banner339
banner274

Formula 1 – Azerbaycan GP’si sonrasındaki Güç Dengeleri

Azerbaycan GP’sinin sonucu sürpriz gibi görünse de değildi. Podyumun en üst basamağındaki iki isim, beşincisi düzenlenen Azerbaycan GP’sinin podyumuna en çok çıkan isimler.

Formula 1 – Azerbaycan GP’si sonrasındaki Güç Dengeleri
banner401
banner399


Gelişmelerden anında haberdar olmak için Google News'te Aydınpost'a abone olun

Aydınpost'a Google News'te abone olun

Azerbaycan GP’sinin sonucu sürpriz gibi görünse de değildi. Podyumun en üst basamağındaki iki isim, beşincisi düzenlenen Azerbaycan GP’sinin podyumuna en çok çıkan isimler. 2017 ve 2018 sezonlarından sonraki en heyecan verici sezonda, şampiyon takım ve pilot çok zorlanıyor.

Zorlanmalarının nedeni hem arabanın zayıf olması hem de çok hata yapmaları. Bir Mercedes’in zayıf olmasına çok alışkın olmadığımız için kulağa ilginç geliyor olabilir. Ama gerçek bu. Bu sezonki altı yarışın dördünde en hızlı araba Red Bull iken, bir yarışta Ferrari (Monaco) ve bir yarışta da Mercedes (Barcelona) en hızlı araba idi.

Red Bull, dört yarışta en hızlı araba olmasının yanında hemen hemen her piste de uyumlu. Yani en iyi araba olmadığı iki yarışta da pistin en hızlı ikinci arabasıydı. Oysa ki Mercedes, Monaco ve Bakü gibi şehir pistlerinde üçüncü sıraya geriledi. Yani sadece bir yarışta en iyi araba olmasının yanında diğer beş yarışın ikisinde de üçüncü iyi arabaydı. Şimdi takımları ele alarak güç dengelerini ve arabaların güçlü ve zayıf yönlerini inceleyelim.

Red Bull

Red Bull sezona favori başlamıştı, hala da öyle. Bakü’den sonra Helmut Marko, “Mercedes, şehir pistlerinde normal temposundan uzak görünüyor. Mercedes’i Bakü be Monaco ile değerlendirmemek lazım. Geleneksel pistlerde daha iyi olacaklardır. Ama şimdilik sezonun genelinde daha güçlü ele sahipmişiz gibi duruyor.” diyerek bu durumu teyit etti.

Red Bull, paket olarak lastiklerini en çabuk ısıtan ikinci araba. En hızlı ısıtan takım Ferrari. Ama Red Bull’un Ferrari’den farkı lastiklerini ideal çalışma aralığında tutabilme becerisi. Bu sayede lastiklerini Ferrari’ye göre daha uzun süre hayatta tutabiliyor.

Red Bull, ürettiği yüksek yere basma kuvvetinin yanında dengesiyle de ön plana çıkıyor. Bu sayede yüksek hızlardaki ani yön değişimi gereken virajlarda belirgin bir üstünlüğü var. Bahreyn’in ikinci sektörü, İmola’nın ikinci sektörü, Barcelona’nın birinci sektörü gibi. Yavaş virajlarda ve şikanlarda da Mercedes’ten mutlak anlamda üstünler.

Motor gücünü net olarak değerlendirmek için Fransa’dan sonrasını beklemek lazım. Orada arka kanatların esnemesiyle ilgili kurallar sertleştiğinde, Red Bull’un son hızının ne kadarını kaybettiğini göreceğiz. O sayede değerlendirme yapabileceğiz. Fakat motor anlamında şurası net: Elektrik gücü olarak en verimli motor Honda.

Burada Verstappen’a mutlaka vurgu yapmak lazım. Kariyerinde ikinci defa sezona çok olgun başladı. Geçen sezon da öyle başlamıştı ama şampiyonluk yarışından kopulmasıyla birlikte motivasyonu azalmış, hataları artmıştı. Bu sezon çok olgun bir sürüşü var. Hata sayısı az, içgüdülerine daha hakim.

Kariyerinde ilk defa gerçek bir şampiyonluk mücadelesinin içinde.

Mercedes

Mercedes, pistin ikinci güçlü arabası. Ama performansı fazla dalgalı. Arabadan en iyisini almak için çok mücadele etmek gerekiyor. Lastikleri ısıtmak mesele. O nedenle sıralamalarda çok zorlanıyorlar ve rakipleri hata yapmadığında ilk cebi alamıyorlar. Bazı yarışlarda pole almalarının tek nedeni, rakiplerinin yaptıkları hatalardı. Monaco hariç şimdiye kadarki tüm pistlerde pole derecesi Red Bull’a gitmeliydi.

Lastiklerin geç ısınması, üretilen yere basma kuvvetinin azlığından değil. Paketin tamamı, geçmiş senelerde lastikleri geç ısıtmak üzerine tasarlandı. Burada amaç lastikleri geç ısıtıp, yarış içindeki ömürlerini uzatmak.

Lastikleri geç ısındığı için özellikle de şehir pistlerinde çok zorlanıyorlar. Şehir pistlerinde gündelik araç trafiği nedeniyle asfaltın zemini ezilerek düzleşiyor. Bu da lastik ısıtmayı zorlaştırıyor.

Yarıştaysa işler biraz daha iyi. Yarışlarda lastikler ısındıktan sonra araba Red Bull’a yakın performans gösteriyor. Her stint’in sonunda Mercedes’in lastikleri, rakiplerinden biraz daha iyi durumda oluyor. Bu sayede Hamilton kendisini Verstappen’ın “undercut” penceresine sokarak yarışa etki edebiliyor. Tabii bunda Hamilton’ın rakibini yakından takip etme becerisi de var. Bunun sırrını Mercedes mühendisleri de bilmiyor, sadece “Magic of Lewis” diye tanımlıyorlar. Hamilton lastikleri hem ideal sıcaklığa daha çabuk çıkarıyor hem de çalışma sıcaklığı aralığında daha iyi tutuyor. Bu nedenle sıralamalarda ana rakibine daha yakın oluyor. Yarışlardaysa Verstappen’a zorluk çıkarabiliyor.

Bottas’ı seyrederken arabanın zayıflıkları daha çok ortaya çıkıyor. Bottas, yakından araba takip etme konusundaki zayıflığı nedeniyle daha çok zorlanıyor. Türbülanslar nedeniyle öndeki rakibini yakından takip edemeyen Bottas, lastiklerini ısıtmak için gerekli tempoyu tutturamıyor. Lastiklerini ideal sıcaklığa çıkaramadıkça daha da geri düşüyor. Bu durum, yarış içinde bir başarısızlık sarmalına dönüşüyor.

Sonuç olarak Mercedes bu sene hem en hızlı araba değil hem de performansı dalgalı. Zeminden aşırı olumsuz etkileniyorlar. Bakü’de Hamilton’ın, hidrolik sorunuyla birlikte performans kaybı yaşayan Perez’i geçememesi bu pistlerdeki performans dalgalanmasını gösterir nitelikteydi.

Henüz bir güncelleme getirmediler. Şampiyon olmak istiyorlarsa, güncelleme getirmeleri şart.

Ferrari-McLaren

Ferrari bu sezonun iyi sürprizi. Bu, hayatımda nadir gördüğüm performans patlamalarından. Normalde bir önceki sezon bu kadar zayıf olan bir arabanın, sadece bir kış arasında yarış kazanacak (Monaco) performansa gelmesi ilginç.

McLaren ile aralarındaki puan farkı sadece iki ama gerçekte 30 olmalıydı. Monaco’da Leclerc yarışa başlayabilseydi, bambaşka bir tablo olabilirdi.

Ferrari’nin en güçlü yönü, aynı zamanda McLaren’ın en zayıf yönü: Yavaş virajlar. Ferrari, dar virajların en iyi arabası. Sadece McLaren’dan değil, Red Bull’dan ve Mercedes’ten de iyiler. Bunu harika süspansiyon sistemine borçlular. McLaren bu anlamda pistin altıncı güçlü (veya güçsüz) arabası. Süspansiyon sistemleri; Ferrari, Mercedes, Red Bull, Alpha Tauri ve Alpine’in gerisinde. Eğer bir güncelleme yapmazlarsa dar virajlar ve şikanlar kabusları olmaya devam edecek.

