Türk Dünyası sivil toplum örgütleri ile siyasi parti temsilcileri şehit yakınları ve vatandaşlar Çepni Dernekleri Federasyonu’nun çağrısıyla, 10 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) kabul edilen "çerçeve yasa"yı protesto amacıyla Edirnekapı Şehitliği'nde bir araya geldi. Türk ve Göktürk bayraklarının taşındığı eylemde “Şehitler ölmez, vatan bölünmez” sloganları atıldı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları ile şehitler için saygı duruşunun ardından İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda, ilk olarak Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Müstafi Tümamiral Prof. Dr. Cihat Yaycı ve İstanbul Barosu'nun eski başkanı Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ın mesajları okundu. Mesajlarda şu ifadeler yer aldı:
Ümit Özdağ: “Sevr Antlaşması’nın 106’ıncı yıldönümünde TBMM’den geçirilen sözde çerçeve yasa PKK’ya yönelik bir af yasasırdır. Ancak mesele yalnızca bir af meselesi değildir. Bu yasa milli,üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş esaslarını hedef alan sürecin ilk adımıdır. Bugün burada şehitlerimizin huzurunda sorulması gereken soru açıktır. Vatan için canını veren şehitlerimizin, uzuvlarını ve sağlıklarını kaybeden kahraman gazilerimizin hukuku ne olacaktır? Kahraman güvenlik güçlerimizin kanları ve terleri pahasına sahada kazandığı zafer siyasi masalarda heba edilen heder edilemez. Terörle müzakere edilmez, terörle mücadele edilir.”
Cihat Yaycı: “Silah bırakma deniliyor; peki hangi silahlar?...Başlangıç envanteri yoksa, neyin teslim edildiğini neyin saklandığı ve neyin başka yapılara devredildiğini nasıl tespit edeceğiz? Önce envanter çıkarılır sonra teslim alınır, ardından eksiksiz teslim edilip edilmediği doğrulanır.Devlet ciddiyeti bunu gerektirir. Hukuki boyut daha da vahimdir. Kasten öldürmeden hüküm giyenler yararlanmayacak deniliyor. Yıllarca süren terör eylemlerinde kaç kişinin kasten öldürmeden mahkum edildiği ve bir saldırıda kimin hangi ölümden sorumlu olduğunun yıllar sonra ispatlanmasının güçlüğü ortadadır. Tetiği çekmeyen keşif yapan, gözcülük yapan, mühimmat taşıyan veya kaçış sağlayan kişinin de öldürme eyleminde hukuki sorumluluğu bulunabilir. Aynı saldırıya katıldığı halde örgüt üyeliğinden mahkum edimiş kişiler olabilir. Üstelik devam eden soruşturma ve kovuşturmaların ertelebilmesi, sonunda düşebilmesi ve kesinleşmiş cezaların dahi fiilen çekilmeden, infaz edilmiş sayılabilmesi söz konusudur. Savcının, belirli soruşturmaları yürütme ağırlıklı bir kurulun izniyle ilişkilendirilmesi ise hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığı bakımından son derece ciddi bir tartışmadır.”
Ümit Kocasakal: “Terörün bitmesinin, akan kanın durmasının bu topraklarda yaşayan her bir vatansever, namuslu yurttaşın ortak dileği olduğu tartışmasızdır. Ama bunun bedeli ve maaliyeti, üniter yapı ve ulus devlet üzerinde yükselen cumhuriyetin kurucu değerlerinden, milli egemenlikten, ulus bütünlüğü ve üniter yapıdan taviz vermek olamaz. Bu değerler pazarlık konusu yapılamaz. Kurucu değerlerin ilgasının tek yolu, bunları koruyan değiştirilemez maddeleri içeren Anayasa’nın, sözde demokratik ve sivil yeni bir Anayasa üzerinden cebren ve hile ile ortadan kaldırılmasıdır. Sürecin ve çerçeve yasanın gerçek ve nihai hedefi budur. Hiç kimse veya organ, kaynağını Anayasa’dan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz. Anayasa hiç bir kişi veya organa yeni bir Anayasa yapma hak ve yetkisi vermediğinden, yeni bir Anayasa girişimi Anayasa ve hukuk dışıdır ve cumhuriyete karşı açık bir kalkışmadır. Meclis’in bu yönde bir yetkisi de, Türk milletinin bu yönde bir talebi de yoktur.”
GÜVENPARK'A DESTEK AÇIKLAMASI
Buluşmada, eşit özlük hakları talebiyle yaklaşık 1 aydır Ankara Güvenpark’ta oturma eylemi sürdüren şehit yakınları ve gazilere destek açıklamasında bulunuldu. Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu, Çepni Dernekleri Federasyonu, Çanakkale Uluslararası Kültür Federasyonu, Dilde, Fikirde, İşte Birlik Federasyonu, Kök Birlik Federasyonu, Bir Şey Yap Sosyal Farkındalık Derneği, Giresun Merkez Kemaliye Köyü Kültür, Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği, Tüm Trakya ve Rumelililer Sosyal Yardımlaşma Dayanışma Eğitim ve Kültür Derneği tarafından yapılan ortak açıklamayı Turan Devletleri Birleşik Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı ve Çepni Dernekleri Federasyonu Genel Başkanı Muhammet Arif Genç okudu.
Açıklamada, “Er ve erbaş statüsündeki gazilerimizin diğer gazilerimizle arasındaki özlük hakkı farklılıkları giderilmelidir. Er olarak şehit olan evlatlarımızın aileleri ile diğer şehit aileleri arasındaki hak farklılıkları ortadan kaldırılmalıdır. Maaş ve aylıklardaki adaletsizlikler giderilmelidir. Sosyal ve ekonomik haklar güçlendirilmelidir. Gazilerimizin sağlık, bakım ve yeniden muayene süreçlerinde yaşadığı sorunlar çözülmelidir. Geçmişte mağduriyet yaşayan gazilerimiz ve şehit ailelerimiz de unutulmamalıdır. Çünkü şunu çok iyi biliyoruz: Şehitlikte rütbe yoktur; Gazilikte fedakârlığın rütbesi yoktur. Vatan savunmasında kurşun, askerin omzundaki rütbeye bakmaz. O halde hak verilirken de rütbeye ve statüye dayalı adaletsizlik olmamalıdır.” denildi.
Eylemde, şehit İsa Kazancıçok’nun kızı Sabriye Yıldırım da bir konuşma gerçekleştirdi. Yıldırım, “Ben kimsenin acısını küçümsemiyorum, kimsenin hakkını inkar etmiyorum ama benim de hakkım var, şehit ailelerim de hakkı var. Yıllarca evlatların, eşlerinin, babalarının yasını tutan insanların da söz hakkı var. Biz adalet istiyoruz; intikam değil adalet, kin değil adalet, unutmak değil adalet. Çünkü adalet yalnızca yaşayanların değil, hayatını bu ülke uğruna kaybedenlerin de hakkıdır...Biz şehitlerinizin emanetiyiz. Ve bu emanete sahip çıkmak sizin boynunuzun borcu. Bizim acımızı yok sayarak, hafızamızı susturarak, şehir ailelerini görmezden gelerek hiç bir toplumsal barış inşa edilemez.” dedi. Şehit Kazancıçok’un eşi, kızının konuşmasını gözyaşları içinde dinledi.
Yıldırım şöyle konuştu:
“Ben babamın elini tutarak büyümedim. Babamın sesini duyarak, omzuma başımı koyarak, ‘babam geldi’ diyerek büyümedim. Ben babamın yokluğuyla büyüdüm, ama hiçbir zaman başımı eğmedim. Çünkü bana babamdan kalan en büyük miras, onun şehitliği ve bu vatana olan bağlılığıydı. Ben yıllarca onun adını gururla taşıdım. Acımı içimde büyüttüm ama nefretimi hayatımın merkezine koymadım. ‘Vatan sağ olsun’ dedim. Çünkü biz şehit aileleri olarak yıllarca bu sözün arkasında durduk. Fakat bugün bize ‘Vatan sağ olsun’ demenin bedelini yeniden ödetmeye kalkmayın. Biz vatan sağ olsun derken şehitlerimizin emaneti olan ailelerini unutun demedik. Biz vatan sağ olsun derken katillerinin bir gün hiçbir şey olmamış gibi aramızda dolaşmasını kabul ettik demedik. Biz vatan sağ olsun derken çocukların babasız bırakılmasını, annelerin evlatsız kalmasını, eşlerin yarım bırakılmasını ve ailelerin ömür boyu taşıdığı acının yok sayılmasını kabul etmedik.
"BEN BABASININ MEZARINA SARILARAK BÜYÜYEN ÇOCUKLAR ADINA KONUŞUYORUM"
Ben bugün burada yalnızca kendi babam için konuşmuyorum. Ben, babasının mezarına sarılarak büyüyen bütün çocuklar adına konuşuyorum. Ben, eşini kaybeden kadınlar adına konuşuyorum. Ben evladının tabutuna sarılmak zorunda kalan annelerden, ben yıllardır evladının fotoğrafına bakarak yaşayan şehit aileler adına konuşuyorum. Ben yıllardır evladının fotoğrafına bakarak yaşayan şehit aileler adına konuşuyorum. Ve açıkça söylüyorum: Bizim acımız hiçbir siyasi hesabın malzemesi değildir. Hiç kimse bizim yaşadığımız acıyı bir kanun maddesinin içine sıkıştırıp, sonra da bizden sessizce kabullenmemizi beklemesin. Çünkü bizim için bu mesele yalnızca hukuk maddelerinden, siyasi hesaplardan veya kürsülerde yapılan konuşmalardan ibaret değildir. Bu mesele benim babamdır, benim çocukluğumdur, benim eksik büyüyen hayatımdır, benim hiç yaşayamadığım baba kız anılarımdır, benim mezarlıkta öğrendiğim babalık duygusudur. Siz bir dosyaya bakıp karar verebilirsiniz, bir madde yazıp değiştirebilirsiniz, bir düzenleme yapıp yürürlüğe koyabilirsiniz ama bizim yaşadığımız hayatı değiştiremezsiniz. Babamı geri getiremezsiniz ve benden babamın katillerinin karşısında hiçbir şey olmamış gibi durmamı bekleyemezsiniz.”
Yıldırım’ın ardından Milliyetçi Güç Hareketi Derneği’nden Yüksel Bat, Adalet Mülkün Temelidir Derneği’nden Aslıhan Alkan Bat, Çepni Dernekleri Federasyonu Başkan Yardımcısı Mustafa Civek, Sami Sefer Coşkun, Bir Şey Yap Sosyal Farkındalık Derneği Funda Özkara, İstiklal Kadınları Hareketi’nden Fatma Tuğba Güzel, Toplumsal Esenlik Derneği Başkanı ilahiyatçı Cemil Kılıç, Milliyetçi Kongre Derneği’nden Alperen Özmen, İYİ Parti İstanbul İl Başkan Yardımcısı Fatih Babacan, Zafer Partisi Beyoğlu İlçe Başkanı Ünal Yıldırım, Bir Şey Yap Sosyal Farkındalık Derneği’nden Alp Cingöz, Kutlu Parti Genel Başkan Yardımcısı Hikmet Yılmaz, Sivas Milletvekili Mehmet Ceylan ve Hürriyet ve İstikbal Derneği’nden Hakan Gürel konuşmalar gerçekleştirdi.




