• BIST 106.239
  • Altın 160,342
  • Dolar 3,8713
  • Euro 4,5671

    "Lüks ve pahalı semtlerde de sıkıntı var"

    12.12.2011 17:10
    Vakti zamanında çürük binalar yaptığını itiraf edip daha sonrada bu binaları bedavadan yenileyebileceği vaadinde bulunan Ağaoğlu zengin semtler ile ilgili korkutucu söylemlerine devam etti.
    Lüks ve pahalı semtlerde de sıkıntı var

     

    Şehirde süren ‘kentsel dönüşüm’ çalışmaları hakkında konuştuğumuz Ali Ağaoğlu tüm İstanbul’un yenilenmesi gerektiğini söylüyor: “Armutlu, Çeliktepe, Ümraniye, Beykoz, Zeytinburnu, Avcılar, Sarıyer, Bağcılar, Bahçelievler... Hepsinin yenilenmesi lazım. Kadıköy’den, Bağdat Caddesi’nden Etiler’e kadar her yer... Ulus’taki binaların çoğu hurda. Bağdat Caddesi’ndeki eski binalar da öyle”
     
    İstanbul’da ‘kentsel dönüşüm’ neden şart?
     
    Deprem güvenliğini sağlamak için... Plansız göç alan şehirlerimizde kaçak ve çirkin yapılaşma var. İstanbul’u hem depreme güvenli hem daha yaşanabilir hale getirmek için lafı bırakıp kentsel dönüşümü hayata geçirmemiz lazım. Kentsel dönüşüm yasası çok önce çıkmıştı ama işletilemiyordu.
     
    Neden işletilemiyordu?
     
    ‘Kat mülkiyeti’ yasası yüzünden... Bir örnek vereyim. 100 daireli siteye gidiyorsunuz. 99 kişiyle yapıyı yıkıp tekrar yapmak üzere anlaşıyorsunuz ama bir kişi “Hayır, ben izin vermiyorum” diyor. 99 kişinin dediği, sırf o bir kişi istemediği için çöpe gidiyor. Yani o bir kişinin dediği oluyor. ‘Kat mülkiyeti’ yasası böyleydi ama artık değiştiriliyor. Böylece deprem riski taşıyan bir binada yaşayanların üçte ikisi “Evet, izin veriyorum” diyorsa, bina yıkılabilecek.
     
    Yeni yasa vatandaşa tedirginlik veriyor. Müteahhitleri nasıl seçmeliyiz?
     
    Müteahhitin mali gücü, daha önce yaptığı binalar ve teknik kadrosu iyi araştırılmalı. Önüne gelene yetki verilmemeli. Müteahhitler vatandaşı doğup büyüdüğü yerden koparıp başka bir yerde ev verirse insanlar tepki gösterir. Aynı semtten daire verilmeli. Vatandaşı ikna etmek lazım.
     
    Halkın, şehir merkezinden sürülmesi gibi bir algı var...
     
    Kentsel dönüşümün önündeki en büyük engel kat mülkiyet yasasıydı. Bunun değişmesi önemli bir adım ama yetmez. Vatandaşın muhakkak ikna edilmesi lazım. Bu işin kanun kuvvetiyle ve kamulaştırarak yapılması zor. Olayı kanunla, copla, silahla çözemezsiniz. İkna ederek çözersiniz. Devlet sadece gücüyle değil, şefkatli eliyle ikna edecek; özel sektör görev alacak. Topluma rant vermek lazım. Kadir Topbaş, Fikirtepe’de imar artışı verdi. Bu rant demektir. Son derece olumlu bir gelişme.
     
    Olaylı manzaralar görecek miyiz?
     
    Vatandaşı yanınıza alamazsanız bu tür şeyler yaşamak kaçınılmaz olur. Benim temennim vatandaşın ikna edilmesi. Devlet adil, ortayı bulan, uzlaştıran ve gerektiğinde kanun kuvvetini kullanan pozisyonda olmalı. Vatandaş ikna edilmezse, yasanın uygulanması çok zor olur. Hiçbir vatandaşı doğup büyüdüğü yerden alıp başka bir yere götüremezsiniz. Sosyal devlette, demokratik bir ülkede bunun yapılmaması lazım.
     
    İdeal çözüm yolu nedir?
     
    Sağlıklı bir ilerleme için devlet, yerel yönetim ve özel sektör elbirliği şart. İdeali; kat karşılığı veya tahsisat paylaşımı modeliyle yapılması. Bunun için de sadece imar atışı çözüm olur. 100 daire olan yere, imar artışı vererek 130 daire yapılabilir. Fikirtepe’de bu yapıldı. İstimlak ederek ve vatandaşa rağmen kentsel dönüşüm yapmamız mümkün değil. “Bak kardeşim, eski dairen 100 lira, senin apartman yıkılırsa onun yerinde değeri 500 liralık bir dairen olacak” diyeceksin. Gerekirse vatandaşın kirasını vereceksin. Her semte ve bölgeye göre ayrı çözüm bulmak gerek.
     
    “Dünya başkenti değil,  gecekondu başkentiyiz”
     
    Öncelik hangi semtlerin?
     
    Bence öncelikli semt yok. İstanbul’un tamamı öncelikli. 2000’li yıllardan önce yapılan binalarda ciddi sorun var. Hem statik hesaplar yönünden, hem yapılış ve kullanılan malzeme yönünden... Eski yöntemlerle, elle karıştırılan betonla, demirden kuma kalitesiz malzemeyle yapılan binalar bunlar. Muhakkak yenilemek lazım. Afet olmadan önlem almak gerek. ‘Kentsel dönüşüm’ deyince sadece gecekondu bölgeleri aklınıza gelmesin. Bugün İstanbul’un en lüks ve pahalı semtlerinde de sıkıntı var.
     
    Sizin hedefinizde hangi semtler var?
     
    “Şurası var” diyemem. Devletin tek başına bu işin altından kalkması mümkün değil. Özel sektörün ciddi görev alması lazım. Biz görev almaya her zaman hazırız. Özellikle ilgilendiğimiz bir yer yok. Her yerde iş yapabiliriz.
     
     “İstanbul’un yüzde 70’ini arsa olarak görüyorum” demiştiniz...
     
    Bunu bütün bilimadamları söylüyor. Yıkıp yeniden inşa etmemiz gerekiyor. Öyle binalar var ki, bulunduğu arsanın değeri 100 lira, bina 10 lira. Eşyanın tabiatına aykırı. İstanbul’un en merkezi yerleri; Armutlu, Çeliktepe, Ümraniye, Beykoz sırtları, Zeytinburnu, Avcılar, Sarıyer, Bağcılar, Bahçelievler... Hepsinin yenilenmesi lazım. Kadıköy’den, Bağdat Caddesi’nden Etiler’e kadar her yer öyle. En kıymetli yerlerden Ulus’taki binaların çoğu hurda. Kötü deyince sadece gecekondular aklınıza gelmesin. Bağdat Caddesi’ndeki eski binalar da öyle.
     
    İstanbul’da helikopterle tur atarken plan yapıyor musunuz?
     
    Tabii ki yapıyorum. Napolyon 300 sene önce “Dünya tek devlet olsa başkenti İstanbul olurdu” demiş. Biz dünya başkenti değil, gecekondu başkenti yapmışız. Plansız gelişmişiz. İstanbul’u dünyaya yaraşır dünyanın başkenti olacak bir potansiyeli var. Açıkhava müzesi gibi bir yer. Hayalim, bunu öne çıkartarak modern bir kent haline getirmek.
     
    “ÇOĞU iNSAN TABUTTA CANLI YAŞIYOR”
     
    “Vatandaş kentsel dönüşümü fırsat bilip bir koyundan üç post çıkarmaya çalışmamalı. Çoğu insan canlı canlı tabutta yaşıyor. Yasal bir daire aldığında 100 liralık evi 300 lira olacak. Yerel yönetimler de bu konuda istekli. Bunun iyi anlatılması gerek.”
     
    “10 MiLYON KONUT DEĞiŞTiRiLMELi”
     
    “Türkiye’deki müteahhitlik sektörü Çin’den sonra ikinci sırada geliyor. Bu sektör kendini çok geliştirdi. Dünyayla yarışamayacağımız ülke yok. Türkiye’de 10 milyon konutu değiştirmemiz lazım. Türk müteahhitleri çok rahat bunun altından kalkar.”
     
    “1998 ÖNCESi YAPILAN BiNALARA DiKKAT”
     
    Türkiye deprem kuşağında bir ülke, İstanbul da deprem kuşağında bir şehir. 1998’e kadar ikinci deprem kuşağındaymışız gibi gösteriliyordu. Dolayısıyla statik hesaplar hep buna göre yapılıyordu. 1998’den sonra birinci deprem kuşağı olduğu belirtildi. Yani 1998 öncesi yapılan binaların statik hesaplarında güvenlik açısından ciddi fark var. Bu binalar depreme dayanıklı değil.”
     
    Milliyet
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, Türkçe karakter kullanılmayan ve kişilik haklarını hiçe sayan yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
    Diğer Haberler
  • O manzaralar içimizi sızlatıyordu06 Ekim 2012 Cumartesi 12:50
  • Sucuk ve Salamı karıştıramayacaklar06 Ekim 2012 Cumartesi 12:48
  • 56 yaşındaki ev hanımının yaptığı pes dedirtti!06 Ekim 2012 Cumartesi 12:47
  • Şehit yakınlarına internet indirimi06 Ekim 2012 Cumartesi 12:39
  • Bir top mermisi daha düştü!06 Ekim 2012 Cumartesi 11:51
  • Bisküvi kutusundan tarih çıktı06 Ekim 2012 Cumartesi 10:58
  • Nevşin Mengü rövanşı böyle aldı!..06 Ekim 2012 Cumartesi 10:56
  • Bu haberi okumadan yola çıkmayın06 Ekim 2012 Cumartesi 10:40
  • 4+4+4ün gerekçeli kararı Resmi Gazetede!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:39
  • Başbakan Erdoğanın arıyla imtihanı!06 Ekim 2012 Cumartesi 10:37
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim