Enerji maliyetlerindeki yükseliş ve enflasyonun etkisiyle artan yaşam giderleri, vatandaşları elektrik faturalarını düşürmenin yollarını araştırmaya yöneltti. Uzun yıllar yalnızca bulundukları bölgedeki dağıtım şirketlerinden hizmet alan aboneler, yükselen maliyetler karşısında çözümü rekabetçi piyasanın sunduğu "serbest tüketici" sisteminde aramaya başladı.
Konut abonelerinde yıllık 4 bin kilovatsaat, aylık ise ortalama 333 kilovatsaat tüketim sınırının aşılmasıyla birlikte devlet desteğinin sona ermesi, elektrik piyasasında dengeleri değiştirdi. Belirlenen limiti geçen aboneler elektriği gerçek maliyet üzerinden ödemeye başlayınca, daha uygun fiyatlı tarifeler sunan şirketlere yönelim hız kazandı.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun güncel verilerine göre, kademeli tarife uygulaması öncesinde yaklaşık 188 bin olan serbest tüketici sayısı, yüzde 358'lik artışla 860 bin 207'ye yükseldi. Özellikle sıcak hava koşulları nedeniyle klima kullanımının yoğun olduğu Akdeniz, Boğaziçi ve Toroslar dağıtım bölgelerinde sisteme geçiş talebinin daha yüksek seviyelere ulaştığı belirtiliyor.KİMLER SERBEST TÜKETİCİ OLABİLİR?Vatandaşların en fazla merak ettiği konular arasında "Serbest tüketici limiti ne kadar?" sorusu yer alıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından 2026 yılı için belirlenen serbest tüketici limiti yıllık yaklaşık 1000 kilovatsaat olarak uygulanıyor. Aylık ortalama 900 TL ve üzeri elektrik faturası ödeyen konut ve ticarethane aboneleri, yasal olarak "serbest tüketici" statüsünden yararlanabiliyor.Yeni sistemin en dikkat çeken yönlerinden biri de coğrafi sınırlamaları ortadan kaldırması oldu. "Farklı şehirden elektrik şirketi seçilebilir mi?" sorusunun yanıtı ise evet. Örneğin İstanbul'da yaşayan bir abone, yalnızca bulunduğu bölgedeki şirketle sınırlı kalmadan Türkiye'nin herhangi bir yerinde faaliyet gösteren ve daha avantajlı teklif sunan bir perakende elektrik şirketiyle dijital ortamda ya da ıslak imzalı sözleşmeyle anlaşma yapabiliyor. Türkiye genelinde hizmet veren 21 farklı şirketin sabit fiyatlı veya piyasa endeksli tarifeleri arasından tercih yapılabiliyor.Tedarikçi değişikliği sırasında tüketicilerin karşısına iki farklı sözleşme modeli çıkıyor. Sabit fiyatlı sözleşmelerde belirlenen süre boyunca, örneğin 12 ay boyunca, ulusal elektrik zamlarından etkilenmeden önceden belirlenen birim fiyat üzerinden ödeme yapılıyor. Piyasa endeksli sözleşmelerde (PTF) ise elektrik borsasındaki (EPİAŞ) fiyat hareketleri doğrudan faturaya yansıyor. Bu modelde fiyatların düşmesi avantaj sağlarken, olağanüstü dönemlerde yaşanabilecek artış riski de tüketiciye ait oluyor. Uzmanlar, hane halkı için daha öngörülebilir maliyet sunduğu gerekçesiyle sabit fiyatlı tarifelerin daha güvenli bir seçenek olduğuna dikkat çekiyor.
Tedarikçi değişikliği işlemleri tamamen dijital sistemler ve resmi kayıtlar üzerinden yürütülüyor. Sayaçta ya da elektrik hattında herhangi bir fiziksel işlem yapılmadığı için şirket değişikliği sırasında elektrik kesintisi yaşanmıyor.
Mevcut elektrik şirketiyle taahhütsüz şekilde hizmet alan aboneler, başka bir tedarikçiye geçerken herhangi bir ücret ödemiyor. Ancak yeni şirketle sözleşme imzalamadan önce sözleşmede yer alabilecek erken fesih veya cayma bedeli hükümlerinin dikkatle incelenmesi gerektiği belirtiliyor.




