Soğuk Savaş bitimi 90’lı yılların başında başlayan “küreselleşme” etkisini içinde Türkiye’nin de bulunduğu çoğunluğun geçimi tarıma dayalı az gelişmiş ülkelerde gösterdi.

Önceleri Aydın pamuk deposu, zeytin çukuru, hayvancılık havzası iken pamuk Özbekistan’dan, Tanzanya’dan, mısır Bulgaristan’dan, büyükbaş canlı hayvan Uruguay’dan, beyaz et Brezilya’dan kırmızı et Almanya, Litvanya, Polonya gibi ülkelerden ithal edilir oldu.

Zeytin ve zeytinyağında “kendine ait markası olmadığı” için pazar üstünlüğünü Yunanistan, İtalya gibi ülkelere kaptırdı.

Buna herkes gibi hazırlıksız yakalanan taşralı topraktan ektiğinin, diktiğinin karşılığını alamaz olunca, devlet desteği de yetersiz kalınca iş umuduyla şehir merkezlerine akın etti.

Mesela 90’lı yıllarda 100 binler dolayındaki Aydın merkez (Efeler) nüfusu aşırı göç sonucu yirmi beş yıl sonra 200 binler seviyesine çıktı.

Geleneksel kültür yapısını bozan bu hareketlilik taşrada bir “sosyolojik çölleşme” yaratırken kent merkezlerinde başta asayiş, sosyal, kültürel ve ekonomik sorunların doğmasına neden oldu.

Bu olay yerel yönetimleri bu insanlar için iş, aş üretmek gibi bir mecburiyetle karşı karşıya getirdi. Hükümete de üreteceği politikalarla bu “sosyolojik çölleşme” ve doğuracağı sonuçların önüne geçme görevi yükledi.

Artık günümüz belediyeciliği kentin çöpünü toplayan, sularının akmasını sağlayan, çarşısını pazarını denetleyen, cadde ve sokaklarının bakımını yapan vs hizmetlerinin yerine getirilmesi değildir.

Bunun da ötesindeki bir misyonla ilçeler arası gelişmişlik farkının giderilmesi için arsa temini, altyapının hazırlanması, yollarının yapılması gibi konularda yerli ve yabancı yatırımcıya ortam hazırlamaktır.

Bölge ürünlerinin tanıtımı ve pazarlanması için fuarlara öncülük etmek veya üreticilerin başka yerlerdeki fuarlara katılmasına destek olmaktır. Yani günümüz BŞB başkanın bir ayağı içerde bir ayağı dışarıda olacaktır. Kurumunu kalkınma ajansı gibi kullanacaktır.

Kaynaklarından önemli bir kısmını reklama değil projelere ve onların gerçekleşmesine ayıracaktır.

6360 sayılı Büyükşehir Yasası’na göre bu bir zorunluluktur. Tabi yasa çıkarmak önemlidir ancak asıl önemli olan onu yaşam pratiğine dönüştürecek zihniyet sahip insandır.

Eskişehir, Gaziantep, Kayseri gibi kentlerin başkanları yasa bu haliyle çıkmadan imkânlarını ve kaynaklarını yerinde kullanarak bir yandan kentlerinin alt yapısını, sosyal yaşam alanlarını olası yığılmaya hazır hale getirdiler diğer yandan da yatırım ortamı hazırlayarak hem yatırımcı çektiler hem kentlerini marka haline getirdiler.

Bunlar gibi birçok belediye yurt içi ve yurt dışı fonlardan temin ettikleri kredilerle kent insanının ihtiyacı sosyalleşme alanları meydana getirmede ve yatırım iklimi oluşturmada gerek kendilerinin gerek hemşerilerinin övüneceği başarılara imza attılar.  

Üzüntü ile söylemek gerekir ki Aydın halkı bu konuda sayılan illerin vatandaşı kadar şanslı değildir.

İncelendiğinde görülecektir ki, bu sorunun üstesinden gelen kentler sorunlarını ilin valisi, üniversitesi, kamu kurumları, odaları ve sivil toplum kuruluşu dernekler ile iş birliği içinde çözmüşlerdir.

Küreselleşmeden en fazla etkilenen Aydın’da ise Özlem Hanım’ın başta işsizlik olmak üzere sorunlara çözüm üretmede paydaş olacağı mesela valilik üzerinden üzerinden siyaset üretmeye kalkması ayrıca üniversite başta olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarla sorun çözmede iş birliği içinde olmaması sorunu daha da derinleştirmiştir.

Vizyon eksikliğinden midir, proje hazırlayacak bir ekibe sahip olmamasından mıdır egosunun şişkinliğinden midir nedir Özlem Hanım döneminde diğer kentlerle karşılaştırıldığında Aydın trafik, kentleşme, sosyalleşme alanı yoksunu, kimliksiz kocaman bir kasaba haline gelmiştir.

Yetki desen var… Kaynak desen ona hakeza… Sorun helva yapmada… BŞB sınırları içinde yapılan genel bütçe vergi gelirleri tahsilâtı toplamının % 6’sı ile ilçe belediye paylarının % 30’u BŞB’ ye ayrılmıştır. (5779/ md.3)

Ayrıca yurt içi ve yurt dışı kamu, özel kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte yapılan ortak hizmetler ve diğer proje giderleri BŞB giderleri arasına alınmıştır.(5216/md. 24/n)

Yurt dışı gezi ve incelemeye ihtiyaç duyarsa başkana diplomatik pasaport bile verilmesi uygun görülmüştür.(5682/md.13)

Yetki tamam… Kaynak da tamam…2015 yılı bütçesi 746 milyon TL… 2016’nınki 810 milyon…  Sıkıntı bu kaynağı sevk ve idare edecek olanda…

O irade bu kaynak ve yetkiyi seçim yatırımına yönelik siyasi popülizm aracı olarak kullanıyorsa orada ne sosyolojik çölleşmenin önüne geçilir ne de istihdam iklimi yaratılır.

Şehir küme düşer ve her geçen gün biraz daha yaşanamaz hale gelir.