Ülkede seçimlerden bu yana gündem çok sıcak, yoğun fakat başlıklar aynı.
Bu kadar yoğun gündemi iki ana başlıkta gruplamakta mümkün.
Terör ve seçim.
Ülkeyi seçime götürecek zorunlu seçim hükümetinin bağımsız bakanlarının yemin tören günü hiç bir şey üretemeyen ve bir araya gelmeyiz diyenler yine beraberce meclisi 5 saat kilitleyerek yemin krizi üretme başarısını gösterdiler.
Terör ne yazık ki can almaya, yakıp yıkmaya devam ediyor.
Batı medyası ile birlikte; bizdeki merkez ve paralel medya neredeyse çaktırmadan teröristleri utanmasalar kahraman ilan edecekler.
Erdoğan düşmanlığı gözlerini kör, kulaklarını sağır, vicdanlarını yok etmiş. Terörün Erdoğan ve AK Partiye zarar verdiği siyasi mühendislikle ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar.
Erdoğan ve oğlu kaçacak diyenler birer birer kendileri kaçıyor.
Unutmadan seçimlerden bu yana her şeye karşı olup hiç bir şey yapmıyor denilen MHP bir başarıya(!) imza atıyor.
Tuğrul Türkeş'i babasının kurduğu partiden hızla ihraç edip, MHP’yi; güya yok saydıkları HDP'nin gerisine düşürerek 4.parti yapıyorlar.
Bir tarafta bunlar olurken; Suriyeli Alan bebeğin masum cesedi Bodrum kıyısına vuruyor.
Yıllardır; İran, Çin ve Rusya’nın açıktan desteklediği Avrupa ve Amerika'nın seyrederek dolaylı destek verdiği Suriye savaşı hız kesmeden devam ediyor. Zalim bir yönetim kendi halkına bomba yağdırıyor. Savaştan bu yana halkının %53'ü ya ölü ya da ülkeden kaçmak zorunda bırakılmış.
Bu zulümden kaçanlardan dolayı; Akdeniz ve Ege mülteci mezarlığına dönüşmüş durumda.
Türkiye tüm dünyada içinde birazcık insanlık kalmış insanların hayretle bakışları altında mucize gercekleştirip; tek başına ve yardımsız 2.5 milyon insana ev sahipliği yapıyor.
Zengin Müslüman ülkeleri en başta olmak üzere dünyada; bu konuda ciddi hiç bir caba yok.
Alan bebeği kıyıya vurması ile balinalara gösterilen ilgiden utanılıyor olsa gerek bazı batılı ülkelerde timsah gözyaşları başlıyor.
Çok cılız bir kaç mülteci kabulü girişimi.
Ortadoğu; Yangın yeri gibi. Uyduruk etnik ve mezhepsel bahanelere sığınarak savaş ve terör artıyor.
İnsanlar umutsuz, perişan. Bizi de bu umutsuzluk ve perişanlığa itmek isteyenler var ve içerden dışarıdan var güçleri ile çalışıyor.
Kin ve nefrete dayalı perdenin arkasında tezgâhlanan bu algı operasyonunu görmemiz lazım.
Allah korusun. Tuzağa düşmemek için bu oyunu görelim ve oyuna gelmeyelim.
Oynanan oyunu görmek şart!