Merhaba dostlar,

Öncelikle yazımın başında Aydın Milletvekilimiz Sayın Bülent Tezcan’a yapılan saldırıyı şiddetle kınar, sayın vekilimize acil şifalar dilerim.

Cumhuriyet Bayramını kutladığımız bir günde, millet iradesini yüce mecliste temsil eden vekillerimizden CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan’a yapılan bu alçak saldırı, tüm milletimize, cumhuriyetimize ve demokrasiye yapılmıştır. Milletimize, CHP ailesine ve Sayın Bülent Tezcan’a geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.

***

Ölümlerin yavaş olanından korkacaksın.

Bol taksitli alışveriş gibidir. Kendin atlarsın önüne, farkına bile varamazsın.

Yahut suyu usul usul ısıtılan denek kurbağalar gibidir. Ölürken haberin olmaz, hatta keyif bile alırsın.

Ölümün yavaş olanından korkacaksın.

Patlayan bir bomba gibi gürültüsü yoktur.

Ses getirmez, korkutmaz, kendine getirmez.

Yahut bir kurşun gibi yakmaz. Bıçak gibi saplanıp kanın akıtmaz.

Donarak ölmek gibidir. Uykuların en dayanılmazına dalıp, bir daha uyanamamak gibi…

Ölümün yavaş olanından korkacaksın.

Yavaş olanından…

Aydın’da JEOTERMALLER gibi.

Hep söylüyoruz,

Düzgün işletildikten sonra,

İnsan ve çevre sağlığı ön plâna alındıktan sonra,

Tarım şehri Aydın’da toprak, su ve hava dengesi iyi kurulduktan sonra,

Tabi ki de jeotermallere kimse karşı gelmez.

Cerrahın elindeki neştere,

Kasabın elindeki bıçağa ve berberin elindeki usturaya karşı olan var mıdır?

Ama bu kesici aletleri bir de kötü insanların, katillerin elinde olduğunu düşünün. Vay halimize değil mi?

Aydın ve ilçelerinde, özellikle de İncirin başkenti Germencik’te durum böyle.

Yani vay halimize türünden…

Bazı geceler ve sabahın erken saatlerinde çürük yumurta kokusunu duymayan yoktur.

İncir ve zeytindeki kalite ve rekolte düşüklüğü,

Havadaki kükürt ve sülfür oranındaki olağan dışı artışlar,

Her geçen gün azalan tarım alanları ve

Toprağa-suya bırakılan, çıplak gözle bile tespit edilen zehirler ortadadır.  

Aydın ve yöresinde yavaş ölümler var.

Yavaş ölüm.

Ölüm…

Bilimsel araştırmalar ve tıp söylüyor bunu.

Ama kahretsin ki karşındaki rakibin yavaş ve taksitli ölüm.

Celladın kurnaz, yüzsüz, büyük sermaye.

Sloganlar damardan; Gelişmek, büyümek, enerji, döviz ve uluslararası güçlere karşı mücadele.

Bir şey dedin mi, laf hazır. “Siz gelişmemizi istemiyor musunuz”?..

Hal böyle iken bu durumda;

Yetkililer ve etkililer kör, sağır ve dilsiz.

Partizanlar sen-ben yahut siz-biz derdinde.

Halkımız sessiz,

Velhasıl sevgili dostlar,

Dünyanın en güzel havası, suyu ve toprağına sahip Aydın şehri sahipsiz mi sahipsiz.

Mücadele edenler ise bir avuç gönüllü. Aydın Çevre Platformu(AYÇEP) ve Germencik Çevre ve Doğa Derneği gibi.

Geçen hafta,  çevre ve toplum konularına duyarlılığı ile tanıdığımız, yazarlarımızdan Akın Yakan’ın yazısından öğrendik ki, bir jeotermal santrali de Efelerin ve ADÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nin yakınına; Kalfaköy’e kuruluyormuş.

Alın bize bir taksitli ölüm daha.

“Hayırlı olsun” diyordum az kalsın. Ağız alışkanlığı işte…

Allah sonumuzu hayreylesin.

Sağlıcakla…