamaklı sesiyle:
’’ Ey Cemaat!.. Şehit Kenan Karabacaklı kardeşimize haklarınızı helal ediyor musunuz?’’
Cemaat gür sesiyle ‘’Helal olsun’’ diyor…
İki gün sonra bu kez Şehit Tolga Sağlam için soruyor, yine içten gelen ağlamaklı sesiyle:
‘’Ey Cemaat!.. Şehit Tolga Sağlam kardeşimize haklarınızı helal ediyor musunuz?..’’
Üçer kez sorulan bu sorulara da herkes ‘’Helal olsun’’ cevabını verirken, o an bağırmak geliyor içimden:
Benim ne hakkım olsun ki onda. Benim hakkım ona nasıl geçmiş olsun… Biz karnımız tok sırtımız pek, rahatça uyurken sıcak yatağımızda; onlar vatan için, bizim rahatımız için canlarını verdi. Eşlerini yapayalnız, anne-babalarını evlatsız ve en acısı da körpecik yavrularını babasız koyup gittiler. Asıl onlar bizlere haklarını helal etsinler hocam…
***
Ateş yine düştüğü yeri yaktı dostlar!..
Eşlerin, anaların-babaların, kardeşlerin ve de yavruların yüreğini…
Gayrısı saman alevi gibiydi, yani bizimkiler… Yandı geçti…
Ordu’lu Şehit Nuh Özdemir’in dağ başındaki, duvarları sıvasız tek göz baba evini görünce, yürek daha bir sızladı.
Çoğumuz da hep sorduğumuz gibi yine sorduk:
‘’ Hep de gariban ailelerin çocukları mı şehit düşer bu memlekette’’ diye…
Ama böyle işte.
Allah kahretsin… Ne yazık ki böyle…
Dün de böyleydi. Bu gün de…
Yemen yolu çukurdandır
Karavanam bakırdandır
Zenginimiz bedel verir
Askerimiz fakirdendir.
Bu ve bunun gibi nice türküler ve ağıtlar şahittir buna…
***
Kurtuluş savaşında bile kaşlarını çatmayan ay yıldızlı al bayrak, şehitlerimizin tabutlarını sımsıcak sararken, bizlere doğru kaşlarını çatar şimdi.
Nasıl çatmasın…
Namert çatışmaların ve kalleş tuzakların eksik olmadığı; bit yenikleriyle dolu bu iğrenç tiyatroda… Sapla samanın bir birbirine karıştığı bu sahnede nasıl çatmasın?..
Mertçe yapılan bir savaş değil ki bu.
Savaş değil zaten… Hainlik, nankörlük, kalleşlik…
En acısı da otuz iki yıldır devam etmesi ve ya ettirilmesi…
***
Madalyonun diğer yüzünde ise;
Diyarbakır’da, Cizre’de Şırnak’ta; yani o bölgelerde terörle hiçbir ilgisi olmayan vatandaşlarımızın çoluk çocuk tarifsiz sıkıntılar çekmesi var.
Arada kalmış bu insanlarımızın kimilerinin terör örgütü PKK’nın kurşunları, mayınları, roketleriyle; kimilerinin ise bir kaza kurşunuyla can vermesi…
Binlercesinin de doğup büyüdükler ata diyarlarından göç etmek zorunda kalması var.
İnanın çok zor bir durum. Bizlerin buralarda rahat ve huzur içinde yaşarken, onların perişanlıklarını sadece haber kaynaklarından birkaç fotoğraf ve video görüntüsü ile anlamamız mümkün değil.
Can güvenliği olmadan, aç susuz, ilaçsız, temizlikten mahrum hapis hayatı yaşamak. Sonra da göç ettiği yerde terör zannı ile bir köşeye ilişivermek… Ve kendisi olmasa da çocuklarının bir gün örgütün ağına düşmesi ihtimali…
***
Neden böyle?
Bu acılar neden?
Mutlaka sebepleri çoktur. Burada sadece insan yetiştiremeyişimizi söyleyeyim.
Her şey yetiştirdik;
Atatürkçü, İslamcı, cemaatçi, devrimci, solcu, sağcı, kapitalist, Sünni, Alevi, Kürtçü, Türkçü ne bileyim işte hepsini yetiştirdik; ama bir tek insan yetiştiremedik.
Zihnimizde de bunlardan sadece birisine ait bir kalıp var. Ve bu kalıbın dışına çıkamıyoruz. İşte bu yüzdendir toplumun en güvensiz zümresi olan siyasiler bu kalıplarımızdan çok güzel faydalanıyor. Kendilerini çok yormalarına gerek kalmıyor. Üç aşağı beş yukarı kimlerin hangi partiyi tercih edecekleri bellidir zaten.
Hani derler ya yarım doktor candan, yarım hoca imandan eder… İnsanlıktan eksik olan siyasetçi, bürokrat, müdür, öğretmen, mühendis, hakim, savcı, işçi, usta, esnaf gibi meslek sahipleri de, toplumu kim bilir nelerden eder?..
Evet sevgili dostlar,
Artık insan yetiştirelim İNSAN…
Bırakalım İslamcı yetiştirmeyi… Atatürkçü yetiştirmeyi de bırakalım… Matematiği, coğrafyayı, tarihi, dini ezberleyen öğrenci yetiştirmeyi de bırakalım. Bırakalım milliyetçiyi, Türkçüyü, Kürtçüyü… İnsan yetiştirelim önce insan…
‘’Önce İnsan’’ sloganlarından ayrı; Kağıtta, duvarda, tabelada kalmayan; temiz akıllı, temiz yürekli insan…
Seven-sevilen, sayan-sayılan, acıma duygusu olan, haksızlık yapmayan ve yaptırmayan, Yaradılanı Yaradan’dan ötürü seven insan…
Sonra bakın bakalım böyle bir toplumda terör olacak mı? Hani şu meşhur dış güçler oldurmaya çalışsa da, yeşerip gelişecek zemin bulabilecek mi?
Sağlıcakla…