• BIST 107.170
  • Altın 151,379
  • Dolar 3,6777
  • Euro 4,3209

    Üye seçerse sorun çözülür

    24.10.2008 15:38
    Üniversitelerde eğitim özgürlüğüyle ilgili düzenlemeyi iptal eden Anayasa Mahkemesi'nin gerekçesi yeni bir tartışma başlattı. Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç, anayasal sınır aşılarak yapılan denetimin hukuk ihlali olduğuna dikkat çekti.
    Üye seçerse sorun çözülür
    Üye seçerse sorun çözülür Üye seçerse sorun çözülür Üye seçerse sorun çözülür

    Anayasa hukukçuları, 'yetki gasbı' yapıldığını ileri sürdü. Prof. Dr. Ergun Özbudun, "Bugün ortaya çıkan durum, demokrasiden çok 'jüristokrasi' (hakimler hükümeti) tanımına uygun düşüyor." ifadesini kullandı. Jüristokrasi eleştirisi, Anayasa Mahkemesi'nin üye yapısını da kapsıyor. Avrupa ülkelerinin aksine TBMM, Yüksek Mahkeme'ye üye seçemiyor. Yüksek Mahkeme'nin 7 asil ve 3 yedek üyesini, Yargıtay, Danıştay, Askerî Yargıtay, Askerî Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay ve YÖK Genel Kurulu seçiyor. Cumhurbaşkanı yüksek yargı kurumlarının seçtiği üyelerden birini tercih ediyor. Cumhurbaşkanı 3 üyeyi ise avukat ve üst kademe yöneticiler arasından doğrudan seçiyor. Gelinen noktada çözümün Meclis'in mahkemeye üye seçmesinde olduğu belirtiliyor.

    >>İŞTE ANAYASA MAHKEMESİNİN GEREKÇLİ KARARININ TAM METNİ<<
    Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesi uzun süredir tartışılıyor. Anayasa maddesini yürürlüğe koyan millet iradesinin kullanımına ortak olan Anayasa Mahkemesi'ne TBMM'nin üye seçememesi modern anayasa yargısına uymuyor. 1961 Anayasası'nda bile Yüksek Mahkeme'nin 15 asıl üyesinin 5'ini Meclis seçiyordu. 1982 Anayasası'nda Yüksek Mahkeme'ye üye seçimi sistemi değiştirildi. Meclis devre dışı bırakıldı.

    Anayasa Mahkemesi'ne üye seçimi Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığındaki bilim kurulunun hazırladığı anayasa taslağında da yer aldı. Taslakta, mahkemenin üye sayısı 11'den 17'ye çıkarılarak, 8 üyenin TBMM tarafından seçilmesi öngörüldü. Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, konuya mahkemenin 46. kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşmada temas etti. Meclis'in mahkemeye üye seçmesi gerektiğinin altını çizdi. Eski Başkan Mustafa Bumin de aynı görüşte. Bumin, başkanlığı döneminde hazırlanan taslakla üye sayısının 17'ye çıkarılmasını, 4 üyenin Meclis tarafından seçilmesini teklif etti. Bumin, Meclis'in objektif kriterlerle yapacağı üye seçiminin kaçınılmaz olduğunu vurguladı.

    Bu sistem sadece Rusya'da var

    Haşim Kılıç, başkan vekilliği döneminde de bununla ilgili kapsamlı bir çalışma yaptı. Yüksek mahkemelere üye seçim yöntemlerini inceledi. Buna göre Türkiye ve Rusya dışında tüm ülkelerde parlamentolar, Anayasa Mahkemesi'ne üye seçiyor. 30 ülkenin bir bölümünde üyelerin tamamı, bazılarında ise belli bir oranı parlamentolarca seçiliyor. Türkiye Barolar Birliği ise 2001 yılında hazırladığı anayasa taslağında, Anayasa Mahkemesi'nin üye sayısının 21'e yükseltilmesini ve 7 üyenin Meclis tarafından seçilmesini teklif etmişti.

    Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem (Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi): Mahkeme dinamizm kazanır
    Anayasa Mahkemesi'nin yasama organına ait yetkiyi kullanmasına teşebbüs etmemesini sağlamak gerekir. Bunun yolu Anayasa Mahkemesi üyelerinden bir kısmının en azından yarısının TBMM tarafından seçilmesine imkân tanımaktır. Böylelikle mahkemeye dinamizm kazandırılmış olur. Üyelerin görev sürelerinin düşürülmesi ve toplumdaki değişim ve dönüşümü takip edecek şekilde yenilenmesi gerekir. 40 yaşında üye seçilen biri 65 yaşına kadar görev yaparsa toplumdaki değişim Anayasa Mahkemesi kararlarına yansımaz. Üyelerdeki hakim laiklik anlayışı, baskı aracı olarak görülen bir anlayış. Bu karar yasama organına ait olan Anayasa'yı değiştirme yetkisinin gasbı mahiyetindedir.



    --------------------------------------------------------------------------------

    [TEPKİLER DİNMİYOR]
    Nimet Çubukçu (Devlet Bakanı): Bu mesele artık kadın sorunu olarak kabul edilmeli
    Anayasa Mahkemesi'nin kararı Türkiye'de var olan problemi çözmemiş, tam tersine problemi daha karmaşık hale getirmiştir. Anayasa Mahkemesi, zorlama bir yorumla bu hakkı kısıtlamıştır. Kız çocuklarının eğitimi için bu kadar mücadele ederken bir kısım kadınları ülkemizde eğitim hakkından mahrum bırakacak bir görüşü benimsemem mümkün değil. Türkiye'de böyle bir problem var ve bu konuda mutlaka görüş alışverişi olması gerekir. Bu sorun bir kadın sorunu olarak kabul edilmeli ve bunun çözümü için bir araya gelinmeli. Kararı bir umutsuzluk olarak görmüyoruz, tam tersine toplumun tüm kesimleri bu konuyu bir şekilde çözecek adımlar atmalı. Bu görüşler de değişebilir, değişmez diye bir şey yok.

