Ekonomist Prof. Dr. Hakkı Hakan Yılmaz, benzin ve motorin fiyatlarının doludizgin yükseldiğine işaret ederek, bu hafta beklenen zamla motorinin litre fiyatının 100 TL sınırına yaklaşacağını söyledi. Eylül ayında akaryakıt fiyatlarındaki artışın belirgin biçimde hızlandığını ve öngörülerin ötesine geçen bir fiyat şokuyla karşı karşıya kalındığını belirterek, küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde petrol fiyatlarının yükselmesinin düşme ihtimalinden daha güçlü olduğunu kaydetti. Yılmaz, bunun başta gıda olmak üzere fiyatları hem doğrudan hem de ikincil etkilerle artıracağını vurguladı.

Yılmaz, ANKA’ya, artan petrol ve akaryakıt fiyatlarının tetiklediği yüksek enflasyon ortamında vatandaşları, tarımsal üretimi ve reel sektörü desteklemek üzere atılması gereken adımlarla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Benzin ve motorin fiyatlarının doludizgin yükseldiğine işaret eden Yılmaz, benzinin litre fiyatı 80 TL’yi, motorinin litre fiyatının da 90 TL’yi aştığını belirtti.

Yılmaz, bu hafta beklenen zamla birlikte motorinin litre fiyatının 100 TL sınırına yaklaşacağını ifade ederek, “Yılbaşından bu yana ortalama fiyatlar üzerinden yapılan hesaplama, motorinin yüzde 72,4, benzinin yüzde 50,5 oranında arttığını gösteriyor. Eşel mobil uygulanmasaydı bu artışlar sırasıyla yüzde 90,7 ve yüzde 81,1’e ulaşacak, motorinin litre fiyatı 103 TL’ye, benzinin litre fiyatı ise 90,1 TL’ye çıkacaktı” diye konuştu.

Yılmaz, yılın sekiz ayında enflasyonun yüzde 22,1 olduğunu anımsatarak, “Bunlar oldukça yüksek oranlar. Akaryakıt fiyatlarındaki artış, genel fiyat düzeyindeki yükselişin yaklaşık üç-dört katına ulaşıyor” dedi.

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 2026-2027 dönemi burs başvuru dönemi başladı
Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği 2026-2027 dönemi burs başvuru dönemi başladı
İçeriği Görüntüle

AKARYAKIT FİYATLARI YÜKSEK KALABİLİR

Motorindeki artışın yalnızca Brent petrol fiyatlarıyla açıklanamayacağını kaydeden Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Rafineri kapasitesindeki sıkışıklık, motorin arzının yetersiz kalması ve artan taşıma maliyetleri de fiyatları yukarı çekiyor. Bu nedenle Brent gerilese bile, motorin ile ham petrol arasındaki rafineri fiyat farkı, yani crack spread daralmadığı sürece pompa fiyatlarında aynı ölçüde bir rahatlama görülmeyebilir.”

TARIMI DA ULAŞTIRMAYI DA VURUYOR

Motorin fiyatındaki artışın yalnızca ulaştırmayla sınırlı kalmadığına dikkati çeken Yılmaz, akaryakıttaki fiyat hareketinin başta gıda olmak üzere diğer mal ve hizmetlerin fiyatlarına da yansıdığını, özellikle tarımda ve imalat sanayiinde üretim ve girdi maliyetlerini yükselttiğini vurguladı.

Yılmaz, eylül ayında akaryakıt fiyatlarındaki artışın belirgin biçimde hızlandığını ve öngörülerin ötesine geçen bir fiyat şokuyla karşı karşıya kalındığını söyledi.

“Temmuz–eylül dönemindeki ortalama fiyat artışının motorinde yüzde 30’a, benzinde yüzde 23,3’e ulaşmasını bekliyoruz” diyen Yılmaz, aylık enflasyonun yüzde 1-2 arasında değiştiği ortamda, ağustos–eylül ortalama fiyat artışı tahmininin motorin için yüzde 16,3, benzin için yüzde 12,8 düzeyinde olduğunu kaydetti.

Bu gelişmelerin yalnızca eylül ayı enflasyonuna doğrudan etkisinin yaklaşık 0,39 puan, eylül sonu itibarıyla dokuz aylık birikimli katkısının da 1,63 puan olacağını anlatan Yılmaz, “Ulaştırma, gıda ve üretim maliyetleri üzerinden ortaya çıkacak ikincil etkiler de dikkate alındığında, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin toplam enflasyona katkısı 7 puana yaklaşabilir. Oldukça muhtemel gördüğümüz bu senaryonun gerçekleşmesi hâlinde, tüm hesaplama zorlamalarına rağmen yıl sonu enflasyonunun yüzde 32 civarında oluşmasını bekliyoruz” dedi.

YILMAZ'IN ÖNERİLERİ

Yılmaz, küresel belirsizliklerin yoğunlaştığı bu dönemde petrol fiyatlarının yükselmesinin düşme ihtimalinden daha güçlü olduğunu kaydetti. Bunun fiyatları hem doğrudan hem de ikincil etkilerle artıracağını yineleyen Yılmaz, bu gelişmenin yaşam ve üretim maliyetleri ile genel fiyat düzeyi üzerindeki kırılganlığı yaygınlaştıracağını belirtti. Yılmaz, bu konuda atılmasını önerdiği adımları şöyle sıraladı:

-Akaryakıt fiyatlarındaki artışı dengelemek amacıyla ÖTV, yıl sonuna kadar gerektiğinde sıfır seviyesine kadar indirilmeli.

-Enerji fiyatları üzerinden alınan KDV oranları, akaryakıt türleri itibarıyla farklılaştırılmalı ve mevcut oranlar en az yüzde 50 oranında azaltılmalı.

-Hane bütçeleri içinde giderek daha fazla yer tutan ulaştırma, gıda, barınma ve eğitim harcamalarının yol açtığı yoksullaşmayı azaltmak amacıyla çalışan yoksullara, düşük aylık alan emeklilere ve diğer kırılgan hanelere yönelik destekler artırılmalı.

-Artan enerji maliyetlerinin üretim ve fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlamak amacıyla reel sektöre yönelik geçici mali destek programı uygulanmalı. Özellikle tarım ve imalat sanayisine odaklanacak bu program, KDV indirimleri ve ÖTV desteğiyle tamamlanarak firmaların üzerindeki maliyet baskısını hafifletmeli.

Yılmaz, ÖTV ve KDV oranları ile vergi yükündeki düşüşlerin enflasyonu doğrudan aşağı çekme potansiyeline sahip olduğunu ifade ederek, “Elbette bu politikaların bütçeye bir maliyeti olacaktır ancak tercih, yalnızca bütçe maliyeti üzerinden değil, yüksek enflasyonun gelir dağılımı, üretim ve büyüme üzerinde yarattığı daha geniş ekonomik ve toplumsal maliyet dikkate alınarak yapılmalıdır” diye konuştu.