CHP’de geleneksel seçmen ve örgütteki bazı insanlar partide kalınması yönünde görüş bildiriyor. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Ben de o taraftayım. Temelde CHP’de kalınması gerektiğini düşünüyorum. Ama bunu imkansız kılmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela ilk iş; AKP yargısını meşrulaştırmak oldu. “Yargı süreçlerine saygılı olacağız...” Bu lafı duy, daha ne konuşacağız? AKP siyaseten kendisini hedef belirlediği kişilere yargı eliyle operasyon yapıyor ve burada ilk slogan “arınma.” Yani CHP’nin kirli olduğunu kabul etme. Sonra iftiracıların söyledikleri üzerinden partinin en çok adı bilinen 8-9 ismini partiden attılar.Örneğin iki grup başkanvekilini atıyorlar. Meclis’in en kritik döneminde Plan ve Bütçe Komisyonu Sözcüsünü atıyorlar. CHP’yi adaysızlaştırma, kurumsuzlaştırma ve lidersizleştirme yapılıyor. Bu lidersizleştirme her düzeyde.
Grupta grup başkanvekilsiz, Plan Bütçe Komisyonu’nda sözcüsüz bırakıyorlar. İletişimden sorumlu kişiyi atıyorlar. Partinin İstanbul İl Başkanlığı zaten baştan beri hedefte. 2023 kongresiyle ilgili bir iddia üzerinden 2025 yılında Türkiye’nin dört bir yanında seçilmiş yeni il başkanlarını görevden alıyorlar.Kavga 2023 CHP’siyle değil, yeni çıkan iradesiyle yapılıyor. Sen 2025 sonuçlarında çıkan il, ilçe başkanlarından ne istiyorsun? Akşam arıyor il başkanını ‘Benimle çalışır mısın?’ diye soruyor. ‘İstediğinizi yapamam’ deyince bir gün sonra disipline veriyor. En çok içimi yakan; bütün kadın üyelerimiz bir Kadın Kolları Başkanı seçmiş. Erkekler, kadınların seçtiği Kadın Kolları Başkanı’nı görevden alıyor. Gençler için de aynı. Bu artık tamamen gerçek üstü bir durum. Anlamak çok zor.
CHP, 26 Temmuz’dan önce kongresini yapmazsa seçime giremez iddiası var. Bunun YSK’ye sorulması da isteniyor ancak Kılıçdaroğlu yönetimi bu çağrıları sönümlendiriyor. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?
İlçe seçim kurulları ve YSK, normalde soru yanıtlamıyorlar. “Biz kararlarımızla konuşuyoruz” diyorlar. Ama yerleşik içtihatlarının açık olduğunu söylüyorlar. Aslında geçmiş uygulamalara bakıldığında, başvurulursa kongrenin yapılacağı açık. Örneğin; İstanbul’a kayyım atandığında kongremizi yaptırdılar. Hatta mahkemenin “Yapmayacaksınız” diye tedbir kararına rağmen yapıldı. İkincisi, denemesi bedava. Gönlünüzden kurultay yapmak geçiyorsa, alın kararı, yollayın ilçe seçim kuruluna, onlar yapmıyorsa hep birlikte onlara kızalım. Neden denemiyorlar? Çünkü biliyorlar ki kongre yapmaya kalktıklarında yapabilirler. Türkiye’nin bu konudaki en bildik isimleri görüş açıkladı.
Yani siz olmadan bir parti mi kurulur?Şöyle, zaten 30 tane kurucular kurulu üyesi oluyor. Orada bir başkan, yönetici ayrımı yok. Orada zaten bana ihtiyaç yok. Hatta “Kurucular kurulunda sürpriz isimler olacak” diye şeyler söyleniyor. Benim düşüncem hiçbir sürprizin olmaması. Hatta tanıdık kimsenin olmaması. Teknik, hukukçu ağırlıklı, kuruluş süreçlerini hızla hayata geçirecekler. Yani kuruluşun teknik anlamda yapılmasını düşünüyoruz. Sonra katılacaksak, o katılımın siyasi anlamda büyük olduğu... Hani zaruri 30 kişiye bakmanın bir anlamı yok. Teknik olarak orada hukukçu, çevik arkadaşlar orayı hazır etsin. Sonra biz eğer gideceksek, gönüllü 100 binlerce kurucuyla birlikte partiye katılabiliriz.
