Seçilmiş CHP Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grubu'nda açıklamalarda bulundu.
Eskişehir, Niğde ve Adana'daki ziyaretlerini anlatan Özgür Özel, "Niğde merkez tüm Türkiye’yi şaşırttı. Orası da sel oldu aktı. O selin önüne bir engelli aracı geldi. Herkes telaşlandı, 'Aman ezilmesin' dedik. 'Yok, başkanı görmeye geldim' dedi. Adı Fuat Baş. Koca, kırmızı bir tespih çıkardı. 'Bu tespihi vermeye geldim. Bunu al, git, kazan, başa gel, bu tespihi geri getireceksin' dedi. İktidar olunca geri götürmek üzere, Fuat Baş abimizin tespihi bizde emanettedir" diye konuştu.
"BİZE GÜVENENLERE BİR DAHA YENİLGİ YAŞATMAYACAĞIZ"
Başka bir anketodu anlatan Özel, "Niğde’de, 100 yaşındaki parti üyemiz, en yaşlı kadın üyemiz Müzeyyen teyze sıcağın ortasında arabasıyla geldi. Bizim yanımıza vardı. Konuştuğumuz bankın kıyına oturdu ve dedi ki: 'Evladım, Atatürk’le yürüdüm, İnönü’nün peşinden, Karaoğlan’ın peşinden yürüdüm. Şimdi partimizin önünde sensin, arkanda yine benim. İktidara yürüyeceğiz'. Bize tespihini emanet eden Niğdeli Fuat abinin de, 100 yaşında gelip gücümüze güç veren ilk kadın kolları başkanımız Müzeyyen teyzemizin de umutlarını asla boşa çıkarmayız. Ant olsun ki asla ve asla ne onlara ne bize güvenen hiç kimseye üzüntüyü, yenilgiyi, mahcubiyeti bir daha yaşatmayacağız" ifadelerini kullandı.
"SALONLARA HAPSOLANLARA SESLENİYORUM, MİLLETİMİZDE KORKU YOK"
"Başta Sayın Erdoğan olmak üzere salonlara hapsolanlara, siyaseti masa başında yapanlara, sokağa çıkamayanlara sesleniyorum: Milletimizde korku, teslimiyet yok. İnanç, azim, kararlılık var. Millet ayaktadır" diyen Özgür Özel, "Halkın coşkun akan selinin karşısında tarih boyunca hiçbir güç duramadı, şimdi de duramayacak. Belki makamlarımız, şatafatlı sahnelerimiz yok. Bazen bir bankın, bazen bir sandalyenin üzerindeyiz ama hepimize müjdeler olsun ki milletimizin gönlündeyiz" şeklinde konuştu.
"GEÇMİŞTEKİ FAİLİ MEÇHULLERİ AYDINLATIYORUZ DİYENLER, FAİLİ MALUM OLAN BİR KATLİAMA SESSİZ KALIYOR"
Kartakaya'daki otel yangınında hayatını kaybedenlerin ailelerinin Ankara'ya yürüyüş yaptığını hatırlatan Özgür Özel, "Acılı ailelerin yürüyüşünü CHP olarak saygıyla selamlıyoruz, mücadelelerinin sonuna kadar arkasındayız, onların yanındayız" dedi.
Yangında 36'sı çocuk, 78 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Özel, şunları söyledi:
"Elbette otel yönetimi ve İl Özel İdaresi sorumluydu. Ancak asıl sorumlu, otele işletme belgesi veren, düzenli olarak denetlemekle sorumlu olan Kültür ve Turizm Bakanlığı'ydı. Bolu'da oluşturulan bilirkişi heyeti, verilen üç günlük sürenin sonunda raporunu hazırladı. Rapora baktılar, teslim almadılar. 'Buradan bakanlığı sil, yerine Bolu Belediyesi'ni yaz' dediler. Onlar, 'Burası Bolu Belediyesi sorumluluk alanında değil. Buraya ruhsatı veren de, denetlemek zorunda olan de Kültür Bakanlığı. Bunu yapamayız' dediler. 'O zaman istifa yazın, bilirkişilikten istifa edin, bu raporu bize teslim etmeyin' dediler. Yerine yeni yeni bilirkişi heyeti atadılar. Eski heyetin raporunu korsan ilan ettiler ve yeni bilirkişi raporuyla korumak istediklerini koruyan, cezalandırmak istediklerini cezalandıran bir yargılamaya yol açtılar. Bugün 'geçmişteki faili meçhulleri aydınlatıyoruz' diye algı çalışması yapanlar, faili malum olan bir katliama sessiz kalıyorlar. Sonra da dönüp bu millete adalet dağıtacaklarını söylüyorlar."
ŞEHİT AİLELERİ VE GAZİLER İÇİN TÜM PARTİLERE ÇAĞRI
Şehit aileleri ve gazilerin Ankara Güvenpark'taki eylemine değinen Özel, "MYK üyemiz, emekli Tümamiral Yankı Bağcıoğlu, yetişebildiği bütün derneklerle yakından çalışıyor. Kendisinin organize ettiği bir çalıştayı 2 yıl önce hep birlikte gerçekleştirmiştik ve o çalıştayın sonucunda 18 ayrı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne sunmuştuk. Kanun teklifi Milli Savunma Komisyonu'nda ve ilgili komisyonlarda bekliyor. Teklifin özelliği şu: O teklif yasalaşırsa şehit ailelerinin, gazilerin hiçbir sorunu kalmıyor" dedi.
Diğer partilere çağrı yapan Özel, "Gazilerimiz, Güvenpark'ta ortezlerini, protezlerini gösteriyorlar, hepimizin içi sızlıyor. Onun en ucuzunun değil de tıbbın gerektirdiği en uygununun ödenmesi, büyük fiyat farklarının çıkmaması, hastanelerde karşılaştıkları zorlukların giderilmesinden tutun sosyal hayata yönelik olarak, ekonomik beklentilere yönelik olarak tüm düzenlemeler 18 kanun teklifinde duruyor. Bu konuda MHP'den bir sayın milletvekilinin ifadelerini duyuyoruz, kanun teklifini görüyoruz. Daha önce Genel Başkan Yardımcısı düzeyinde verilen sözleri, Genel Başkan düzeyinde grupta yapılan konuşmaları takip ettik. Tüm siyasi parti gruplarının; İYİ Parti'nin, Yeni Yol Grubu'nun kanun tekliflerini takip ettik, ortaklaşılmak üzere gerekli çalışmaları yaptık. AK Parti ve DEM Parti grubunun da, grubu bulunmayan bütün milletvekillerinin de bu sese bir kulak vermesini istiyoruz. Buradan yüce meclisi bir kez daha göreve davet ediyoruz" diye konuştu.
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) Kıbrıs Barış Harekatı'yla ilgili raporuna tepki gösteren Özgür Özel'in açıklamasından başlıklar şöyle:
AP'YE SERT TEPKİ: KINIYORUZ VE LANETLİYORUZ
"Kahraman ordumuz Türk Silahlı Kuvvetleri bizim onurumuzdur. Avrupa Parlamentosu'nda Kıbrıs Barış Harekatı'na ilişkin olarak alınan ve iğrenç ithamlarla ordumuzu lekelemeye çalışan kararı en sert biçimde kınıyoruz, reddediyoruz ve lanetliyoruz.
Yıllarca ağır zulümlere, soykırıma varan katliamlara maruz bırakılan, bütün çabalara rağmen barışın sağlanamadığı yerde Karaoğlan'ın, rahmetli Ecevit'in o günkü Başbakan Yardımcısı rahmetli Erbakan'la birlikte ordumuzu Kıbrıs'a yollamasıyla, Kıbrıs'ı işgal etmek değil barışı sağlayacak kadar ilerleyip duran, o gün Ecevit'in müjdelediği gibi adaya savaşa değil barış için giden, Türk tarafına da Rum tarafına da barışı getiren ve yapmış oldukları katıldıkları operasyonda görevlerini yapan, gerekirse can veren ama bugüne kadar en ufak en ufak savaş suçuna varacak bir ithamla dahi karşılaşmamış, asla ve asla yakın yere konulamayan, halen daha ölenlerine Allah'tan rahmet, dimdik ayakta duran o tertemiz, pırıl pırıl Kıbrıs gazilerimize atılmaya çalışılan bu iftiranın karşısında tüm gazilerimizi ve şehitlerimizin ailelerini CHP grubu olarak minnetle kucaklıyoruz, ellerinden öpüyoruz."
"O HADSİZDEN SORMAYACAĞIZ DA KİMDEN SORACAĞIZ"
"Bir kahredici acı haberi de bu hafta Osmaniye'den aldık. MESEM projesi kapsamında traktör tamiri yaptırılan 16 yaşındaki evladımız Yiğit Mehmet Kesme, traktörün hidrolik aksamına sıkışarak feci şekilde can verdi. Yiğit'e Allah'tan rahmet, ailesine sabır diliyoruz.
Ancak Türkiye'de sadece bu yıl 34 çocuk çalışırken iş cinayetinde hayatını kaybetti. Bunlardan 21'i MESEM kapsamında çalışıyordu. Milli Eğitim'in başına atanan hadsiz, liyakatsiz, kifayetsiz, Kurtuluş Savaşı'nın adını değiştirmekle meşgulken, onun görev yerinde evlatlarımız canlarını kaybediyor. Bu MESEM projesinin; mesleki eğitim, sahada eğitim Almanya'da 40 yıldır bir can almıyorken, bir uzuv kaybı yaşanmıyorken Türkiye'de MESEM projesinde 21 evladımızın hesabını o hadsizden sormayacağız da kimden soracağız? Eninde sonunda soracağız!"
"İNSANLAR ÇALIŞTIKÇA YOKSULLAŞIYOR"
"Açlık sınırı, 4 kişilik bir ailenin bir ay boyunca sadece karnını doyurmaya yetecek olan mutfak harcamalarının toplamı. Türk-İş'in açıkladığı açlık sınırı 35 bin 750 lira. Kaba bir hesapla bugün ülkede sabit aylık alan 29 milyon kişi var. 12,5 milyon da hiç maaş almayan işsizler var, toplam 41,5 milyon kişi.
41,5 milyon kişi dünyadaki 157 ülkenin nüfusundan daha yüksektir ve Türkiye'de 41,5 milyon kişi açlık sınırının altında yaşamaktadır. İşsizlerin zaten hali perişan. Ama bu ülkede çalışmak yoksulluktan kurtulmaya yetmiyor. Bu ülkede insanlar çalıştıkça da yoksullaşıyorlar. Türkiye, çalışanın yoksullaştığı çok nadir ülkelerden bir tanesi."
"AK PARTİ'Yİ İKTİDARDA TUTMANIN MİLLETE AĞIR MALİYETİ"
"Eskiden 'akpden.com' vardı. Birinci site sultancılarda, ikinci site butlancılarda kaldı kullanmıyorlar. Biz de 'akpden.net' yapmıştık. 'akpden.net'te bu sefer bir cep telefonu faturası var. En ucuz tarife 9 GB internet, 750 dakika konuşma, 500 SMS var; fiyatı 310 lira. Ama 'akpden.net'te sepete eklediğinde bak karşına neler çıkıyor: İlk Tesis Özel İletişim Vergisi 58.33 lira, Özel İletişim Vergisi 31 lira, Katma Değer Vergisi 68 lira, Telsiz Kullanım Ücreti 26 lira 98 kuruş, Damga Vergisi 4.74 lira, toplam vergi 190 lira. Paket 310 lira, vergi 190 lira, fatura 500 lira! İşte Adalet ve Kalkınma Partisi'ni iktidarda tutmanın millete ağır maliyeti."
"ERDOĞAN'IN ÇEYREK ASIRDIR ÇEKTİĞİ RESTİ İLK KEZ GÖREN CHP'YİZ"
"Milletin gönlünden ve gözünden düşen bir avuç insan, kendi menfaatleri için Türkiye'de adaleti öldürdüler. Biz 2023 Kasım'ında hep birlikte partimizde büyük bir değişimi gerçekleştirdik. İlk seçimde söz verdiğimiz gibi Adalet ve Kalkınma Partisi'ni ilk kez yendik. 47 yıl sonra da partimizi ilk kez birinci parti yaptık.
O günden bugüne demokrasi dışı tüm saldırıların hedefi olduk. Biz kaybeden değil, kazanan CHP'yiz. Biz kaybetmeyi reddeden CHP'yiz. 'Bir seçim kaybedersek ertesi gün kurultaya gideceğiz ve aday olmayacağız' diyen Tayyip Erdoğan'ın çeyrek asırdır çektiği resti ilk kez gören; 'Kaybedersem görevde kalmayacağım, sen de kalmayacak mısın?' diye sorup Tayyip Bey'in sesini duyamayan CHP'yiz."
"BAŞSAVCI VE VEKİLLERİ DAĞITILDI"
"Bugüne kadar, Cumhurbaşkanı adayımız dahil toplam 34 belediye başkanımıza operasyon düzenlediler. Şu anda 24 belediye başkanımız halen tutuklu. Bu operasyonların büyük bölümü, İstanbul'da yargı içinde oluşturulan talimatlı bir yapı tarafından yapıldı; herkesin gözünün önünde oldu.
Ankara'nın yıllardır direndiği; başsavcısı, başsavcı vekilleri, savcılarıyla 'Burası Ankara, böyle olmaz. Birisi hedefe konulup da operasyon yapılmaz. Sen siyaseten hedef aldın diye yargı buna alet edilmez' dedikleri, son kararnameyle dağıtılan, yerine açık açık, İstanbul'da bu operasyonları yapanın oradaki yardımcılarının gelip buralara başsavcı yapıldıkları, başsavcı vekilliklerinin dizayn edildiği bir süreçte, şimdi Ankara'da da başladılar."
"GÖZÜMÜZ KULAĞIMIZ ADLİYEDE"
"Çankaya Belediye Başkanımızın, Hüseyin Can'ımızın, gözaltına aldılar. Yurt dışındaydı, haber geldi; 'Kapıyı kırmayın, yedek anahtarı komşuyla yollayın' dedi. Belediyeye mesaj çekti, 'Yardımcı olun polise, ne istiyorlarsa baksınlar' dedi.
Bütün her şeyin içinde yeni belediye başkanı olup da önceki dönemden devam eden çöp ihalesinin yeniden yapıldığında, şüpheli şekilde belirlenen maliyetin yüzde birinden altında, 0.41'le düşük birinin
tahmin etmesinden şüphelenip o ihaleyi iptal etti. İki ay sonra yenisini yaptı, 4 milyon TL daha aşağıya, belediyenin karına bir ihale sonuçlandı.
Bunu şikayet etmişlerdi, müfettiş baktı, olumlu yazdı. Teftişe Sayıştay geldi, raporuna 'İhalenin iptalinde kamu yararı görülmüştür' notunu yazdı. Birileri bu ihaleyi, iptalini Ankara'da bir şey olmuyor, İstanbul'da bildirdi. İstanbul'dan biri dosyayı aldı, önce kendi geldi, sonra dosyayı açtı. İstanbul'dan bir başsavcı vekili Ankara'ya geliyor, dosyayla birlikte geliyor.
Şimdi Ankara'ya gelindi. Ankara'da hedef kim? Canını yakalım CHP'nin, canını yakalım Özgür Özel'in, Hüseyin Can Güner'i hedefimize oturtalım. Bunu buradan, bu yüce çatının altında, tutanak altında, milletin gözünün önünde, sizlerin şahitliğinde, tarih önüne emanet ediyorum, emanet. Gözümüz kulağımız, gözümüz kulağımız adliyede."
"BUTLANI KABUL EDENİ MİLLET SOKAĞA ÇIKARMIYOR"
"Butlan kararının üzerinden 54 gün geçti. 54 günde biz 21 il dolaştık. Milletimizle, örgütümüzle beraberiz. Örgütün hiyerarşisini ne kararı verenler kırabildi, ne karardan nemalananlar. 74 il başkanı ilk günden beri aslanlar gibi durdular, durmaya da devam ediyorlar.
Butlanı kabul edeni millet sokağa çıkartmıyor, butlanı kabul edeni illerde millet selamını almıyor! Butlana direnenleri omuzunun üstünde taşıyor."
"DELEGE İMZALARINI TESLİM ETTİK, BİR AYIRDI ÜSTÜNE YATIYORLAR"
"O kararla birlikte bir tartışma, 'Biz tedbirle geldiğimiz için biz kongre yapamayız'. Tartışmayı normalde bitirecek şey, bu işin uzmanının görüşü. Konunun bütün profesörleri ortak metin yayınladı. Dediler ki, tedbir kurultaya engel değildir, aksine bir an önce yapılmalıdır. Kanunu çıkaranlar, çıkarırken burada çalışan hocalar görüş verdiler, makale yazdılar. 'Yapamazsın' dediler. Kim dedi? 'Bir tane avukatım var' o dedi.
Binin üzerinde delege imzalarını teslim ettik. Üstünden bir ay geçti, hiçbir şey söylemeyip üstüne yatıyorlar. Bir yandan da, bir yandan da orada burada televizyon açıkınca 'Tedbir var, kurultay yapamayız' diyorlar."
"MAHKEME KARARI 54 GÜNDÜR YARGITAY'A GÖNDERMİYOR"
"Diğer yandan 54 gün geçti Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin kararının üzerinden. Herkes ne diyor bize: 'Yargıya saygı duyun, sakin olun, bekleyin, Yargıtay'ı bekleyin'. Dosyayı Yargıtay'a göndermediler. Bir aydır, bir düğmeye basacak mahkeme başkanı basmıyor. Düğmeye basma yetkisi oradaki müdürde, yazı yazmış yetkiyi üstüne almış, ondan habersiz onaylanmasın diye.
Adli tatil gelene kadar onaylamamak için 'Müzakerem var basamadım, NATO vardı gidemedim, bilmem ne yapamadım'. Şimdi 3 günlük rapor daha almış o düğmeye basmasın ki kararı Yargıtay'a yollamasın.
Dikkat, kararı alan, kararı Yargıtay'a yollamamaya çalışıyor. Üst mahkemenin denetimine sokmamaya çalışıyor. 54 gün geçmiş, 5-6 gün daha sallarsam araya 40 gün adli tatil girer. Belki bunlar yılar, partiyi oraya bırakır, maksat hasıl olur, ben de bu işlerden kurtulurum."
"ALDIKLARI KARAR GÜVENMİYORLAR"
"Aldığı karara güvenmeyen, Yargıtay'ın bozacağını adı gibi bilen, istinaf mahkemesinin tedbir kararı almasının sonuç doğuracağı için diplomasını yırtıp atan, yetiştiren bütün hocaların 'Yapamazsın' diye yazdığı, makaleler yayınlanan yerde şimdi rapor almak suretiyle, düğmeye basma görevini de memurdan kendisine alarak verilen talimatı uygulayanın muradını ben biliyorum. Ama bu millet günü gelince soracak bunun hesabını."
"YENİ PARTİ SOKAKTA MİLLET SORUYOR"
"(Mahkeme kararıyla atanan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun dün akşam TV100 yayınındaki açıklamlarına atıf yaparak) Bir yandan da 'Efendim, yeni parti kurulmasın, nereye gidiyorsunuz, niye gidiyorsunuz, anlayamadım'. Kimse yeni parti kurmanın meraklısı değil de yeni partiyi sokakta iktidar yürüyüşümüzü kesip, partiyi baraj altına çekip umudunu tükettiğin emekli soruyor yeni partiyi. Kolumu çimdikliyor yeni parti diye.
Yeni partiyi, nasırlı elleriyle kiraz toplayan teyzem soruyor. Sanayide bütün gün çalışan kalfa soruyor. Yeni partiyi, "Alın terimin karşılığını alırsam sosyal demokratların iktidarında alırım, sendikaya kavuşurum, yarın öbür gün daha iyi çalışırım' diyenler arıyor.
Yeni partiyi 'Bu ülkenin artık bu ülkede yaşayamayacağım, dünyanın başka bir tarafına gideceğim' diyen gençler soruyor yeni partiyi. Ondan sonra diyor ki, 'Anlamadım, niye yeni parti diyorsun?' Hem seçilmeden geleceksin, AK Parti yargısıyla atanacaksın, 6 yıl öncesinden bugüne olmayan mazbatanla
ışınlatacaksın...
Eline verilen delege imzalarındaki 500 tanesi o seçimde oyu bana değil, sana vermiş. Ya insan bundan bir şey anlar ya. İradesi sakatlandı dediğin seçimde sana oy veren 500 delege imza vermiş gel,
kurultayı yenileyelim diye, ona da yok."
"MİLLETİNİN UMUDUNU TÜKETİRSEN, UMUDU YENİ PARTİDE ARAR"
"Bu kurultayda 1333 delege, tarihin en yüksek oyuyla oyunu kaybetmemeye yemin etmiş, kazanan CHP'nin iktidar yürüyüşüne vermiş, 'Ben kurultay yapmayacağım. Yaparsam Eylül'de başlayacak, Nisan'a kadar sallayacağım. Erken seçim olursa AK Parti'ye böyle yakalanacağım. Bütün umutları kaybettireceğim'. Ondan sonra 'Ya niye yeni parti, niye konuşuluyor, hiç anlamıyorum'. Millet anlıyor niye konuşuluyor. Milletin umudunu burada tüketirsen, millet umudu yeni partide arıyor!
"GELİN İKİMİZ YARIŞALIM"
"Giderken 1 milyon 250 bin üye vardı, 2 milyona çıkardık Allah'a şükür. İstifa etmeyin dediniz, maalesef 50 bini istifa etmiş, 1 milyon 950 bin üyemiz var.
Görüyorum ki, 'Ben aday olmam, hiç olmadım, aday gösterilirsem olabilir' falan lafları yeniden geri gelmiş. Tam zamanı! Sayın Kılıçdaroğlu, bu kürsüde siz görev yaptınız, konuştunuz, ben orada oturdum, burada oturdum. Alay ediyorlar benle, aday oldunuz, ben burada gözyaşı döktüm. Ama bu kürsünün ilk sahibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk'tür, son sahibi ne benim ne sensin
Madem ki partilisin, bölünmek istemezsin, 'Bölünme olursa AK Parti'ye yarayacak' diye sanki bölebilecekmiş gibi konuşursun; buradan açıkça söylüyorum: İster 1 milyon 950 bin üyemizle, istifa edenleri geri çağıralım 2 milyon üyemizle, ister son bıraktığın 1 milyon 200 bin üyemizle ikimiz, tüm üyelerle genel başkanlık yarışına girelim, kaybeden CHP'yi salsın, kaybeden siyaseti bıraksın.
Sayın Kılıçdaroğlu, çağrı yapıyorsun ya, çağrı yapıyorum: İkimiz yarışalım 2 milyon üyeyle yüzde 90'ın altında oy alırsam siyaseti bırakıyorum."
Kaynak: Gazete Pencere





