Yılın son “istişare toplantısında” (28.Aralık 2015) gözlemlediğimiz kadarıyla AK Parti’de 1 Kasım silkinmesi ile ortaya çıkan dinamizm seçimle birlikte bitmiş değil. Partililerdeki heyecan ve gelecek ümidi devam ediyor.

Bunu Buharkent’ten tutun da Karpuzlu, Didim ve Kuşadası’na varıncaya kadar bütün ilçeden gelen ve salon dışına taşan katılımcıların yüzünden okumak mümkündü.

Ve toplantı ortaya bir soru çıkardı… Bu coşku ve heyecan acaba 2019’a taşınabilecek mi, yoksa cesaretsizlik ve basiretsizliğe kurban mı edilecek?

Ayrıca bu sorumluluk özelde kime ait? Genel merkeze mi, milletvekillerine mi yoksa yerel teşkilatlara mı?

AK Parti teşkilatı son altı-yedi yıldır “Ankara’nın rüzgârı ile Aydın’da harman savurmayı” alışkanlık edinmişti ve halen de öyle ama Genel Merkezin doğrudan böyle bir sorumluluğu yoktur.

Milletvekilleri seçim bölgelerine geldiklerinde ilin hazırladığı programa tabi oldukları, usul ve geleneğin bu yönde olduğu, parti disiplinin de bunu gerektirdiği hatırlanırsa bu görev il yönetiminindir.

Tabi ilçelerde de ilçe yönetimlerinin… Bu durumda cevabı aranan soru da şudur:

Erkene alınmayacağını da varsayarsak Ülke’nin geleceği için dönüm noktası olacak belediye başkanlığı, milletvekilliği ve Cumhurbaşkanlığı gibi üç seçimin yapılacağı 2019’a tabandaki bu heyecanı il yönetimi taşıyacak yapı ve güçte mi?

İl Başkanı Ömer Özmen’in doğruluğuna, dürüstlüğüne, samimiyetine söz edecek kimse çıkmaz sanırım.

Ama… Bu özelliklerin siyasette tek başına yeterli olmadığı, bunlarla birlikte bir siyasetçide bulunması gereken asıl niteliğin disiplin, kararlılık ve yönetme iradesi olduğu herkesin malumudur.

Gevşek tükürüğün zararını sakal çeker” sözü boşuna söylenmemiştir.

Genel kanaate göre bu ana kadarki icraatı ile Ömer Özmen, kimi yönetim kurulu üyelerinin başkalarının güdümünde olduğundan mıdır nedir, iktidar partisi il başkanından çok tarihe karışan HAS Parti il başkanı görüntüsü verdi.

Aslına bakılırsa yönetiminde de bir ahenk yoktu…Halen de yok.

Kimileri 1 Kasım listesi belli olduktan sonra listeden beklediğini bulamayınca ruhen partiden koptu.

Kimileri aşk ve heyecanını yitirdi… Bazılarının parti ile bağları sadece iktidar nimeti ile sınırlı kaldı. Hatta 1 Kasım sonrasına valizini hazırlayanlar bile olmuştu ancak seçim başarısı gidişlerine engel oldu.

Herkes biliyor ki, bu yönetim Ömer Özmen’in değildir. İsimler tespit edilirken ona söz hakkı tanınmadı.

Tercihleri birkaç kişi ile sınırlı kaldı. İsimler büyük kongre öncesinin güçlü yöneticileri ve Aydın ayağı tarafından gece yarısında dikte ettirildi.

Hatta bazı isimlere ilçelerden olan şiddetli itirazlara Ömer Özmen ses çıkaramamış karşı çıkılan isimleri listeye almamazlık edememişti.

Zira o her hareketi kontrol altında tutulan bir emanetçi gibiydi.1 Kasım’a kadar davul onun boynunda tokmak başkasının elindeydi.

Onun için bu “muhafızlar” il başkanına değil ona adlarını dikte ettiren “ağabeylerine” karşı kendilerini sorumlu hissediyorlardı. Ömer Özmen’in yönetimi olmamıştır dememin nedeni budur.

Millette karşılığı olmayan bu kurşun askerlerden oluşan yönetimden de bir başarı beklemek hayal olurdu. O nedenle partinin 7 Haziran Aydın başarısızlığı kimseyi şaşırtmadı.

1 Kasım’da da kimi “kapıkulu askerleri”ağabeylerinin” liste dışında bırakılmasına tepki olarak seçim çalışmalarına katılmadı, akıllarınca çalıyı tepesinden sürüdüler.

Hatta içlerinden kimileri de ki, sayıları ondan aşağı olmadığı iddia ediliyor, rakip parti veya adaylara destek verdiler.

Bu “yavuz hırsızlardan” bazıları daha da ileri giderek bu desteklerini sosyal paylaşım sitesi aracılığıyla kamuoyuna duyurmada sakınca görmediler.

Bu tip insanlarla ilgili kendine ulaşan belge ve bilgiler karşısında Ömer Özmen disiplin işlemi yapmak yerine “idare-i maslahatçılık” yapmayı tercih etti. İşte o zaman da  partide at izi ile it izi birbirine karıştı.

Son yapılan “yürütmenin” değiştirilmesi “sadre şifa” değil “ağrı kesici” ile derdi geçiştirmenin hayalini kurmaktır.

Sözün özü…

Mevcut yapısıyla Aydın il yönetimi 1 Kasım sonrası iflas etmiş şişenin ağzındaki tıkaç konumuna düşmüştür.

O nedenle yönetimdeki “mücahitler” ile her kılığa giren “müsaitler”  birbirinden ayrılmadığı sürece tabandaki bu heyecan ve dinamizm 2019’a taşınamaz.

Siyasetin en basit kuralıdır… Bu işin hamuru da mayası da inanmış insandırSiyasi başarılar aşkını ve vecdini yitirmemiş doğru insanlarla elde edilir.

Kem(kötü) alet ile kemalat (mükemmel iş) olduğu nerede görülmüş de Aydın’da görülecek?