Geçmişte, birçok işlem için saatler harcanırken, günümüzde yapay zeka tabanlı sistemler sayesinde aynı işlemler çok daha kısa sürede tamamlanabiliyor. Otomasyon sistemleri, insan hatalarını azaltırken, şirketlerin maliyetlerini de düşürmeye yardımcı oluyor. Yapay zekanın kullanımı ve çalışma yaşamında ne gibi etkileri olduğunu irdeleyen Öğretim Görevlisi Evin Miser ve ABD’de bulunan araştırmacı Orçun Sarıoğuz, yaptıkları araştırmada şirketlerden çalışanlara, ekonomiden sosyo-kültürel dönüşüme kadar dikkat çeken pek çok noktayı açıkladı.

Artan teknolojik gelişmelerin bir sonucu olarak yapay zekâ uygulamaları, hayatımızın birçok alanında olduğu gibi iş dünyasında da giderek daha fazla yer edinmeye başladı. Geleneksel iş süreçlerinin hızlı ve etkili bir şekilde dijitalleştirilmesi sayesinde, saatler süren işler artık birkaç saniyede tamamlanabiliyor. Yapay zekâ, yarattığı heyecan ve merakla birlikte pek çok araştırmacı ve akademisyenin gündeminde.

Ankara Üniversitesi Ayaş Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Evin Miser, ABD’de bulunan araştırmacı Orçun Sarıoğuz ve ekibiyle birlikte, yapay zekanın kullanımı ve çalışma yaşamında ne gibi etkileri olduğunu irdeledi.

Yapılan araştırmada bu teknolojinin çalışanların iş süreçlerine katılımı, iş tatmini ve örgütsel bağlılıkları yönünde nelerin değişebileceğine odaklanıldı.

“ÇALIŞMA YAŞAMINDAKİ DÖNÜŞÜM BİR DAHA ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK KADAR BÜYÜK”

Yapay zekanın eğitimden sağlığa, üretimden savunma sanayine pek çok farklı sektörde aktif olarak kullanılan önemli bir teknolojik gerçek olarak karşımıza çıktığını dile getiren Evin Miser, “Yapay zeka da iş dünyasında devrim niteliği taşıyan teknolojiyi pratik hayatımıza sunmaktadır. Yürüttüğümüz çalışmada, ABD’de yapay zekanın işletmelerin bazı kritik süreçlerinde aktif şekilde kullanıldığını gördük.

Yapay zekanın e-ticaret ve finans sektöründe kullanımını daha yakından inceledik. Ancak altını çizmemiz gerekir ki, yapay zekanın kullanımıyla birlikte, çalışma yaşamındaki dönüşüm, bir daha asla eskisi gibi olmayacak kadar büyüktür. Yaşadığımız pandemi süreci bize teknolojiyi pratiğe geçirme zorunluluğu getirdi. Bir kere başlayan bir olguyu tersine çevirmek neredeyse imkansızdır. Çalışma yaşamındaki pandemi deneyimi, bizi bir ölçüde yapay zekayla çalışmaya hazırladı.” dedi.

“YAPAY ZEKA GENEL ÜCRET DÜZEYLERİNİ DÜŞÜRECEK”

Güneşle ilgili yeni araştırmalar kabul görmüş teorileri çürüttü! Güneşle ilgili yeni araştırmalar kabul görmüş teorileri çürüttü!

Yapay zekanın çalışanlar için ne gibi etkileri olacağının herkesin aklında olan bir soru olduğunun altını çizen Miser, “Amerika’daki Çalışma İstatistikleri Bürosunun (Bureau of Labor Statistics) raporlarına göre 702 meslek grubu incelenmiş ve bu işlerin %94’ünün yapay zekadan etkileneceği ön görülmüştür. Dahası bu mesleklerin %47’si tamamen otomasyona teslim olacaktır. 1990-2017 arasında yapılan uzun soluklu bir başka araştırma ise ilginç bir sonuç daha ortaya koyuyor. 1000 işçi yerine geçecek bir robot toplam nüfus içinde istihdam oranını %18 ila %34 oranında düşürebilir ve ücretlerde ise %5 ila %25 arasında bir düşüşe işaret etmektedir.

Bu şu anlama geliyor, bugün var olan işlerden yarısı gelecekte hiç var olmayacak. Bugün var olan işlerin hemen hepsi yapay zeka teknolojisinden etkilenecek ve bazı araştırmacılara göre bu sonuç genel ücret düzeylerini de düşürecek gibi. Belli bir azınlığı ise daha da zenginleştirecek. Bu tablo bize toplumsal sınıflar arasında eşitsizliğin daha da artacağını anlatıyor. Bu da önemli çatışmaları tetikleyici bir unsur olabilir.” şeklinde konuştu.

YAPAY ZEKA YÖNETİCİ OLABİLİR Mİ?

