Cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında olduğu 53’ü tutuklu 414 sanıklı İBB Davası’nın yargılamasına devam ediliyor. İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi’ne inşa edilen yeni duruşma salonunda yapılan davanın 17 Ağustos’ta başlayan ve tutuksuz sanıkların savunmalarının alındığı ikinci duruşması, gecenin ilerleyen saatlerine kadar sürüyor.
Davanın 80’inci gününe baro yöneticileri ile birlikte katılan İstanbul Barosu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, duruşmada söz alarak gece yarılarına kadar süren duruşmaların kabul edilemez olduğunu belirtti. Duruşmanın 22.00’de sona ermesinin insani olmadığını belirten Kaboğlu, duruşmaların en geç 19.00-19.30 saatlerini çekilmesi gerektiğini vurguladı.
Saat 22.00’de sona eren duruşmanın ardından İbrahim Kaboğlu, baro yöneticileri ve avukatlarla birlikte açıklama yaptı. 9 Eylül’de duruşmaların makul saatte bitirilmesi gerektiği yönünde uzun ve ayrıntılı bir başvuru yaptıklarını belirten Kaboğlu, şunları söyledi:
“Gece yarılarını aşan duruşmaların yarattığı hem savunma açısından hem sanıklar, tutuklular açısından, özetle adil yargılanma hakkı açısından yarattığı sakıncaları teker teker sıraladık. Bugün de biz bütün yönetim kurulu seçilmiş üyeleri olarak buradayız ve yeniden sözlü olarak da müdahale ettik. ‘Bu sürdürülebilir değil’ dedik. Özellikle adil yargılanma hakkının asgari koşullarının; savunma hakkı, çelişmeli yargılama, duruşmaların öngörülebilirliği, hangi sanığa ne zaman savunma hakkı verileceği gibi belirsizliklerin giderilmesi gerektiği konusunda sözlü olarak müdahalede bulunduk, talep ettik. Bu sürecin adil bir biçimde yürütülmesi gerektiğini dile getirdik. Bizim taleplerimiz kısmen karşılandı ama saat 22.00’ye kadar sürmesi makul değil, ölçülü değil. Bu şekilde yürütülmesi böyle bir davanın niteliğiyle bağdaşmamaktadır. Bunun izleyicisi olduğumuzu, sürekli burada bulunacağımızı, gözlemlediğimizi, raporlaştırdığımızı ve bundan böyle de bunu sürdürmeye devam edeceğimizi beyan ettik. Burada da bu kararlılığımızı dillendiriyoruz. Çünkü barolar, hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmak ve korumakla yükümlü kamu kurumlarıdır. İstanbul Barosu, Türkiye’de üç avukattan birinin üyesi olduğu bir barodur ama İstanbul, Türkiye’deki hemen hemen bütün siyasal davaların merkezileştiği, toplandığı bir ildir. Bu nedenle Türkiye’de demokratik hukuk devletinin sürdürülebilmesi açısından biz İstanbul Barosu olarak her zaman hukukun hâkim kılınması için çaba göstereceğimiz konusunda kamuoyuna açık beyanda bulunuyoruz.”
“19.30’U GEÇMEMELİ”
Sanıklar açısından da durumu değerlendiren Kaboğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yorucu, bıktırıcı, dinlenme hakkını bile tanımayan; Ekrem İmamoğlu ve diğer tutuklu sanıklar sabahın 07.00’sinde getiriliyorlar buraya. Hapishaneden çıkarılıyorlar ve burada izleyen dakika ve saatlerde getiriliyorlar. Oysa saat 11.00’den sonra başlıyor duruşma. Tabii ki aradan geçen zaman, bekleme yeri, salon kapasitesi, orada biyolojik ihtiyaçların karşılanması gibi ciddi insani sorunlar söz konusu olmaktadır. Aynı zamanda savunmanın sağlıklı yapılabilmesine dair sorunlar da sürekli dile getirilmektedir. Nitekim geçen hafta çarşamba günü mahkeme başkanı, oturumu sonlandırırken saat 22.00’ye gelmeden ‘İnsani olması açısından sonlandırıyorum’ dedi ama bize göre saat 22.00 hiçbir biçimde insani değildir. Bizim talebimiz bu duruşmaların yarından (bugünden) itibaren saat 19.00-19.30’u geçmemesi; sanıkların, tutukluların, avukatların dinlenebilmeleri, savunmalarını hazırlayabilmeleri ve burada gerçekten saydam bir biçimde çelişmeli yargılamanın yapılabilmesi ve hakikatin ortaya çıkmasıdır. Bu süreç bu şekilde devam ettiği sürece hakikatin ortaya çıkması mümkün değildir. Duruşmaların hızlı yapılması, hızlandırılmış duruşma adaletin tecellisine hizmet etmez. Duruşmanın sağlıklı ve adil yargılanma hakkının gereklerine uygun yapılması ancak gerçeğin ortaya çıkması ve adaletin ortaya çıkmasını sağlar.”