Yeni partiyi de başsız kılma girişimi olur mu?Bunu iki yönlü yorumluyorum. Parti kurma konusunda aklımıza bir soru işareti, endişe sokmak istiyor olabilirler. İkincisi de yeni partiyi kriminalize edip, partiye yönelimi engellemek istiyor olabilirler. Ama sokakta gördüğüm coşkun akan bir sel var. Bunun önünde ben dursam, beni de götürür. Sihirli değnek değmiş, Özgür Özel halk kahramanı çıkmış değil. Yapılanlar halkın öyle canını yakıyor ki kim öndeyse ona destek vermek istiyorlar. Bu insanlar bir şey istiyor. Önünde kimse duramaz. O yüzden bir takım duyumların, kişisel hesapların, endişelerin yapılabileceği bir pozisyon yok.
Bugün DSP, AKP’nin koltuğunun altına girmiş durumda. CHP’yi ileride böyle bir konuma düşürmek gibi bir durum görüyor musunuz?
Cumhur İttifakı’nın sözlerini tekrar eden ve kendisine orada bir alan açan, Cumhur İttifakı’nın dış politika yaklaşımına uyum sağlamaya çalışan söylemleri endişeyle takip ediyoruz. CHP çok köklü bir parti. Bunu yapmanın kolay olmayacağı ortada. Ama bu yüzden bizi partide istemiyorlar. Biz gidelim diye her şeyi yapıyorlar. Biz gittikten sonra her şey olabilir. Bir de soruda ilk aklıma gelen, hiç değilse DSP, genel başkanını kendi seçti. Mahkeme atamadı. Düşünün, Ecevit’in partisi hayatı boyunca Ecevit’e küfretmiş, hastalığıyla alay etmiş kişiyle ittifak yaptı ama sonuçta o genel başkanı DSP’nin üyeleri seçti. DSP’lileşme meselesi bir yandan kulağa Cumhur İttifakı’nda yer alma açısından korkunç görünse de bir yandan acı acı tebessüm ettiriyor. Çünkü genel başkanını kendi seçti, mahkeme atamadı.
içinde yeni ittifaklar var, bunların içinde doğru pozisyon almak lazım hem de NATO dışında iş birliği arayışlarına girmek lazım. Bütün dünya bunu yapıyor. AKP siyasetini aşırı olumlayan çevreler, dış politikanın Erdoğan’ın kişisel ilişkileri üzerinden olmasının yeni düzene uygun olduğunu söylüyor. Oysa yeni düzen çok daha fazla diplomasiyi, esnekliği ve kurumsallığı gerektiriyor. Kişisel ilişkilere kapılırsanız, bu güçlü ülkelerin işine yarıyor. Sizin ne zaman çırak çıkacağınız o liderin planında belli oluyor.
Sayın Cumhurbaşkanı 2030 yılına kadar savunma harcamalarını gayri safi milli hasılanın yüzde 3,5’ine çıkarmayı hedeflediğini söyledi. Bu söyleme ekonomik bir eleştiriniz olur mu?
Öyle bir noktadayız ki Erdoğan otoriterleşmenin ulaştığı en doruk noktada. Hitler savaş sırasında “Alman çocuklarının tereyağına değil, Alman tanklarının gres yağına ihtiyacı var” diyordu. Türkiye’deki emeklilerin karnına girmeyeni 2030 yılı hedefleriyle silahlanmaya, savaşa ayıran bir düşünce. Onun yerine barışı savunmak gerekir. Yurtta barış, dünyada barış olursa hem bölgesel hem de ülkenin kalkınması olur. En büyük krizimiz gıda enflasyonu. Dünyada beşinciyiz. Gayri safi milli hasılanın yüzde 1’inin tarıma verilmesi lazım. Bütçe koydukları binde iki. Ama gayri safi milli hasılanın yüzde 3,5’ini silahlanmaya vermeye çalışıyorlar. Emekli sayısı 10 yıl öncesine göre yüzde 35 artmış. Emekliye ayrılan para yüzde 15 azalmış. Yeni emeklilerin maaşını eskilere ödettiriyorlar. Böyle bir korkunç durum var.
Özel ile röportajımız devam ederken; İstanbul İl Kongresi’yle ilgili davada tedbir kararının devam etmesiyle ilgili haber Özel’e ulaştırıldı. Hem bu gelişmeyi hem de davadan bir gece önce il başkanlığına polisle girilmesini değerlendiren Özel “Bir gün önceden Gürsel Tekin’e oda temizliği yapmışlar. Şimdi Özgür Çelik’in odasına gidecek. Eskiden ‘Bu bina ikimize de yeter’ diyordu. Özgür Çelik de arbede olmasın diye tartışmıyordu. Şimdi o odaya geçer” dedi.
Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi




