CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Sinan Ateş davasında isimleri sık sık gündeme gelen MHP yöneticilerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiğini söyledi.   

Özgür Özel: Birbiriyle en kavgalı bakanlar önceki ve sonraki Milli Eğitim Bakanları Özgür Özel: Birbiriyle en kavgalı bakanlar önceki ve sonraki Milli Eğitim Bakanları

Özgür Özel KTR yayınına katılarak Sinan Ateş davası, mülteciler, Şam ziyareti, 'normalleşme' ve erken seçim gibi konulara ilişkin soruları yanıtladı. 

Özel'in açıklamalarından satır başları şöyle: 

MHP SUSTU, BUGÜNE GELDİ: Bir ülkenin başkentinde, sokak ortasında bir cinayet işleniyor. Cinayet fiilen ortadan kaldırılıyor, siyaseten bir şey yok. O gün ben duydum 'Ülkü Ocakları eski başkanı vurulmuş' diye. İlk olarak taziye mesajı yayımladık. Akşamüstüne dikkat çekildi, MHP'den bir mesaj yok, cenazeye katılım yok. Hiçbir şey yok. Çok yakın zamana kadar Ülkü Ocakları Başkanlığı yapmış birisi. Bir anormallik orada başladı. MHP sustu sustu bugüne geldi.

Ben ilk duruşma günü oradaydım. Bugünde dinlemeye gittim. Anneyi dinledim sonrasında ayrıldım. Annesi bir 3-5 dakika konuştu ve mahkemeyi bitirdi. Buna hala duyarsız kalınırsa Sinan Ateş'in annesinin ve eşinin gözyaşlarında boğulacaksınız dedim. Dört gündür orada bir tiyatro var.

ULVİ BEY VE SEMİH BEY: Öyle bir noktaya geldi ki, annesi 'Oğluma sarıldım, çelik yelek var. Niye giydin' dedim. 'Anne benim kalemimi kırdılar' diyor. İsimler veriyorlar. 'Beni yakında vuracaklar' demiş. Sinan bana niye vurulacağını ve kimin vurdurtacağını söyledi diyor. Kendisinden eşi ve annesi duymuş bunu söylüyorlar ve bu iddianamede yok. Azmettirenler arasında yok. Ben Ulvi bey ve Semih bey için siz bu cinayeti azmettirdiniz diyemem. Size yakışan dokunulmazlığının kaldırılmasını kendiniz talep edin ve gidin aklanın. Ben onları suçlamıyorum, ben onları aklanmaya davet ediyorum. Bu iki kişinin dokunulmazlığı kaldırılmalı, yargılanmalılar.

O DAVA İKTİDAR DEĞİŞİNCE BİR DAHA GÖRÜLECEK: Dava sonuçlanır zaten. Hepsi bu meseleyi kendi kurdukları bir mizansenle... Bu dava böyle karara bağlandığında dava bitmiş ama adalet sağlanmamış olacak. O dava bir daha görülecek. İktidar değişince görülecek. Görevini yapmayan kim varsa o zaman yargı önünde bunun hesabını verecek.

MÜLTECİLER: Kayıtlı olanlar, kaçak olanlar belli olsun ona göre ne yapılacaksa yapılsın. Bugünkü durum bir statükoya dönüşemez. Bugünkü durum sıra dışı bir konudur. Bu durumun çözülmesi lazım. Ben üzerime düşen ne varsa yapacağım.

Yarın ben Başbağlar'a gidiyorum oradan da Bükreş'e gideceğim. Oradaki ana konumuz da sığınmacılar. Türkiye'deki bütün büyükelçiler ile konuşuyorum. 'Biz Türkiye'yi bu halde bırakmayacağız. Biz sizin sığınmacı deponuz olamayız' diyorum. Biz bunu kabul etmiyoruz. Merkel'in yaptığı o tuhaf anlaşmayı kendisi için başarı sayabilir ama Avrupa Birliği'nin idealleri için utanç vericidir. Sayın Erdoğan kendi açıklıyor 48 milyar dolar masraf yaptık diye.

ŞAM ZİYARETİ: Çok yakın bir zamanda heyet ile Şam ziyareti olacak. Temmuz ayı içinde Lübnan üzerinden gideceğim. Türkiye ile Esad'ın masaya oturup bu sorunu çözüp -Avrupa'dan kaynağın bulunması için inanılmaz gayret sarf edeceğim- bu konuda en büyük kampanyayı da yapacağız yeter ki Türkiye'de sığınmacı meselesinden kurtulmak üzere herkes iradesini göstersin. Kayseri benzeri olayların yaşanmasının endişesiyle de bu meselenin çözülmesi lazım.

DIŞİŞLERİ AÇIKLAMASI: Bir devlet terbiyesi diye bir şey var. Dışişleri Bakanlığı açıklaması hepimizi bağlayacak bir şeydir. Bu senin blog sayfan değil. Bir şey yazacaksan Dışişleri Bakanı olarak kendi imzanı atarsın, söylersin. Bir kurumun ismini kullanıp, tutup da böyle bir şeyi internet sayfasına koymaları son derece yersiz. Normalleşme diyoruz, bu üsluplar doğru değil. CHP'nin herhangi bir dış gücü falan... Ben Erdoğan'ın kendisine söyledim, memnuniyetlerini iletti. Biz Türkiye'de ana muhalefet partisiyiz, yurt dışına gittik mi Türkiye'nin partisiyiz. Örneğin ben Gezi Davası'nın bu şekilde olmasını savunamam. Bu ülkeye olimpiyat alınacak hep birlikte alacağız, bu ülkenin reklamını, ticaretini hep birlikte yapacağız.

