Manisa'nın Turgutlu ilçesi Albayrak Mahallesi'nde bulunan İnci Üzmez Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi önünde sabah saatlerinde meydana gelen silahlı saldırıda 11 öğrenci yaralandı. Yaralı öğrenciler, ihbar üzerine bölgeye sevk edilen sağlık ekiplerince hastanelere kaldırılarak tedaviye alındı.

Olayın ardından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Turgutlu Devlet Hastanesi'ne geldi. İki Bakan, yaralı öğrencilerin sağlık durumlarına ilişkin bilgi aldı.

Ziyaretin ardından açıklama yapan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, yaralanan öğrencilerin sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi. Çiftçi, "Bugün Manisa Turgutlu'da bütün milletçe içimizi yakan, milletimizin yüreğini dağlayan bir okul saldırısı hadisesi gerçekleşti. Yine aynı okulun öğrencisi olan bir çocuk, ananesinin üzerine kayıtlı pompalı tüfekle, okula 80-100 metre mesafede, okula gitmekte olan çocukların üzerine ateş etmek suretiyle bir saldırı gerçekleştirdi. Saldırı neticesinde 11 yavrumuz, çocuğumuz yaralandı. Bunlardan üç tanesinin durumu diğerlerine göre daha kritik. Şu anda ameliyattan da çıkmış durumdalar. Yoğun bakımda tedavileri devam ediyor. Diğer 8 çocuğumuzdan birisi taburcu oldu. Geriye kalan yedi çocuğumuzdan üç tanesini az önce hastanemizde, burada ziyaret ettik. Onların durumu gayet iyi. Üç tane çocuğumuz da şu anda ameliyatta. Onların da ameliyatları devam ediyor. Ben öncelikle yaralanan bütün çocuklarımıza hayırlı şifalar diliyorum. Yine çocuklarımıza, ailelerimize, ailelerin aziz milletimize, Millî Eğitim camiamıza da geçmiş olsun dileklerimizi iletiyorum bu vesileyle. Allah beterinden saklasın diye de dua ve niyazda bulunuyoruz" dedi.

Çiftçi, olayın ardından başlatılan idari ve adli soruşturmalara ilişkin de şunları kaydetti:

"Olayın duyulmasıyla beraber ben Ankara'daydım. Sayın Millî Eğitim Bakanımız Trabzon'daydı. Kendisiyle İzmir'de buluştuk ve hemen Turgutlu'ya intikal ettik. Şu anda İçişleri Bakanlığımız iki tane mülkiye başmüfettişi, iki tane de polis başmüfettişi görevlendirdi. Millî Eğitim Bakanlığımız iki tane başmüfettişi görevlendirdi. Olay bütün idari yönleriyle soruşturulacak. Olayda herhangi bir sorumluluğu olan, ihmali olanlar tespit edilecek. Bunun dışında Millî Eğitim Bakanlığımız 20 tane de psikososyal destek ekibi görevlendirmiş durumda. Yarın sayı 27'ye çıkacak. Onlar da çalışmalarına başladılar. Olayın adli yönden de soruşturulması yine Adalet Bakanlığımız ve Cumhuriyet Başsavcılığımız kanalıyla yürütülüyor.

TÜRK-İŞ: "Öğrencilerimizin bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz"
TÜRK-İŞ: "Öğrencilerimizin bir an önce sağlıklarına kavuşmalarını diliyoruz"
İçeriği Görüntüle

Millî Eğitim Bakanlığı olarak, İçişleri Bakanlığı olarak, yedi tane bakanlık olarak okulların başlamasından önce okul güvenliğiyle ilgili gerekli planlamaları yapmıştık. Valilerimizle bununla ilgili gerekli toplantıları yaptık. Okullarda gerekli güvenlik tedbirlerini aldık. Daha dün yine Sayın Millî Eğitim Bakanımızla beraber 81 il valimizin, il emniyet müdürlerimizin, il jandarma komutanlarımızın, il millî eğitim müdürlerimizin katılımıyla yine bir okul güvenliği toplantısı gerçekleştirdik. Millî Eğitim Bakanlığımızın almış olduğu tedbirlerin yanında bizim İçişleri Bakanlığı olarak aldığımız okul güvenliğine yönelik tedbirlerimiz var. Mesela biz İçişleri Bakanlığı olarak bütün okulları, okullar açılmadan önce güvenlik riskine göre değerlendiriyoruz. Bu değerlendirme neticesinde okullarımızı birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü dereceden riskli okullar olarak belirliyoruz. Birinci ve ikinci dereceden, 3. ve 4. dereceden riskli okullarımızda okul irtibat görevlilerimiz var. Onlar ihtiyaç duydukça okul yönetimlerimizle irtibata geçiyorlar. Bunların dışında bu yıl ilk defa Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanımızla da görüşerek 31 bin tane bahçe görevlisi istihdam ettik. Onlardan dün itibarıyla 23 bin tanesi göreve başladı. Saldırının gerçekleştiği okul da birinci dereceden riskli okullardan bir tanesi. Orada bizim bir tane bekçimiz görev yapıyor. Ayrıca okul bahçe görevlisi de okulda saldırının olduğu anda görevli kendisi. Bunun dışında İçişleri Bakanlığı olarak yine okulun dışında güvenlik, asayiş, narkotik ve çocuk şube müdürlüklerimiz kanalıyla uygulamalarımız devam ediyor. Okulun civarındaki internet kafeleri, büfeleri, oyun salonlarını, metruk binaları düzenli aralıklarla denetliyoruz. Okulların, okulların servis araçlarını denetliyoruz."

Okul güvenliğinin yalnızca fiziki ve polisiye tedbirlerle sağlanamayacağını belirten Çiftçi, bu kapsamda 7 bakanlığın ortak çalışma yürüttüğünü ifade ederek şöyle devam etti:

"Biz istiyoruz ki çocuklarımız okula güvenle gelsinler. Okulda huzur içerisinde eğitimlerine devam etsinler ve sağ salim okullarından evlerine dönebilsinler. Ama okul güvenliği sadece fiziki tedbirlerle, polisiye tedbirlerle oluşturulabilecek bir şey de değil. Bunun için biz 7 bakanlık olarak bir araya geldik. 3 aydır üzerinde çalıştığımız bir protokolümüz de vardı. Dün Millî Eğitim Bakanımızın katılımıyla İçişleri Bakanlığımız da bu protokolü imza altına aldık. Buradaki de muradımız, herhangi bir sızıntı olması durumunda, çocukların eylem yapacaklarına dair bir belirti, bir işaret olduğunda sistemin devreye girmesi ve işte kolluk görevlileri, Sağlık Bakanlığı'nın görevlileri vasıtasıyla bir an önce tedavisine başlanmasıyla ilgiliydi. Burada Adalet Bakanlığımız, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığımız, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımız, Gençlik ve Spor Bakanlığımız, İçişleri, Millî Eğitim ve Sağlık Bakanlığı olarak bir araya geldik ve bir sistem kurduk. Özellikle belirti veren, işaret veren çocuklarla ilgili ve o da dün itibarıyla valiliklerimizle yaptığımız toplantının neticesinde iletilmiş oldu.

Biz okul güvenliğini sadece polisiye tedbirlerden ibaret olarak görmüyoruz. Burada devletin diğer kurumlarına düşen görevler var. Sivil toplum kuruluşlarına düşen görevler var. En başta da ailelere düşen görevler var. Aileler çocuklarının okula gidip gitmediğini, okuldan çıktıktan sonra nereye gittiklerini, geldiklerinde çocuklar hangi internet sitelerine giriyorlar, bunları mutlak suretle takip etmeliler, kontrol etmeliler. Eğer evlerinde silah varsa bunları çocukların ulaşamayacakları, erişemeyecekleri yerlere kaldırmalılar. Bu olayda kullanılan silah annenin üzerine kayıtlı. Dedenin evinde, çocuk oradan alıyor ve bu silahla eylemi gerçekleştiriyor. Demek ki silahları da güvenli yerlere almamız gerekiyor. Bu tamamen ailelerin alacağı tedbirler babında ailelere düşen bir görev. İçişleri Bakanlığı olarak çocukların başına veya bütün ailelere birer polis görevlendiremeyiz. Bizim alacağımız fiziki tedbirler bunlardan ibaret. Eğer topyekûn olarak görev yaparsak, hepimiz üzerimize düşeni yaparsak okullarımız daha güvenli hâle gelecek ve bu tür hadiseler de yaşanmamış olacak."

Çiftçi, daha önce yaşanan okul saldırısının ardından yürütülen çalışmalar ve alınan tedbirlere de değinerek sözlerini şöyle tamamladı:

"14 Nisan'da malumunuz Maraş'ta bir okul saldırısı gerçekleşmişti. O saldırıdan sonra da biz siber devriyelerimiz vasıtasıyla, istihbarat görevlilerimiz vasıtasıyla 2 bin 419 kişiyi gözaltına aldık. Benzer düşüncede olan, benzer eylem yapabileceğini bir şekilde ihsas eden çocuklarla ilgili, görevli çocukları, çocuklarla ilgili gözaltı yaptık ve bunlardan 243 tanesi şu anda tutuklanmış durumda. Polis görevini yapıyor, istihbarat görevini yapıyor. Siber devriyelerimiz aynen sokaklarda olduğu gibi siber âlemde de görevini yapıyor. Dediğim gibi toplumun her kesimine düşen görevler var. Bunlar herkes tarafından yerine getirildiğinde, bu tedbirler alındığında inşallah bundan sonra bu tür üzücü hadiseler yaşamayacağımızı ben ifade ediyorum."