“Yapay zeka ve verimlilik arasında nasıl bir ilişki bizi bekliyor?” sorusunu da yanıtlayan Evin Miser, “Orçun Sarıoğuz ile e-ticaret ve finans işleri üzerine odaklandığımızda gördük ki, yapay zeka müşteri davranış paternini çözümlemede neredeyse hatasız analizler yapıyor. Müşteri ihtiyaçlarını tahmin ediyor, kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimi sunuyor. Bu da kaynakların daha verimli kullanılarak müşterilerin ihtiyaçlarını karşılamak anlamına gelir. Finans sektöründe ise, bir insanın altından kalkamayacağı kadar büyük veriyi tarayarak, finans profesyonellerinin karşısına bütüncül bir tablo ortaya koyuyor.

İnsan hatasına fırsat bırakmadan veri girişi sağlanabilir. Ama unutmamak gerekir ki, hala müşterilere ulaşması gereken de finans alanında kararları alması gereken de yine insanlar ve çalışanlar. Peki yapay zeka yönetici olabilir mi? Bence hayır. Çünkü yönetim yakın insan ilişkisi ve güçlü bir duygusal zeka gerektirir. Bu da şimdilik yapay zekanın yapamayacağı bir iş. Yani elimizde verimliliği sıçratacak bir araç var, ama o aracı doğru kullanmak yine bizim tercihimiz.” açıklamasında bulundu.

“YÖNETİCİLERİN DİKKAT ETMESİ GEREKEN 2 ALAN VAR”

Yapay zekanın işyerine entegrasyonunun önemli bir konu olduğunu dile getiren Evin Miser, “Yöneticiler gelecekte yapay zekadan kaçamazlar. İşyerine yapay zekayı entegre etmeye şimdiden başlanmalıdır. Bizler araştırmalar sonucu işletmelere iki alana dikkat etmelerini ve bu alanlara yatırım yapmalarını tavsiye ediyoruz. Birincisi yapay zekanın kullanımı, ikincisi ise sürdürülebilirlik yönetimi. Bu iki alana da işletmeler yatırım yapmalı ve şimdiden bir şirket politikası belirlemelidir.

Sürekli öğrenme ve öğrenmenin bir kurum kültürü haline gelmesi işletmelerin de önemli görevlerinden biridir. Yapay zeka karşımıza önemli fırsatlar çıkarmaktadır. Bu fırsatlarda ilk sırada etkinlik ve verimlilikte yakalayacağımız muazzam artışlar olacaktır. Kaynakları çok daha verimli kullanabiliriz. Yapay zeka işletmelerin ve bilgi üreten diğer kurumların inovasyon gücüne ve çeviklik stratejilerine de büyük katkı sağlayacak bir silahtır.” şeklinde konuştu.

“EN ÖNEMLİ SORUN BENCE ETİK SINIRLARDIR”

DSÖ verilerine göre çalışmada verimsizliği artıran en önemli unsurun depresyon olduğunu söyleyen Evin Miser, açıklamasının devamında şu ifadeleri kullandı: “Çalışma güvencesizliği çalışanlarda görülen depresyon, tükenmişlik veya örgüt karşıtı davranışlar gibi olumsuz durumların tetikleyicisidir. Yapay zekanın adaptasyonunu yaparken, çalışanların beden ve ruh sağlığını etkileyecek bu risklerden kaçınmak gerekir.

Yapay zekanın hayata girmesindeki en önemli sorun bence etik sınırlardır. Yapay zeka nereye kadar yaşamımız içine girmelidir? Nerede durmalıdır? Bu sorulara vereceğimiz yanıtlar tercihlerimizi belirleyecektir. Yapay zeka ile, bireylerin özel yaşamına ilişkin veriyi doğru şekilde korumamız gerekiyor.

Yapay zekanın yaratabileceği en önemli olumsuzluklar, aşırı çalışma, tükenmişlik, iş rolleri arasındaki hızlı geçişlere uyum güçlüğü, iş süreçlerine katılımın zayıflaması, çalışma barışının erozyonu ilk sırada gelir. Prekaryalaşma dediğimiz güvenceden yoksun bir işle hemhal bir kimlik geliştirememiş kesimlerin daha da büyüyeceği öngörüsündeyim. Bu risklerin farkına varırsak, tedbirlerimizi de alabiliriz.”

YAPAY ZEKA HANGİ MESLEKLERİ ETKİLEYECEK?

“Yapay zekanın dokunmayacağı hemen hiçbir alan yok gibi görünüyor.” diyen Araştırmacı Orçun Sarıoğuz ise, “Biz araştırmamızda e-ticaret, finans ve insan kaynakları yönetimi alanındaki işlere odaklandık. Ancak bu bilişimde, eğitimde ve hatta sanatta bile yapay zekanın ağırlığının olacağını öngörüyoruz. Yapay zekanın mesleki olarak en fazla bilişsel işleri etkilediği görülüyor. Rutin, tekrara dayanan, insanların hata payının yüksek olduğu işler oldukça riskli. Diğer taraftan bazı işler bu dalgadan daha az etkileniyor.

İnsan ilişkilerinin ağırlıkta olduğu (öğretmenlik, İK profesyonelleri, yöneticilik, hasta ve yaşlı bakımı gibi) işler ile el becerisi isteyen işler (diş hekimliği, inşaat ince işçilikler, temizlik işçiliği, özel zanaatlar ve elbette sanat) yine yapay zekadan en az etkilenecek gibi görünmektedir.” ifadelerini kullandı.