'NORMALLEŞME' TEMASLARI: 100 yıllık Cumhuriyet, Ata'nın huzurundasınız, ana muhalefet lideri ile iktidar partisinin lideri ya da son seçimlerin birinci partisinin lideri birbirine sürtünüyorlar el sıkışmıyorlar, hatır sormuyorlar. Birbirlerine isimleriyle hitap etmiyorlar, lakaplar falan... Böyle bir şey olmaz. Ben bunun parçası olmam. Belli bir diplomasiyi sürdürmek lazım. Bayramlaşmak, hal hatır sormak... Bunların yapılmamasının ana muhalefete hiçbir faydası yok...

NORMALLEŞMEYİ MHP BOZUYOR: Parti Meclisi'nde de MYK'da da tartıştık zaten partide böyle bir tartışma yok. Normalleşmeyi kim bozuyor? MHP bozuyor. Normalleşmiş bir ülkede o siyasi cinayet aydınlanmadan kalamaz. MHP, 'CHP-AKP iktidar olsunlar birlikte' dedi. Normalleşmeyi sonlandırmaya çalışanlar kim bakmak lazım.

ERKEN SEÇİM: Bana kalsa, yarın karar alalım 2 ay sonra yapalım seçimi ama benim elimde değil. Erken seçim konusunda hiçbir farklı düşüncem yok. Ben 31 Mart seçim sonuçlarını araçsallaştırarak erken seçim talebinde bulunmayacağım dedim. Yüzde 38 oyu CHP'nin kemik oyu görsem çıkıp 'Birinci parti ben oldum' derim. Vatandaş bu samimiyetsizliği reddeder.

360 milletvekilim olsa ben kırmızı kartın gereğini yaparım. Kırmızı kart görmüş oyuncu sahada kalamaz değil mi? Erdoğan'ın görevden ayrılmasının iki yolu var. Ya kendisi yenileyecek, ya parlamentoda 360 el kalkacak ben de 130 el var.

Benim gündemimde erken seçim var zaten halk istiyorsa. Ama halen halkın yarısı istiyor, yarısı istemiyor. Biz bir erken seçim talebini erkenden tüketirsek, günü geldiğinde bir esprisi kalmaz. Erken seçim talebinin tam zamanında...

SEÇİME ÇOKTAN HAZIRIZ: Çoktandır hazırız ülkeyi yönetmeye. Kamuoyunda şöyle bir şey vardı eskiden; kimin gideceğine karar vermişlerdi ama yerine kimin geleceği konusunda CHP'nin tam bir güven telkin edememesine ilişkin tespitler vardı. Gölge bakanlarımızın çalışmaları, getirdiği yankılar... Özellikle ekonomi konusunda. Dış ilişkilerdeki yoğun temas. Suudi Arabistan'a da gideceğim, onu da planlıyorum. Katar'a, Birleşik Arap Emirlikleri'ne de gideceğim. Pekin'den davet aldık oraya da gideceğim.

Seçime hazırız. AK Parti bu haliyle yönetiyorsa, CHP Türkiye'yi şaha kaldıracak.

MERİH DEMİRAL: Merih Demiral ceza olursa yanlış olur ona itiraz etmek lazım. Büyük bir haksızlık olmuş olur. Doğrudan bir siyasi simge olmayan, çok sayıda partinin de kullandığı, arkadaşımızın da 'Ben onu şu niyetle yaptım' diye açıkladığı bir şeyi başka anlamlar yükleyerek milli takımın moralinin bozulmasının çalışmasını doğru bulmuyoruz.

Bir sürü oyuncuya ceza verildi zafer işareti yapıldı diye. O zamanlar onları linç eden ve cezayı savunanlar 'Ne olacak' diyorlar. Ben CHP'nin tutarlılığı açısından çok rahat bir pozisyondayım.

Finale kalırsak Almanya'ya giderim. Belki yarı finale gitmeyi düşünebilirim.

BEN SOKAKÇI, EYLEMCİYİM: Ben sokaktan çekinmeye veya tepkiyi biz değil sivil toplum göstersin buna hep muhaliftim. Ben sokakçıyımdır. Ben kurultayda da söyledim. Mitingi değerler, inançlar üzerinden yapmazsan ekonomik meseleler üzerinden yaparsan o MHP'li adam Tayyip Erdoğan'ın arkasında değil senin arkanda hizalanır. Ben sokakçı ve eylemciyim bunu herkes bilir. Grup Başkanvekilleri partinin yasama kanadıdır. Alınan kararları gidip uygularlar. Bizim işimiz oydu. Geriye dönüp de sayın genel başkanı eleştirir gibi olur ama gençliğin heyecanıyla çok sokakçıyımdır ben.

AÇIK RADYO: Çok büyük bir haksızlık var. RTÜK'ün kararını tanımamazlık yapmamış, para cezasını yatırmış. İkame yayın dosyasını açamamışlar. Radyo dosyayı açamamış ve anlamamışlar. Yayınlayamamışlar. Orada radyonun bir hatası varsa, kötü niyet olmadığı parayı ödediğinden belli. RTÜK, kendi verdiği cezayı uygulamayanlara lisans iptali yapıyor. Para cezasını ödediğine göre uygulamama niyeti yok. Lisans iptali yaptılar. O yüzden yanlış buluyoruz. Orada bir fırsatçılık yapıldı gibi geliyor bana RTÜK tarafından.