Bir önceki yazımda, detaylı açıkladığım gibi meclis içi ve dışı siyaset ve belli odaklar stratejilerini Erdoğan düşmanlığı ve iktidar partisini zayıflatmak üzerine kurmuşlar ve bunda da kısmen başarılı olmuşlardı.
Seçimden sonrada CHP ve MHP kırmızıçizgi diye bir şeyler uydurup koalisyonun kurulmasını imkânsızlaştırdılar.
Bunun üzerine anayasanın 114. ve 116. maddeleri devreye girdi.
Ülkeyi 1 Kasım 2015'te seçime götürecek bir anayasal zorunluluk olan seçim hükümeti zaruriyeti doğdu.
7 Haziran seçimlerine kadar aynı cephede birleşen üç muhalefet partisinde hiç bir değişiklik yoktu.
Yine plan, program ortaya koyamadıkları için eski tas eski hamam Erdoğan düşmanlığına devam dediler.
Ülke terör belası yüzünden zor bir süreçten geçerken; CHP ve MHP seçim hükümetine katılmayacaklarını beyan ettiler.
Özellikle 7 Haziran’dan bu yana her şeye karşı milliyetçi hayır partisi haline gelen MHP zorunlu seçim hükümetine bakan veren ve anayasaya göre bu duruma kimsenin itiraz edemeyeceği HDP’li bir durumu 1 Kasım’da yapılacak seçimlerde kullanmak istedi.
AK Parti'yi HDP ile sanki isteyerek bir araya gelmiş gibi gösterip seçim meydanlarında atıp tutacaklardı.
İlkokul bile okumamış, vasat bir zekaya sahip olan sadece olup biteni iyi niyetle seyreden bir seçmenin bu zokayı yutmayacağını kestiremediler.
Bile bile bu ucuz senaryo devreye girdi.
Ancak beklenmedik bir şey oldu; Ülkenin zor durumunu okuyabilen, Tuğrul Türkeş bu ucuz oyunu bozdu.
Bakanlık görevini, bir devlet görevi kabul ederek, sözde değil, özde milliyetçi olduğunu gösterdi.
Nihayetinde aylardır süren belirsizlik ortadan kalktı ve zorunlu; AK PARTİ, MHP, HDP ve bağımsızlardan meydana gelen seçim hükümeti kuruldu.
İlk defa kurulan böyle bir hükümet; icracı ve kısa sürelide olsa yüklendiği misyon açısından çok önemlidir.
MHP'nin akıl sır ermeyen ‘hayırcı’lığı ile HDP bu hükümette 2 bakanla temsil ediliyor.
Buna karşılık; Tuğrul Türkeş ve Yalçın Topçu gibi milliyetçi 2 ismin kabinede olması ayrı bir anlam taşıyor.
Uzun yıllar, akıl almaz ayrımcılığa ve ikna odalarına maruz kalan önce üniversitelerden başlayıp, kamu ve TBMM'de yerini alan başörtülü kadınlarımızın bakanlık özelliklede Aile ve Sosyal Politikalar gibi bir bakanlıkta temsilleri adaletsizlik ve bir ayıbın ortadan kaldırılması açısından son derece önemli.
Diğer bakanlıklara da baktığımızda kabinenin işin ehli insanlar tarafından oluştuğunu görmek mümkün.
İnşallah bu kabine temel görevi olan ülkeyi seçime, seçim güvenliğini sağlayarak götürür.