Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK)  2014 yılı araştırma raporuna göre ülkemiz insanı günde ortalama 6 saat Televizyon seyredip, 4 saat internet kullanıyormuş. Bu 4 saatlik internetin de yaklaşık 3 saati sosyal medyada geçmekteymiş.

Şimdi sıkı durun! …

Aynı kurumun okuma oranlarıyla ilgili raporunu söyleyeyim.

Günde 1 dakika…

 Yanlış okumadınız, kalemim de sürçmedi...

Sadece 1 dakika… Günde okumaya ayırdığımız ortalama süre 1 dakika.

Nasıl ama? Sanki toplumun hepsi süper hızlı okuma kursundan geçmiş…

Bu süre ile de dünya sıralamasında 86. sırada yer alıyoruz.

Bir de kitap okuma oranımıza bakalım:

 O da sadece binde bir. Bin kişiden biri kitap okuyor yani…

Haftalık gazete tirajımız Avrupa ve Uzak Doğu’nun günlük tirajı kadar etmiyor.

Böyle yazdığımda bazı okuyucularımın şöyle dediklerini duyar gibi oluyorum:

‘’İyi de, artık elektronik ve iletişim çağındayız. İnternetten e-kitap okunuyor. Okullarda akıllı tahta, dizde laptop, elde akıllı telefon… her şey mobil…’’

Değerli dostlar! … Gelişmiş ülkelerde, yani akıllı telefonu, diz üstü bilgisayarı ve akıllı tahtaları üreten ülkelerdeki durum böyle değil.

 İngiltere ve Fransa’da ki okuma oranı yüzde 21, Japonya’da yüzde 14, ABD’de yüzde 12… Bizde ise binde bir…

Gördüğünüz gibi teknolojiyi üretenler yeterince kullanıp, kitap, dergi ve gazete de okurken, bizcileyin tüketenler ise teknolojinin müptelası olmuşuz.

Aynı geri kalmışlık bilimsel çalışma ve buluşlarda da böyle…

Uluslararası düzeydeki patent sayımız ve niteliği de yerlerde sürünüyor.

Fakat son yılların moda kavramı Ar-Ge (Araştırma geliştirme)  için ayrılan para ise öyle az buz bir para değil. 10 milyarlık bir bütçe… Ya nitelik… Onu söylemeye gerek yok.

İstisnaları tenzih ederim…  Ar-Ge’den anladığımız çoğunlukla afilli toplantılar… kalın dosyalar… Alkışlarla ve bravo sesleriyle sunulan projeler…

Evet dostlar…

Darılmayalım, gücenmeyelim, kızmayalım…

İlime, irfana, bilime verdiğimiz değer bu kadar iken;

Bizim içimizden çıkmış milletvekillerinden oluşan TBMM’de, memleket cayır cayır yanar ve kan ağlarken, tabii ki de bir hükümet kurulamaz…

Otuz yıldır devam eden terör bitmez…

Yolsuzluğa hırsızlık denmez.

Denmez de…

Aydın’ın verimli toprakları, meyve bahçeleri ve güzelim havası enerji holdingleri tarafından yok edilirken, jeotermal romatizmaya iyi geliyormuş denir…

Sonra teröre karşı ve şehitler için 40 kişi yürürken, topçu, popçu ve siyasetçiler için 40 bin kişi yeri göğü inletir…

İşte böyledir dostlar…

Kitaba ayırdığımız zaman günde bir dakikadır.

Üstelik Allah’ın bizlere ilk emri ‘’Oku’’ iken…

 

Sağlıcakla…