Merhaba dostlar,
Darbe girişimi, terör saldırıları, patlayan bombalar ve sınır ötesi harekâtlarla nice canların yandığı, ocakların söndüğü, belki yüz yılda yaşanacak felaketleri bir yılda yaşadığımız 2016 yılını geride bıraktık.
Öncelikle yeni yılın vatanımıza, milletimize ve tüm insanlığa hayırlı olmasını diliyorum.
Diliyorum demiştim dilemesine de, gelin görün ki daha “dakika bir…” der gibi 2017’nin ilk saatlerinde İstanbul Ortaköy’deki katliamla sarsıldık. Onlarca masum insanımız kalleş terörün kurbanı oldu. Bu konu da söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum. Hiçbir kötü kelime, hiçbir küfür, hiçbir kötü sıfat bu terör odaklarını ve tetikçilerine karşılık gelemeyecek.
***
Kutlansın kutlanmasın tartışmalarıyla bir yılbaşı daha geldi geçti.
Aralığın son haftasında başladı tartışmalar.
Aslında tartışmada değildi bu. Çünkü herkes yılbaşını mutlaka kutlamalı diyenler yoktu. Niçin kutlamıyorsunuz, hadi siz de kutlayın diyenler de yoktu.
Fakat;
“Kutlamayın”,
“Müslüman noel kutlamaz”,
“Yılbaşı kafir işidir” türü sloganlar atanlar çoktu.
Aynı anlamda karikatürler yapıldı.
Hatta bir tanesi Nazilli’de zeybek kostümlü kimselerin temsili Noel Baba’nın başına silah dayaması gibi dramalar da canlandırıldı.
Sosyal medyada bu konunun fanatikleri hiç boş durmadılar. Ayetlerden hadislerden deliller bile gösterdiler.
Hiçbir meselemiz kalmadı bir hafta boyunca. Yılbaşı kutlanmasın, kutlamayın, hatta kutlayamayacaksınız türü paylaşımlar aldı başını gitti.
Sırf kutlama yapacak olanlar yılbaşını kutlayıp da cehenneme gitmesinler diye, bu gönüllü yılbaşı karşıtları canla başla çalıştı. Hakaretler, küfürler, aşağılamalar ve hatta bazen tehditler bile savurdular.
Yılbaşını kutlayacak olanlar ise nerdeyse yemin billah ettiler. “Noel falan kutlamıyoruz, elhamdülillah biz de müslümanız, sadece takvimdeki yeni yılın başlangıcını kutluyoruz” diye. “Doğum günü kutlar gibi, baharın gelişini kutlar gibi bir şey, başka bir şey değil”…
Ama bir türlü inandıramadılar.
İnandırmaları da mümkün değildi zaten.
Çünkü Einstein’ın dediği gibi “önyargıyı parçalamak atomu parçalamaktan daha zordur”.
Şimdi diyorum ki;
Allah aşkına bırakın artık kimse kimsenin yaşam tarzına karışmasın.
İsteyen cennet için yaşasın, cennete gitsin, isteyen cehenneme…
Bunun için ülkemizi ve hayatlarımızı cehenneme çevirmeyelim.
Çevirenlere ve çevirecek olanlara fırsat vermeyelim.
Gerçek anlamda birlik beraberlik sevgi ve saygı ile olur.
Hoşgörü ile olur.
Kimseyi zorla cennete sokmaya çalışmayalım.
Cennette Allahın, cehennem de…
Bırakın istediğini istediği yere o koysun.
Sağlıcakla kalın…
Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR! Aydınpost APPSTORE'da TIKLA