Geçmişi 16. yüzyıla dayanan ve 2010 yılına kadar su ürünleri kooperatifi tarafından kullanıldıktan sonra sahipsiz kalan tarihi balık çiftliği şimdilerde koyun ağılı oldu.

Aydınlılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bekliyor Aydınlılar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı bekliyor

Aydın’ın Söke ilçesinde Bafa Gölü kıyısındaki Sakızburnu Dalyanı’nda bulunan tarihi çiftlik, definecilerin delik deşik etmesinin ardından şimdilerde koyun ağılı olarak kullanılıyor. Geçmişi 16. yüzyıla kadar dayanan, balık bolluğunun en üst seviyelere çıktığı yıllarda, üretimin yüksek olması nedeniyle Almanlar tarafından buz fabrikası kurulan, önce develerle sonra da alınan kamyonlarla ihracat için Kovala Limanı’na taşınan balıkların hazırlandığı çiftliğin, virane bir hale geldiğine dikkat çekerek sahip çıkılması gerektiğini ifade eden Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODOSD) Başkanı Bahattin Sürücü, “Bir tarihin yok oluşunu hep birlikte izliyoruz” dedi.

Çiftliğe sahip çıkılmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda sadece taş yığınının kalacağına dikkat çeken Başkan Sürücü; “Antik dönemlerde Latmos Körfezi’yken, Büyük Menderes Nehri’nin getirdiği alüvyonlarla batı bölgesi kapanan ve günümüzdeki şekline dönüşen Bafa Gölü, Aydın ve Muğla sınırları içinde yer alan doğal ve kültürel zenginliklerle dolu Türkiye’nin en güzel sulak alanlarından biridir. Mitolojik öykülere konu olan ölümsüz aşkları, sularını yasladığı Latmos Dağları ile bütünleşen eşsiz güzellikteki doğal peyzajı, adaları, kuşları, balıkları ve geleneksel yaşamlarını sürdüren insanlarıyla bütünlük oluşturan önemli bir doğa alanıdır Bafa Gölü. Geçmişi 16. yüzyıla dayanan, yaklaşık 80 yılı bir ailenin sorumluluğunda geçen ve çevresindeki köylerle birçok sosyal olaylara konu olan, acı tatlı hikayelerin geçtiği yerlerden birisi de Bafa Gölü kıyısında Sakızburnu’nda bulunan Dalyan işletmeleridir. Balık bolluğunun en üst seviyelere çıktığı yıllarda, üretimin yüksek olması nedeniyle Almanlar tarafından buz fabrikası kurulan, önce develerle sonra da alınan kamyonlarla ihracat için Kovala limanına taşınan balıkların hazırlandığı yer Dalyan’daki aileye ait çiftlikti. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders konusu olan mülkiyet sorunu, 1978 yılında Bafa Gölü’nün kamulaştırılması ile sona erdikten sonra, yaklaşık 2010 yılına kadar su ürünleri kooperatifi tarafından kullanılan çiftlik daha sonra terk edildi. Sahipsiz kalan çiftlik yıllarca definecilerin kazı yaptığı, arıcıların kovan koyduğu yer haline gelmiş ve şimdi de koyun ağılı olarak kullanıldığı görülmektedir. Önce dalyan kanalında balık yakalamakta kullanılan geçmiş dönemlere ait kuzuluklara ait demirlerin tamamı yerinden alındı. Defineciler tarafından kazılmadık yer kalmadı. Hemen her geçen yıl şekli değişen ve yıkılan binalarda, havyarların kurutulduğu ahşap tezgahlar parçalandı. Binanın kapıları, pencereleri, balkonları, demir aksamları ve kiremitleri yok oldu. Bir tarihin yavaş yavaş yok oluşunu hep birlikte izliyoruz” dedi.

Bafa Gölü’nün doğal ve kültürel değerlerinin korunması gerektiğini sözlerine ekleyen Sürücü; “Önceki yıllarda, çiftliğin bir bölümünde üniversitenin Bafa Gölü’yle ilgili yapacağı çalışmalar için bir araştırma merkezinin oluşturulması, diğer bölümlerinin Bafa Gölü’nün doğal güzellikleri, tarihi ve kültürel zenginlikleri, kuşları ve balıkları, aynı zamanda burada yaşanan hikayelerinin anlatıldığı bir ziyaretçi tanıtım merkezine dönüştürülmesi yönünde ilgili kurumlara başvuru yapmış ve birçok kamu kurumu temsilcisiyle yerinde incelemeler gerçekleştirmiştik. Amacımız alanın korunması ve korumaya uyumlu kullanılması için Bafa Gölü’nün doğal ve kültürel özellikleri, Büyük Menderes Nehri, kanallar ve gölle ilişkileri, antik dönemden yakın döneme kadar bölgenin tarihiyle ilgili bilgileri alabilecekleri bir tanıtım merkezi haline getirilmesidir. Kuşadası, Söke, Didim ve Bodrum güzergahındaki yola 5 dakika mesafede olması nedeniyle, turizmde yeni bir destinasyon oluşturulması ve bu sayede yöre insanlarına da yararlı hale gelmesidir. Bafa Gölü’nün biyolojik çeşitliliğinin korunması, göldeki kirlilik sorunlarına çözüm bulacak çalışmaların yapılacağı bir araştırma merkezinin kurulması ve ekoturizmin geliştirilmesi için Sakızburnu Dalyanı’ndaki çiftliğe sahip çıkılmalı ve bu konuda doğru bir proje yapılarak tüm kurum ve kuruluşlar destek vermelidir. Eğer bu şekilde devam ederse, çok kısa bir sürede çiftlikten geriye sadece taş yığınları kalacaktır” şeklinde konuştu.