Değerli Aydınlılar,

Bu şehir uzunca bir süre “Çiftlik” jeotermal sahanı isterim diyen bir belediye başkanının çığlıkları ile inledi. Bu gün aynı belediye başkanı jeotermal sahalarını isterim demiyor fakat bu sahaların kullanım veya ihale hakkı kendilerine verilirse hayır almam dediği de duyulmuyor. Ne de olsa “Aydının malları Aydın da kalmalı”.Mallar Aydından başka bir yere gitmediğinden kalsın denilmesi çok anlamlı olmuyor ama slogan olarak Aydınlılara oldukça cezp edici geliyor.

Gelelim jeotermalin kanser vakalarını artırdığı, incir verimini düşürüp, zeytin ağaçlarını kuruttuğuna. Bu sözleri geçim kaynağı tarım olan insanlardan duyarsak diyebiliriz ki evet zarar gördü ve sebebini jeotermale yüklüyor. Jeotermal çevreye, incire, zeytine ve insana zarar veriyor. Bunun karşılığında teklif edilen önlem kullanılan akışkanın re enjekte denilen yolla geri gönderilmesinden daha fazla olmalı. Var mı bir teklifiniz. Jeotermal akışkanın içindeki zararlı madde ve maddeler toprakta kaç yılda birikir, havaya salınana gaz kaç yılda Aydınımızın iklimini etkiler, küresel soğuma veya ısınma bölgemizin iklimini etkilemiş olabilir mi? İkizdere barajının etkisi olamaz mı? İlk jeotermal kuyusunun açılması ile kanser vakalarının artışı  arasında nasıl bir korelasyon kurulabiliyor!Yapılan bilimsel çalışma ortaya konulamamışken… Hadi siyasileri anlarım. Bazı hesaplar peşinde koşuyor, dün doğru dediğine bugün yanlış diyor olabilir. Ya Aydın Tabip Odası, açıklama yapan Ziraat odaları başkanları, adının önünde Prof titri olan bilim insanları. Zeytin ve incir ağaçları izinsiz ve keyfi kesiliyor diye jeotermali protesto edenler Aydın  Adliye yeri için kesilen 347 zeytin ağacı için de birkaç kelam ettiklerini neden hiç duymuyoruz?

 “Aydın’da özellikle Tabip Odası Başkanı tarafından sürekli açıklanan jeotermal-kanser vakaları ilişkisini de ‘anti bilimsel’ olarak değerlendiren Prof. Dr. Yunus Çengel, “Aydın ilinde son yıllarda kanser vakalarının arttığı verisine dayanarak ve bölgede değişiklik olarak jeotermal enerjisine işaret ederek, aynı anda görülen iki şeyden birini diğerinin sebebi ilan etmek bilim değil, anti-bilimdir (1) demektedir.

Ancak dünyada yapılan bazı araştırmalar var. İzlanda’da yapılan ve 1981 ile 2009 yıları arasında 5-64 yaş arası yaş grubu ve  yaklaşık 75 bin kişi ile gerçekleştirilen bir araştırma ile jeotermal  ile ölüm sebepleri arasında (kanser, diğer hastalıklar ve intihar) bir bağlantı aranmış.(2) . Bu veriler bilimsel bir metot ortaya konulmuş ve bilim dünyasının faydasına sunulmuştur. O sebeple bilim insanları siyasetçiler gibi hamaset üzerinden değil bilimsel veriler üzerinden hareket ederler, etmelidirler.

Sanıyoruz hikâyenin can alıcı noktası Mayıs ayında devreye alınan jeotermal santralinin açılışından sonra İl Yatırım ve Koordinasyon merkezine gönderilen 300 milyon Türk lirasıdır. Bu para,  jeotermal sahaları ihaleye çıkıp, santraller devreye girdikçe daha da artacaktır. Nasıl feryat etmezsin. Al başına yatırımcı bir kurum. Bu yeni yatırım ve de iş sahaları demek. Kontrol dışı bir gücün oyun alanına girmesi demek. Yapması becerilemeyen yatırımların yapılması ihtimalinin doğması demek.

Hülasa. Bütün kötülüklerin anasını jeotermal ilan etmeden İzlanda’da yapılan ve 28 yıl süren araştırmayı en azından bir göz atmanızı isterdik. Nerede mantık, akıl yürütme tutarlılık, bilinen gerçeklerden hareket. Anlaşıldığı kadarı ile sevgili Aydın Büyükşehir belediyemizin değerli başkanının jeotermal aşkının birden nefret edercesine dönüşmesinin sebebi kişisel değil tamamen “duygusal”

 

Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO

 

Kaynakça: (1) Prof. Dr. Yunus Çengel, aydinpost.com/aydinda-jeotermal-kavgasinda-yeni-boyut,

                     (2) : http://dx.doi.org/10.3109/0284186X.2014.923113

.