Değerli Aydınlılar,

İnsanlar yaşadığı dönemlere değişik adlar vermiş. Mesela yontma taş, cilalı taş devri, orta çağ, yeniçağ, yakın çağ, atom çağı, uzay çağı bilgi çağı gibi. Bu çağlar isimlendirilirken o döneme ait önemli özellikler belirleyici olmuş ve genel geçer kabul görmüş. En azından şimdiye kadar bu çağların isimleri ile alakalı olumsuz lakırdı edeni veya burun kıvıranı duymadık.

Memlekette bir altın çağ muhabbeti almış başını gidiyor. Biraz yakından bakalım neyin nesi bu altın çağ. Böyle bir çağ olmuş mudur?  Nerede olmuştur ve yaşanmıştır? Aydınımızın ne kadar yakınından geçmiştir? Gelmiş midir veya gelmeye canı istemekte midir? Öyle afişlere yazılınca bu çağ gökten zembille zuhur edip memleketi Babil’in Asma Bahçeleri kıvamında efsanevi bir havaya mı büründürmektedir?

Altına hücum bir zamanlar Amerika’da yaşanmış. Bir söylenti ile binlerce insan oradan oraya elinde kazma kürekle hareket etmiş binlerce kasaba kurulurken binlercesi bir anda hayalet şehre dönüşüvermiş. Daha önce Altın çağ yaşayan herhangi bir yerde ikamet etmiş ve bu çağı sindire sindire yaşamış durumda iseniz sanıyoruz Aydınımız da bu çağın yaşanışını kıyas etme şansına sahip olursunuz. Yok eğer daha önce yaşamamış iseniz sıkı durun, (afişlere bakılırsa) böyle bir çağ Aydınımız da başlamış! Bu çağ burada başlamış ise altına hücum da kesin olarak başlamıştır.

Bakalım nevi şahsına münhasır vilayetimizin yaşamış olduğu değerli maden çağında neler olduğuna. Altın çağ yaşayan bu şehrin en önemli hususiyeti öncelikle elli kuruşa çay içmek, ekmek almak, bedava otobüse binmek, binerken birbirini çiğnemek ekmek alırken kışın ayazda üşümek, yazın sıcakta terlemek. Arada bir patatesin, portakalın beş kilosunu beleşe yemek. Altın çağ yaşanacak hadi bakalım hep beraber yaşayalım. Odun çağı denilse o mu yaşanacak soran yok! Sosyal belediyemiz ahalinin altın çağının ancak elli kuruş ettiğine kani ki durmadan buna vurgu yapıyor. Sıra su faturasına gelince sağır sultanı oynuyor.

Siz elli kuruşluk çayla, tostla altın çağı yaşaya durun ey ahali! Bizim anlayışımız, yaşayışımız, gelirimiz bu çağı yaşamaya engel olabilir ancak birileri altın çağı kesin olarak doludizgin yaşıyor gibimize geliyor. Adamın biri, zekâsını bilemeyeceğim ama “harcama belgelerinin rehabilitasyonu” konusunda bu ildeki her kişi ve kurumdan daha yetenekli.  Harcama belgelerinin rehabilitasyonu için danışmanlık ne demek? Bilen var mı? Geçtim onu soran kaç kişi? Danışmanlık adı altında beş belediyeden 3 milyon liraya yakın para ödendi! Gördünüz mü altına nasıl hücum ediliyor, altın çağ nasıl yaşanıyor? Kazın kardeşim kazın. Altın çağ için bir şey söyleyemeyiz ama böyle bir altın madenine daha Güney Afrika Cumhuriyeti’nde bile rastlanmadı.

 

Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO

 

Son Not: Ramazan bayramınız en içten duygularımla kutlarım.