Öte yandan Ferrari’nin dezavantajları da var. İlki, çabuk ısıttığı lastikleri çabucak da bitirmesi. Lastikleri ısıttıktan sonra ideal çalışma aralığında tutmak arabanın yapısı ve pilotun bu alandaki becerisinin kombinasyonuyla mümkün. Ferrari’de Leclerc fazla tutkulu. Bu tutku ikili mücadelelere yansıdıkça lastikler daha fazla hırpalanıyor. Gireceği mücadeleleri daha iyi seçmesi ve lastiklerini daha iyi koruması lazım. Ferrari yapısal anlamda da lastiklerini fazlaca hırpaladığı için yarışta, başladıkları yerden geriye düşmeleri normal.

Ferrari’nin ikinci dezavantajıysa motor gücü. Fransa’da esnek kanatların yasaklanmasıyla Ferrari’nin de motor gücü anlamında gerçek durumu ortaya çıkacak. McLaren teknik patronu Andreas Seidl, “Esnek kanatlar konusunda gri bölgenin yakınında bile değiliz. Biz hiç etkilenmeyeceğiz ama rakiplerimiz etkilenecek.” derken de bunu kastediyor.

Alpine-Aston Martin

Alpine de lastiklerini ısıtma konusunda mustarip takımlardan. Yavaş virajlarda ve şikanlarda pistin en iyi arabalarından biri olmalarına rağmen Monaco ve Bakü’de yavaş kalmaları, şehir pistlerindeki asfalt zeminlerde lastiklerini ısıtamamaktan. Normal yarış pistlerinde daha iyi olacaklarını göreceğiz.

Vettel’in ikinciliği şaşırtıcı derecede iyi bir sonuçtu.



Aston Martin en sonunda potansiyelini ortaya çıkardı. Ancak hemen büyük beklenti içine girmemek lazım. Bakü’de Vettel’in ikinciliği, arabadan ziyade şansla ve Vettel’in becerisiyle ilgiliydi. Fakat artık doğru yolda olduklarını söyleyebiliriz.

Mercedes’in,Aston Martin’den öğrenmesi gereken konular olduğunu düşünüyorum. Aston Martin, Bakü’de hem lastiklerini daha iyi ısıttı hem de yavaş virajlarda Mercedes’ten hızlıydı. Yani Aston Martin, Mercedes’ten satın aldığı süspansiyonlarla Mercedes’ten hızlıydı. Bu anlamda süspansiyonlarda Mercedes’in henüz ortaya çıkaramadığı bir potansiyelin varlığından bahsedebiliriz.

Aston Martin, Alpine’in 12 puan önünde. Ama bu durum şimdiye kadarki güç dengesini yansıtmıyor. Son yarıştaki Vettel’in ikinciliği şimdiye kadarki güç dengesini biraz gölgeledi.

Ama bundan sonra Aston Martin’in daha iyi olmasını bekleyebiliriz. Çünkü arabanın arkasındaki dengeyi sağlamış gibi görünüyorlar. Bundan sonra hedeflerinde Alpha Tauri olacaktır. Ama Ferrari ve McLaren’ı yakalama ihtimalleri çok uzak gibi.

Aston Martin’in, Alpine’e göre en güçlü yanı motoru. Alpine şu aşamada grid’in en zayıf motoru gibi duruyor. Bu durumun sezon boyunca değişmeyeceği gerçeğini kabul etmek lazım. Çünkü 2021 sezonu boyunca motorlarda performans güncellemesi yapmak yasak. Sadece dayanıklılıkla ilgili güncellemeler serbest. Dayanıklılıkla ilgili güncellemeler sayesinde bazı takımlar zaman içinde üst motor modlarını daha sık kullanarak biraz avantaj sağlayabilirler ama motor gücü dengelerinde dramatik değişimler beklemiyorum.

Alpha Tauri-Alfa Romeo-Williams-Haas

Bu dört takım arasında Alpha Tauri’yi aslında farklı yere koymak lazım. Performansları dalgalı olmasına rağmen çok güçlü bir arabaya sahipler. Takımlar şampiyonasında istikrarlı olarak puan alabilecek arabaya ve pilota sahipler. Aston Martin ve Alpine ile güçlü bir mücadele vermelerini bekliyorum.

Alfa Romeo da aynı Red Bull gibi, esnek arka kanat konusundan etkilenecek takımların başında. Bu nedenle zaman zaman puan alsalar da Alpha Tauri’nin arkasında kalacaklardır.

Diğer iki takımsa puan alırsa mucize olur. O takımlarda arabalardan ziyade iki pırlantayı, Russell ve Mick Schumacher’i takip etmek lazım. Onlardan büyük beklentim var.

FIRAT KESKİN
banner218