Allah şehir içi minibüslerine binenlere sabır versin.

Uzun zamandır şehir içi minibüs kullanmıyordum. Geçenlerde mecburen bindim.

Binmez olaydım.

İçerisi fırın…

Her yer kapalı.
Sadece üstteki iki üç küçük camı açmışlar. Güya havalandırılıyor.

Ama içeri giren hava sıcak hava.
Dışarısı ne kadar sıcaksa içerisi ondan da bunaltıcı.

Hepimiz ter içindeyiz.

Araçta amortisör yok.
Parke taşlı yollarda kütür kütür.
Fren yaptımı tutunabilene aşk olsun.

Oturacak koltuk sayısı da az.
Yolcuların çoğu ayakta.
Hadi yer buldun, oturdun.
Koltuğa mı oturuyorsun, tahtaya mı belli değil.

Ayakta yolcu işini de hiç anlamıyorum.

Polis normal araçları durduruyor, emniyet kemerini kontrol ediyor.

Minibüslerde şoför dahil emniyet kemeri takan yok.
Kimsenin umurunda değil.

Sıcaktan vatandaşın şikâyet edecek hâli de kalmamış.
Gerçi şikâyet etse ne olacak?
Kimi kime şikâyet edecek?

Özlem Çerçioğlu Aydın’da şehir içi minibüslere binmiş midir?
Zannetmem.
Geçen seçimlerde Mustafa Savaş’ın minibüsün kapısından içeri başını uzattığını hatırlıyorum.
Aydın’ın çakarlı makam araçlarına sahip siyasetçilerin şehir içi minibüsüne binmemelerini beklemek yanlış olur.
Ama bürokratına, danışmanına, “Gidin bakın şu toplu taşımalara, vatandaşın hâli nicedir?” demelerini bekleriz.
Çok mu bekleriz?

Yoksa minibüsçülerin tasarrufu uğruna vatandaşın sıcağın altında saatlerce eziyet çekmesi kimsenin umurunda değil mi?

Toplu taşıma en temel insan haklarından biridir. Eğitim, sağlık ve çalışma gibi diğer anayasal haklara erişimi sağlayan kamusal bir görevdir. Devlet ve belediyeler, bu hizmeti kesintisiz, ekonomik ve konforlu sunmakla yükümlüdür.

Büyükşehir Ulaştırma Daire Başkanı Abdullah Ilgaz…
İyi bir ulaştırmacı olduğunu duydum.
Bu işlere bir el atıverirse düzelir diye düşünüyorum.

Klimalı sarı civcivler nerede mi?

Didim-Aydın arasında bedava emekli gezdiriyor.