    Emine Bozkurt (Avrupa Parlamentosu Milletvekili): Siyasi partiler çözüm için bir araya gelmeli
    Bu demek değil ki bu konu burada bitti. Bence toplumsal tartışma devam edecektir. Soruna bir çözüm bulunması için bütün siyasi partilerin bir araya gelip tartışması gerekir. Temel özgürlüklerle, eşit haklarla ilgili yeni anayasa çalışmalarının devam etmesi Türkiye için oldukça önemli.

    Prof. Dr. Mehmet Turhan (Başkent Üniversitesi): Özgürlükler varsayımlarla kısıtlanamaz
    Mahkeme olasılıkları, varsayımları, niyetleri okuyarak bir karar vermiştir. Varsayıma dayanarak özgürlüğü kısıtlıyorsunuz. Baskı olursa üniversitenin baskıyı önleme yetkileri var. Tedbiri alabilir. Olasılık ortaya çıkabilir diye özgürlüğü kısıtlarsanız, o zaman toplantı ve gösteri yürüyüşlerine hiç izin vermemeniz gerekir. Daha önemlisi tali kurucu iktidar yetkisini de Anayasa Mahkemesi eline almış. Yani anayasa değişikliği bundan sonra mahkemenin onayına bağlı. Onay vermezse anayasa değişikliği yapılamaz. Karar, vatandaşların siyasal katılma hakkını ortadan kaldırıyor. Kendi kendini yönetme hakkını ortadan kaldırıyor. Halkı kim yönetecek? Anayasa Mahkemesi ya da izin verdiği ölçüde partiler. Anayasa Mahkemesi kurucu iktidar konumuna gelmiş oluyor. Önemli olan özgürlükleri çoğaltan bir değişikliği Anayasa Mahkemesi iptal ediyor. Gerekçenin bağlayıcılığı yok o ayrı bir konu. Yapılan değişikliklerin de üniversitede başörtüsünü serbest bırakacağı şüpheli. Bence bırakmazdı.

    Prof. Zühtü Arslan (Anayasa hukukçusu): Mahkeme, anayasa hükmü koyan bir organ haline geldi
    Anayasa açıkça ihlal edildi. Egemenlik paradigmaları altüst edildi. Anayasayı değiştirme yetkisi Parlamento'ya aittir, ama bu kararla birlikte Anayasa Mahkemesi bu yetkiye ortak olmuştur. Hiçbir organ kaynağını anayasadan almayan bir devlet yetkisini kullanamaz. Ama mahkeme 'Ben istisnayım.' dedi adeta. Bir anlamda artık klasik negatif yasa koyuculuğunun ötesine geçti. Anayasa hükmü koyan bir organ haline geldi. Başörtülünün baskı yapacağı iddiası varsayıma dayanan bir şey. Baskı olursa devlet, üniversite yönetimi tedbirini alır. O zaman şuna benziyor: Otobanlarda daha çok kaza oluyor, hız nedeniyle o zaman otobanları kapatalım. Böyle bir mantık olur mu? Başkasına baskı oluşturur mantığıyla yasaklayacaksınız. Bu mantık geçerli bir mantık değil. Yasağı savunmak için ortaya attıkları bir varsayım. Bu varsayımın doğru olduğuna dair elde sosyolojik bir bulgu yok. Tam tersi bulgular var. Başörtüsünün serbest olduğu dönemlerde böyle baskılar olmamış, hadiseler yaşanmamış. Özgürlük istismar ediliyor diye özgürlüğü ortadan kaldıramazsınız. Bu kararla artık siyasi parti kapatma kararlarının tartışmasının da anlamı kalmadı, çünkü bu karar Türkiye'de fiilen siyasi partileri kapatmıştır. Çünkü bir siyasi parti iktidar olmak için kurulur. İktidara geldiğinde de toplumsal sorunları çözmeye uğraşır. Çözmenin yolu da bazen anayasayı değiştirmeden geçer. Meclis fiilen işlevsiz hale getirilmiştir.

    Muhsin Yazıcıoğlu (BBP Genel Başkanı): TBMM'ye darbe yapıldı
    Anayasa Mahkemesi'nin gerekçeli kararı, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'ne karşı yapılmış bir darbe anlamına geliyor. Hukuk devletinde böyle bir durum kabul edilemez. Meclis'in buna karşı tavrını göstermesi gerekir.



    ----------------------------------------------------------------------------




    Yasakçı gerekçeye sivil protesto
    Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişikliğinin iptaline ilişkin gerekçeli kararı, sivil toplum kuruluşları tarafından protesto edildi. İlk eylem Mahkeme önünde gerçekleşti. Burada buluşan Mazlum-Der, Ak-Der, İlk-Der ve Genç Siviller'den oluşan grup, tepkilerini 'Başörtüme Dokunma, Sivil Anayasa İstiyoruz' yazılı pankartlarla dile getirdi. Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği (Ak-Der) üyeleri İstanbul Taksim Meydanı'na yürürken, Özgür-Der, Anadolu Gençlik Derneği Üniversite Komisyonu, Adaleti Savunanlar Derneği (ASDER), Hukukçular Derneği ve Eğitim Bir-Sen Beyazıt Meydanı'nda "Haklarımızdan ve özgürlüklerimizden vazgeçmeyeceğiz!" pankartları açtı. Ankara, İstanbul; Cihan

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim