• BIST 109.660
  • Altın 156,361
  • Dolar 3,8644
  • Euro 4,5615

    Tok karnına soğuk havaya çıkmayın

    31.01.2012 23:10
    Yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümek göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, kalp damar daralmasını tetikliyor
    Tok karnına soğuk havaya çıkmayın
    Tok karnına soğuk havaya çıkmayın Tok karnına soğuk havaya çıkmayın Tok karnına soğuk havaya çıkmayın

    Konya Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hasan Gök, yurt genelinde etkisini gösteren kış şartlarında yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümenin göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini, anjinayı (kalp damar daralmasına veya spazmına bağlı göğüs ağrısı) tetiklediğini ve bunların da kalp krizine neden olduğunu bildirdi.

    Gök, kalp, yüksek tansiyon ve kronik akciğer rahatsızlığı bulunanların, son günlerde yaşanan şiddetli soğuk nedeniyle daha da dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Özellikle sabahın erken saatinde dışarı çıkmak isteyenlere tedbirli olmaları uyarısında bulunan Gök, "Vatandaşlarımıza, sabahları fazla yemek yemeden mutlaka yumurtayla, iç sıcaklığı artıracak süt, salep, bal veya şeker hastalığı olmayanlar için pekmez gibi kalori sağlayacak gıda aldıktan sonra dışarı çıkmasını tavsiye ediyoruz" dedi.

    Tok karına kalbin oksijen ihtiyacının arttığını, kalp damarlarına giden kan miktarının azaldığını belirten Gök, "Yemek yedikten sonra soğuğa karşı yürümek, göğüs ağrısını, tansiyon yükselmesini ve anjinayı tetikler, bunlar da kalp krizine sebep olur. Onun için gün geçmiyor ki bir davetten sonra göğüs ağrısıyla bir hasta gelmesin" diye konuştu.

    AŞIRI KİLOLULAR DİKKAT!

    Bilhassa aşırı kilolu olanlara ekmek miktarını azaltması tavsiyesinde bulunan Gök, tam buğday ekmeğinden bir dilim yemenin, şekeri azaltmanın, dengeli beslenmenin hayati öneme sahip olduğuna dikkati çekti. Akşam yemeklerinin çok az ve hafif yenmesi gerektiğine dikkati çeken Gök, "Kalp hastası olanlar ölçülü yemeli ve mutlaka süt ve yumurta gıdasını az da olsa almalı. Öğle ve akşam hafif yemeli, mutlaka düzenli egzersiz yapmalı. Yani günde yarım saat yürümeli ama kalp damar hastalığı olanlar, rüzgara karşı, soğuğa karşı, tok karına yürürse kalp krizi geçirirler" ifadelerini kullandı.

    Dışarı çıkarken eldiven, bere ve boğazlı kazak kullanılmasının gerekli olduğunu anlatan Gök, şunları kaydetti: "Soğuk, doğrudan kalbi besleyen koroner arterlerde (kalbi besleyen damarlar) spazm yapıyor. Kalp damarlarındaki darlıkların yırtılması kalp krizine neden oluyor. Bu da ani tansiyon yükselmelerine ve ani ölümle sonuçlanabiliyor. Aynı şekilde, organlarda, elimizde veya yüzümüzde soğuğun etkisiyle spazm oluşması da tansiyonda ani yükselmelere sebep olabiliyor. Bu da yine kalp krizini tetikleyen önemli bir rol üstleniyor. Kalp krizi geçiren hastaların yüzde 15-20’si hastaneye ulaşamadan yaşamını kaybedebiliyor."

    Kalp hastalığı olanların, ilaçlarını mutlaka almaları önerisinde bulunan Gök, şöyle devam etti: "Sabahları artan sinir sistemindeki uyarılma, kanda hormonların artışına neden oluyor. Sabahın erken saatlerinden öğleye kadar vücudun doğal ritme uygun şekilde kan basıncı artıyor. Kandaki pıhtılaşmayı sağlayan etkenlerin yapışkanlık değeri artıyor, hormonlar artıyor, dolayısı ile kalp krizi, ani ölüm hipertansiyon kalp komplikasyonları sabah erken oluşuyor. O nedenle hastalara, sabahları ilaçlarını almalarını tavsiye ediyoruz."

    SOĞUK HAVADA SİGARA İÇMEK DAHA DA ZARARLI

    Sigaranın ciddi ve ölümcül bir problem olduğunu dile getiren Gök, "Halkımız, soğuktan korunmak için bile sigara içiyor. Sigara tansiyonu zaten yükseltiyor, soğukta ona ilave edilince daha tehlikeli sonuçlar ortaya çıkıyor. Bu konuya çok duyarlı olmak lazım. Sigara koruyucu değil aksine öldürücü oluyor" dedi.

    Gıdalar konusunda "Sütte kanserojen maddesi var, etli mamullerde zararlı şeyler var" gibi değişik spekülasyonlar olduğunu savunan Gök, "Günün her saatinde süt öneriyoruz. Sabahleyin sıcak bir süt veya akşamları yarım bardak sıcak bir süt içilmesini ısrarla tavsiye ediyoruz. Özellikle 40-45 yaşından sonra kemik erimesine engel olması için de süt öneriyoruz. Her şeyin zararlı etkisi olabilir ama ölçüyü kaçırmamak lazım. Sütte, koruyucu bir takım katkı maddelerinin olduğu ifade ediliyor, bu konuda Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlükleri veya sağlık kuruluşlarına çok önemli görevler düşüyor" diye konuştu. 

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim