• BIST 109.330
  • Altın 155,894
  • Dolar 3,8638
  • Euro 4,5501

    Mitinizi değiştirebilir misiniz?

    30.05.2011 22:15
    8 yıldır düzenli olarak düzenlenen BARİLEM kurslarında bu ay, psikomitoloji masaya yatırıldı.
    Mitinizi değiştirebilir misiniz?
    Mitinizi değiştirebilir misiniz? Mitinizi değiştirebilir misiniz? Mitinizi değiştirebilir misiniz?

    İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilimdalı Başkanı Prof. Dr. M. Bilgin Saydam’ın konuşmacı olarak katıldığı kursta, insan yaşamının en önemli unsuru olan kahramanların, psikomitolojinin ana öğeleri olan mitler arası değişimi göze alanlar olduğu ortaya konuldu

    Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin bünyesinde yer alan Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Araştırma ve İleri Eğitim Merkezi (BARİLEM)tarafından 8 yıldır düzenli olarak gerçekleştirilen kursların bu ayki konuğu olan İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilimdalı Başkanı Prof. Dr. M. Bilgin Saydam, psikomitolojide yaşayan, yaşanan ve yaşatan öyküler olarak tanımlanan mitlerin birbirleri arasında yaşanan geçiş sürecindeki boşluğun kahramanlar yaratan bir boşluk olduğunu söyledi. Saydam, “Annenin aslan oğlu okuyup büyük adam olacak ve annesini kurtaracak, İbrahim Tatlıses İstanbul’a gidecek ve annesini kurtaracak örneğinden yola çıkarsak burada bir mit değişimi yaşanıyor. Buradaki mit değişimi de İbrahim Tatlıses’i kahraman yapıyor. Çünkü bir kahraman olarak annesini kurtarıyor. Mit değişimlerinde yaşanan boşluk çok ciddi bir risk barındırıyor. Orada kahraman olmak mümkün” dedi.

    ‘Korku ve umut bir arada’

    ‘Hayata, insana ve psikoterapiye dair her şey’ konu başlığıyla gerçekleştirilen kursta psikomitoloji hakkında yürüttüğü çalışmalardan elde ettiği deneyimlerini aktaran Dr. M. Bilgin Saydam, konuşmasına mitlerin insan ruhunun yaratıcı eylemlerle yaptığı sıçramaları, nesiller boyunca değişmeden yansıtarak; insan bilincinin gelişim öyküsünü ve korku, kaygı, umut, coşku gibi yaşantıları aynaladığını ifade ederek başladı.

    ‘Annesinin aslan oğlu kahraman olacak’

    Mitlerin yaşayan, yaşanan ve yaşatan, tarih ve mekan içindeki duruşumuzu, pozisyonumuzu belirleyen öyküler olduğunu vurgulayan Saydam, “Annenin aslan oğlu okuyup büyük adam olacak ve annesini kurtaracak, İbrahim Tatlıses İstanbul’a gidecek ve annesini kurtaracak örneğinden yola çıkarsak ezik bir anne simgesiyle onun mahsun haliyle bağlantılı kendisini kurtarma, annesinin ezilmesine neden olan kurgunun ortadan kaldırması olarak tanımlanan bir mit. İbrahim Tatlıses’in hem filmlerinde hem de gerçek hayatta her gittiği yerde bir kahraman olarak karşılanıyor. Çünkü bir kahraman olarak annesini kurtarıyor. Günlük hayatta bizlerde okuyacağız, büyük adam olup bizi hor görenler tarafından bile alkışlanacağız. Ailemiz, arkadaşlarımız ve bizi hor gören insanlara karşı muzaffer konumda olacağız. Bir gün öleceğiz ama başarılı olup eserlerimizle ilkel olarak da çocuklarımızla alkışlanacağız. Bunu bir mitten diğer mite geçerken yapacağız. Çünkü mit değişimlerinde yaşanan boşluk çok ciddi bir risk barındırıyor. Orada kahraman olmak mümkün” dedi.

    Yöreselden bakıp evrenseli tanımlıyor

    Gerek birey ve gerekse toplumsal olarak insanı anlamanın mitleri anlamaktan geçtiğinin altını çizen Saydam, Psikomitolojinin materyali, insanın ve insanlığın öyküsü, daha kesin bir ifadeyle, insan zihninin ve onun öznesi olan bilincin oluşum ve gelişim sürecidir. İnsan varoluşunun doğa-kültür gerilimindeki açılım ve şekillenmesini, bıraktığı metamorfik izleri, yani bireysel ve ortak mitleri irdeleyerek araştırır. İnsan kendisini öykülendirerek şekillendiren bir varlıktır. En geniş anlamıyla psikomitoloji, insana ait bireysel ya da ortak tüm öyküleri kapsar ve hepsine evrensel bir gerçeklik atfeder. Yöreselde evrenseli, tekilde tümeli yakalama kaygısı içinde evrenin yaratılışını ve insanlık tarihini, insan-kahramanın bilinçdışı-bilinç, madde ve mana, doğa ve tin, dişil ilke ve eril ilke ikili sistemlerinin çekim alanlarındaki eylemleri olarak görür ve yorumlar” diye konuştu.

    ‘Gerçek yaşam fani, mitler baki’

    Yaşanılan gündelik yaşamı bireyin kaybedildiği geçici yaşamlar, ‘fani dünya’ olarak nitelendiren Saydam, mitlerin dünyasını ise değişmeyen, ‘baki dünya’ olarak tanımladı. Toplumsal mitlerin sürekli yaşayan, yaşatan ve yaşanan öykülerden oluştuğunu, bireysel mitlerin ise yaşanılan dünyayla ilişkimizde kendimizi nasıl konumlandırdığımızı belirlediğini ifade ettiği konuşmasını şöyle sürdürdü:“Yaşamsal dünyayla ilişkimizi kendimizi nasıl konumlandırdığımız belirliyor. Hepimiz bir miti yaşıyoruz. Bir mitle yola çıkıp, yaşarken sürekli farklı mitleri yaşayıp, kendi tarihimizi oluşturuyoruz. Yaşanılan mitin gerçekliğinden şüphe duyarak yeni bir mit yaşamaya başlıyoruz. Böylece kendi tarihimizi yazıyoruz. Kendimize ait olmadığını hissettiğimiz tüm mitlerde hapisiz. Çevreyle ilişki içinde, kendi gerçekliğimizi yaşayacağımız özgün bir mit, bilinmezden bizi koruyor. Sosyo-kültürel açıdan da desteklenen bir mitse ciddi bir rahatlık getiriyor”

    Haziran’da bilişsel davranışçı tedavi konuşulacak

    8 yıldır her ayın son haftası düzenlenen kursların bir sonraki konuğu ise Marmara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur olacak. Sungur, bilişsel davranışçı tedavi konusunda yürüttüğü çalışmalardan elde ettiği deneyimini paylaşacak.

    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
    Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim