banner339
banner313

Formula 1 – İtalya GP’si Değerlendirmesi

Konuk yazarımız Fırat Keskin, olaylı geçen Formula 1 İtalya GP'si ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Formula 1 – İtalya GP’si Değerlendirmesi
banner401
banner427


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

Merakla ve heyecanla beklediğimiz İtalya GP’si, vadettiği heyecanı ve sürprizi bize vermeyi başardı. Şampiyonanın favorileri birbirini pist dışına atıp yarış dışı kalırken, yarışı papaya renkli arabalar, McLaren’lar kazandı.

McLaren, bu sonuçla 2012 yılından beri ilk galibiyeti, 2010 sezonundan beriyse ilk dublesini yaparak geçmiş günlerine harika bir gönderme yaptı. Bu galibiyetleriyle, Ferrari ile ön sıralarda kapıştıklarını görmeyi ne kadar özlediğimizi de hatırlamış olduk. Umarım bu başarılarını önümüzdeki sezonlarda devam da ettirirler.

Şimdi McLaren’ın görkemli galibiyetini getiren faktörleri ve diğer ayrıntıları soru cevaplarla anlamaya çalışalım.

Kaza olmasaydı, yine de McLaren kazanabilir miydi?

Hafta sonunun en hızlı takımı Mercedes’ti. Ama McLaren’da da Mercedes motoru olduğu için geçişin yapılacağı düzlüklerde Hamilton, Norris’i geçmekte zorlandı. Bunu cumartesi günkü sprint yarışta gören teknik patron Seidl yarıştan sonra, “Galibiyet için şansımız var, start çok önemli.” açıklamasını yaptı. Yarış günü Ricciardo mükemmel start alarak Verstappen’ın önüne geçtiğinde, McLaren’ın yarışı kazanabilmesinin ilk adımı atılmıştı.

Verstappen startta önde kalabilseydi, muhtemelen yarışı önden kontrol ederdi. Çünkü tur başına daha hızlı arabaydı. Ama McLaren, virajlarda Red Bull’a göre yavaş olmasına rağmen en önemli viraj olan Parabolica’da ve sonrasındaki start düzlüğünde daha hızlıydı. Bu sayede de Red Bull’a geçilmedi. Aynı şekilde Lesmo virajlarından çıkışta da iyi çekiş yakalayarak Ascari’ye kadarki düzlükte de Verstappen’a geçilmedi.

McLaren adına ikinci kritik hareket, Ricciardo’nun pit stopının zamanlamasıydı. Red Bull ve McLaren mekanikerleri önceki turlarda garajlarından aynı anda çıkarak bir iki kere pit yapmak üzere birbirlerini tarttıktan sonra zarı ilk olarak McLaren attı. McLaren bu hamlesiyle Red Bull’un undercut yapmasına engel olarak taktik olarak da doğru hamleyi yaptı.

McLaren için üçüncü şans, Mercedes’in ve özellikle Hamilton’ın kötü sıralama ve sprint yarış performansıydı. Eğer Mercedes yarışa önde başlasaydı, McLaren daha fazla zorlanabilirdi. Hamilton’ın tur başına 0,6 saniye daha yavaş olması gereken sert lastiklerle geç de olsa orta hamurlu Norris’i geçmesi, Mercedes’in temposunun daha iyi olduğunu gösterdi. Özellikle on dördüncü turdan itibaren aşınan orta hamurların da etkisiyle sert lastikli her iki Mercedes de McLaren’dan tur başına 0,4 saniye hızlı turlar attı.

Monza’da McLaren’ın yüksek düzlük hızı, doğru pit aralığını seçmesi ve diğer tüm koşulları bir araya getiren yarış tanrıları McLaren’dan yanaydı. Hem Mercedes’in geride kalması hem de Red Bull’un düzlüklerdeki düşük temposu, sonra da liderlerin kazası onlara tarihi bir zafer kazandırdı.

McLaren’a yardım eden diğer faktörler nelerdi?

Mercedes ve Red Bull bu hafta sonu yarışı kaaybetmek için adeta hata yarışı yaptı. Hamilton, Mercedes’in sezon boyunca güçlü olacağı ender yarışlardan birinde peş peşe hatalar yaparak şampiyonluğunu mucizelere bıraktı.

Hamilton ilk hatasını sıralamalarda takım arkadaşına geçilerek yaptı. Bottas’ın en önemli özelliği çok iyi bir sıralama pilotu olması. Ama yine de şampiyon olmak isteyen pilotun, bu kritik yarışta takım arkadaşını yenmesi gerekirdi, yapamadı.

Hamilton ikinci hatasını sprint yarışta çok kötü bir start alarak yaptı. Böylece, cuma günü sıralamalardaki zayıf performansını cumartesi de devam ettirdi. Pazar günüyse onun kötü performansına takımı da uyum sağlayarak kazanın fitilini ateşledi. Hamilton, yarışın yirmi beşinci turunun sonunda pite geldiğinde, piste hem Norris’in hem de Verstappen’ın önünde çıkacağı garantiydi. Böylece Hamilton, en dişli rakibiyle arasında bir de Norris gibi iyi bir tampona sahip olacaktı. Bundan sonra tek yapması gereken önündeki lider Ricciardo’yu, bir kademe daha yumuşak lastikleriyle kovalamaktı. O noktada Hamilton için galibiyet mümkündü ama galibiyet orta hamurlu lastiklerin dayanmasına bağlıydı.

Ancak Mercedes bu şansı elinin tersiyle iterek sezon boyunca yaptığı kötü pit stoplara bir yenisinin ekledi. Hamilton’ın pitinin 2,2 saniye sürmesi bekleniyordu. Böylece Hamilton pitten hem Norris’in hem de Verstappen’ın 2 - 2,5 saniye önünde çıkacaktı. Ama 2,2 saniye civarında sürmesi beklenen piti arka lastik değişimindeki hata nedeniyle 4,2 saniye sürdü. Bu nedenle de Hamilton, Verstappen’ın ancak yarım saniye önünde piste dönebildi ve hemen akabinde de kaza yaşandı. Böylece hatalar zinciri, mutlak favori oldukları yarışı vermelerine neden oldu.

Ama McLaren’a sadece Mercedes değil, Red Bull da yardım etti. Pazar sabahına kadar işler Red Bull’un istediği gibi ilerliyordu. Fakat Verstappen’ın kötü startı, yarışı bir anda McLaren’a döndürdü. Hatalar Verstappen ile de sınırlı kalmadı. Yarışın ilerleyen safhalarında Verstappen’a takımı da uyum sağladı. Sezonun en iyisi olan Red Bull’un pit ekibi de kendisinden beklenmeyecek bir hata yaptı on bir saniyelik bir pite imza attı. Tam on bir saniye. Verstappen pitten çıktığında sadece Ricciardo’nun değil, diğer McLaren pilotu Norris’in de arkasına düşmüştü.

O noktadan itibaren McLaren’ın yarışı kazanacağı hissiyatı oluşmaya başlamıştı. Çünkü rakiplerine kolay kolay geçit vermeyen Norris, gününde olan Ricciardo ile Verstappen arasında tampon görevi yapacaktı. Bir McLaren dublesi olmasa bile, McLaren galibiyeti yakın gibi görünüyordu.

Ferrari neden iyi göründü?

Öncelikle Ferrari’nin yarışı beklediğimden önde bitirdiğini belirtmem lazım. Fakat bundaki ana etken, maalesef Ferrari’nin performansı değildi. Ana etken, şampiyonada çekişen iki pilotun ve Alpha Tauri’nin yarış dışı kalmasıydı. Ferrari’nin iyi görünmesinin diğer nedenleri yarışın ilk yarısının temposunun düşük olması ve onlar için doğru zamanda gelen güvenlik aracıydı.

Bottas’ın ceza alarak sonunculuktan başlaması McLaren’ı ilk çizgiye süpürmüştü. Bu şansı iyi kullanan McLaren, startta liderliği ele geçirerek temposunu arkasındakilere dikte ettirmeyi başardı. Bu sayede Ferrari, uzun süre yarışın içindeymiş gibi göründü. McLaren’ın kendinden hızlı olan pilotlara temposunu dikte ettirebilmesinin nedeni, onları arkasında tutacak düzlük hızına sahip olmasıydı. Böylece Ricciardo’yu geçemeyen Verstappen ve Norris’i geçemeyen Hamilton, Leclerc’in ulaşabileceği bir hedefmiş gibi göründü.

Öndeki takımlarla Ferrari’nin arasındaki farkı şöyle bir örnekle anlatmak isterim. Yirmi dördüncü turda Hamilton-Leclerc farkı sadece 5 saniyeydi. Yarışın o anına kadar Hamilton, Leclerc’ten tur başına ortalama sadece 0,2 saniye hızlıydı.

Ama Hamilton Norris’i geçip önü açıldığında, fark sadece 1 tur içinde 6 saniyeye çıkıverdi. Gerçek tempo farkı buydu.

Ferrari’ye yardım eden diğer etken güvenlik aracıydı. Güvenlik aracından hemen önce pit yapmamış olan Leclerc ve Sainz ikinci ve beşinci sıralardaydı. Normal bir yarış akışında pite girdikleri taktirde Leclerc onuncu, Sainz on dördüncü sıradan yarışa dönecekti. Güvenlik aracının girmesiyle elde ettikleri avantajla pitlerini yaptıktan sonra piste oldukları yerlerde geri döndüler. Bu sayede de yarışı oldukları yerde bitirdiler.

Bu haftaki olumsuz performansına rağmen Ferrari için çok olumlu işaretler de vardı. Lastik kullanımları bu yarışta da üst düzeydeydi. Geçmiş yıllarda lastikleri üzerinde çok kayarak onları tüketen arabanın yerini lastiklerini çok iyi kullanan, dengeli bir araba geldi.

Aston Martin ve Alpine nasıldı?

Her iki araba da yarış öncesi yaptığım tahminler doğrultusunda beni yanıltmadı. Aston Martin’in motor gücü sayesinde normalden biraz daha önde olduğu, Alpine’in de düşük motor gücü yüzünden normalden biraz daha kötü olduğu bir yarıştı. Vettel’in açılış turundaki şanssızlıkları olmasaydı Vettel de daha önlerde yer alabilecekti. Ama yarışa arkalardan başlamanın zorluğu buradadır. Özellikle start anında trafiğin içinde kalan arabalar aldıkları hasarlarla beklentinin altında kalabilir.

Aston Martin ile ilgili dikkat çeken özellik, nispeten küçük arka kanada rağmen düzlüklerde yavaş kalmalarıydı. Bu da Aston Martin’in yüksek sürüklenmeye sahip bir araba olduğu izlenimi verdi.

Kazayla ilgili yeteri kadar spekülasyon yapıldığı için daha fazla konuşmaya gerek yok. Bu konuda şablonlarla ve kurallarla konuşmanın daha doğru olduğunu düşünüyorum. Çünkü özellikle bu sporu yeni izlemeye başlamış genç seyircilerin kural bilgisi eksik olduğu için bir süre sonra tartışmalar kör döğüşüne dönüşüyor. Ayrıca “ata sporumuz”(!) olan futbolu tartışma şeklimizin genlerimize fazlaca işlediği de böyle günlerde ortaya çıkıyor.
banner218