Yargıtay’ın vermiş olduğu emsal kararlar, toplumda bilinç ve algı düzeyinin gelişmesi nedeniyle hukukçular dışında da ilgiyle izlenmekte ve takip edilmektedir. Yerelde mahkemelerin incelemelerine ve kararlarına emsal olan bu kararlar, karar aşamasında hukukçular için belirleyici olmaktadır. Bu nedenlerle, son zamanlarda Yargıtay’ın verdiği ilginç kararları belli periyotlarla okuyucularımla paylaşmaya çalışacağım.
1-Emekli olduktan sonra aynı veya başka işyerinde çalışmaya devam eden çalışanların imzaladıkları sözleşmenin niteliği ve tazminata sorunu hakkında.
Emekli olduktan sonra işçi olarak çalışmaya devam edenlere, uygulamada ya hiç sözleşme imzalatılmıyor, ya da "iş sözleşmesi" yerine "hizmet alımı sözleşmesi" imzalatılarak çalıştırılıyor. Yargıtay'ın verdiği emsal kararlarda, hiçbir sözleşme imzalanmamış olsa bile düzenli sabit ücret ödendiğinin tespit edilmesi halinde o kişinin ücretli olarak çalıştığı kabul ediliyor ve kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmediliyor. İşveren, geriye dönük olarak Sosyal Güvenlik Destek Primi'ni (SGDP) cezalı ödeme riskiyle karşı karşıya kalıyor.
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi'nin 2014/17787 Esas ve 2015/8341 sayılı kararına konu dava Antalya 2. İş Mahkemesi'nde açıldı. Devlette çalıştıktan sonra emekli olan bir mühendis, yazılı bir iş sözleşmesi imzalamadan aylık sabit ücretle bir enerji şirketinde 2002 yılında çalışmaya başladığını, bu şirkette 2012 yılına kadar çalıştıktan sonra işverenin haklı bir nedene dayanmadan iş akdini feshettiğini ifade ederek, ihbar ve kıdem tazminatının ödenmesini istemiştir. Davalı şirket, yönetim kuruluna danışmanlık hizmeti veren davacı mühendisin iddia ettiği gibi sabit bir ücret sözleşmesi bulunmadığını, aralarında maktu bir ücret üzerinde anlaştıklarını, ifade ederek davanın davanın reddini talep etmiştir.
Yerel mahkeme, bilirkişi raporu doğrultusunda davacı mühendisin söz konusu işyerinde 2005-2011 yılları arasında çalıştığını, bu sürelere ilişkin kıdem tazminatı ödenmesi gerektiğine hükmetmiş, teyiz üzerine dosyası inceleyen Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, davacı mühendisin, çalıştığı şirket adına başka şirketlerle yapılan görüşmelerde temsilci olarak görev aldığına dair belgeleri delil kabul ederek, 2002-2012 yılları arasında çalıştığı dikkate alınarak alacaklarının yeniden hesaplanması gerektiğine karar vermiştir.

2-Hekimin tedavi ve ameliyat sırasındaki işlemleri nedeniyle cezai sorumluluğu hakkında.
2011 yılında peş peşe katarakt ameliyatı yaptığı 8 hastadan bazılarının, bir gözünün görme yeteneğini yitirmesine neden olan doktor hakkında, yerel mahkemenin verdiği beraat kararını Yargıtay 12'nci Ceza Dairesi bozdu.
Yargıtay kararın sonuç bölümünde, "Her ne kadar Yüksek Sağlık Şurası tarafından 23 - 24 Mayıs 2013 tarihli raporda, 'Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucu, hastalarda gelişen endoftalmilerin, hekim hatası olmadığı, kullanılan göz içi yıkama solüsyonları veya intrakamaral verilmiş olan antibiyotik sonucu gelişmiş olan bir kamplikasyon olduğuna' karar verilmiş ise de, Adli Tıp 1'inci İhtisas Kurulu'nun, 11 Mart 2013 tarihli raporunda, 'ameliyat ortamındaki, sterilizasyonda bir kusur olduğunun' tespit edildiğinin bildirilmesi karşısında dosyanın bir bütün halinde Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesine gönderilerek, sanık tarafından bir saatlik sürede yapılan 8 operasyonun süre ve kullanılan malzemeler ile malzemelerin kullanılma sayısı bakımından tıp bilimi kurallarına uygun olup olmadığının tespiti sağlanarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik inceleme ve yazılı şekilde karar verilmesi kanuna aykırı olup, itirazlar bu nedenle yerinde bulunup hükmün bozulmasına, oy birliğiyle karar verilmiştir" şeklinde açıklama yapılmıştır.
3- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, evli kadının isterse sadece bekarlık soyadını kullanabilmesinin yolunu açtı. Evli kadınlar, Aile Mahkemelerine dava açarak sadece kendi soyadlarını kullanabilecek.
Yargıtay geçmişteki kararları ile mahkemeler onay verse bile, Medeni Kanun'u gerekçe göstererek evli kadınların sadece bekarlık soyadlarını kullanmalarına onay vermiyordu. Kadınların evlendikten sonra gerek kariyer, gerek kişilik haklarını gerekçe göstererek kendi soyadlarını kullanmak istemeleri nedeniyle açılan bir davada Yargıtay Hukuk Genel Kurulu istemi haklı görerek kadının bekarlık soyadını kullanabileceğini kabul etmiştir.
Türk Medeni Kanunu’nun 187.maddesi uyarınca kadınlar evlendikten sonra kendi soyadını kullanamıyorlar. Bu madde nedeniyle bekarlık soyadını kullanamayan kadınlar ancak dava açarak bu hakkı kullanabilecekler.

4- Emlakçı satış komisyon közleşmesinde tapu sahiplerinin imzasının bulunması zorunluluğu hakkında.
Davacı, davalıya ..... adresinde bulunan taşınmazı gösterdiğini ve taraflar arasında ''Satılık ve Kiralıklarda Yer Gösterme Sözleşmesi'' düzenlendiğini, ancak davalının sözleşmeye aykırı şekilde, müvekkilini devre dışı bırakarak sözkonusu taşınmazı kiraladığını ve sözleşmede kararlaştırılan ….. TL'yi ödemediğini, bunun üzerine müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına ve %40 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 10.06.2015 tarihli, 2014/1 esas, 2015/1539 kararsayılı kararı ile “…tellallık(simsarlık) ilişkisi, tellal(davacı) ile iş sahibi(davalı) arasında yapılan bir sözleşme ile kurulur. Gayrimenkul tellallık sözleşmesinde taşınmaz maliklerinin imzasının bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Simsarın aracılık ettiği asıl sözleşmenin iş sahibi ile üçüncü kişi arasında kurulması ile simsarın ücret alacağı doğar. Eldeki davada taraflar arasında 15.04.2010 tarihli tellallık(simsarlık) sözleşmesi imzalanmış olup, davalı sözleşmedeki imzaya itiraz etmemiştir.
Hal böyle olunca yerel mahkemece, işin esasına girilerek davalının sözleşmenin sonradan doldurulduğu iddiaları ile kiralanan yerin sözleşmede gösterilen yer olup olmadığı ve sözleşmenin B/2. maddesindeki şartların gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, sözleşmede taşınmaz maliklerinin imzası bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır…” şeklinde karar verilmiştir.
5-Elektrik faturalarında kayıp kaçak bedeli altında tahsil olunan bedellerin iadesi hakkında.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 23.9.2014 tarihli ve 2014/12810 E. - 2014/12352 K. sayılı kararı ile kayıp kaçak bedelinin kesinlikle bu konuda ilgisi bulunmayan tüketicilerden tahsil edilemeyeceği yönünde karar vermiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun tüketicilerle ilgili verdiği 21.05.2014 tarihli ve 2013/7-2454 esas, 2014/679 sayılı kararında ise “Elektrik enerjisinin nakli esnasında meydana gelen kayıp ile başka kişiler tarafından hırsızlanmak suretiyle kullanılan elektrik bedellerinin (kaçak), kurallara uyan abonelerden tahsili yoluna gitmek hukuk devleti ve adalet düşünceleri ile bağdaşmamaktadır. Hem bu hal, parasını her halükârda tahsil eden davalı kurumun çağın teknik gelişmesine ayak uydurmasına engel olur, yani davalı kendi teknik alt ve üst yapısını yenileme ihtiyacını duymayacağı gibi, elektrik hırsızlanmak suretiyle kullanan kişilere karşı önlem alma ve takip etmek için gerekli girişimlerde de bulunmasını engeller. Oysa ki elektrik kaybının önleme ve hırsızlıkları engelleme veya hırsızı takip edip, bedeli ondan tahsil etme görevi de bizzat enerjinin sahibi bulunan davalıya aittir. Bununla birlikte tüketici vatandaşın faturalara yansıtılan kayıp kaçak bedelinin hangi miktarda olduğunun apaçık denetlenebilmesi ve hangi hizmetin karşılığında ne bedel ödediğini bilmesi yani şeffaflık hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarındandır." şeklinde karar vermiştir.