“BU TUTUMU KINIYORUZ”
Mahkeme başkanının, avukatların itirazının ardından “Müvekkil olarak almasaydınız” şeklindeki ifadesine yönelik de Kaboğlu, “Bu tutumu kesinlikle biz İstanbul Barosu yöneticileri olarak kınıyoruz. Bu şekilde bir hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Çünkü sav, savunma, hüküm üçlüsü; savcı, avukat ve hakim eşit konumdadır. Dolayısıyla bir hakimin mahkeme başkanı da olsa savunma öznesine böyle bir hitap etme biçiminde böyle bir uyarıda bulunma hak ve yetkisi bulunmamaktadır. Burada da açıkça sayın başkanın bu açıklamasının yerinde olmadığını beyan ediyorum. Diliyorum ve umuyorum ki bu tür beyanlardan kaçınacaktır bundan böyle” dedi.
“GECE KAZA RİSKİYLE KARŞILAŞTIM”
Dosya avukatlarından Cansu Çifçi de mağduriyetlerini şöyle anlattı:
“Bizde de motivasyon kaybına neden oluyor, dikkat eksikliği oluyor. Sanıklar aşağıda beklerken herhangi bir şekilde sıcak bir şeye erişemiyor. Dinlenme alanları da yok ve havasız bir ortamda kalmak onlara, duruşmadaki kendi haklarını savunabilmeleri açısından da bayağı sıkıntı yaratıyor. Adil yargılanma ilkesinin ihlali diye değerlendirilmesi gereken bir husus. Daha önce duruşmadan geç bir saatte, duruşma bitmeden çıktım. Saat 00.00 civarıydı. Yorgunluktan bende de bir dikkat eksikliği oldu ve gece vakti araç sürerken yorgunluk hâliyle bir kaza riskiyle karşılaştım. Bunu da özellikle duruşmada söyledim ki bugün benim başıma bu şekilde gelen yarın öbür gün Allah korusun başkasının başına daha fazlası da gelebilir. Çünkü sonuçta insanız. Sabah erkenden buraya geliyoruz, hazırlanıyoruz. Duruşmayı pür dikkat dinlemek zorundasınız. Çünkü müvekkillerinize sağlıklı bir şekilde hukuki yardım yapmak zorundasınız. Devamında da yani insan olarak artık yorgun düşüyorsunuz. Sadece yorgun düşen biz de değiliz bu arada. Mahkeme heyeti kendisi de söylüyor. Madem bu kadar karşılıklı bir yorgunluk hâli var ve bu bir kabulse bunu bu kadar duruşma saatlerini ileriye atmanın, bu kadar geç saatte bitirmenin aslında kimse için bir faydası yok. Hukuki bir mantık da ben göremiyorum. Belki o günkü başımdan geçen olaydan sonrasında da bu saatlere belki kayma ihtimali olmuş olabilir, değerlendirmiş olabilir. Umarım bu saatten sonrasında çok daha dikkat edilir. Özellikle baro başkanlarının gelmesi ve yönetimin gelmesi, bu konuda uyarı yapmasından sonra 19.30-20.00 gibi daha da makul bir saate getirilmesini temenni ediyorum.”




