Kanun Hükmünde Kararnamelerin yayınlanmasında sonra, meslekten ihraç edilenler, akademisyenler, avukatlar, yargıçlar arasında devam eden belirsizlik netleşmeye başladı.
Netleşen hususları inceleyecek olursak;
1)Meslekten ihraç edilen kamu görevlileri, genel düzenleyici işlem olan 672 sayılı KHK nin, birel işlem niteliğindeki kendileri ile ilgili meslekten ihraç kararının iptali istemiyle dava açabilecektir.
2)Meslekten ihraç edilenlerin açacakları iptal davasında görevli yargı yeri idare mahkemeleridir. Yetkili mahkeme ise İYUK 33/2.maddesi uyarınca kamu görevlisinin son görev yaptığı yer idare mahkemesidir.
İptal davası ile birlikte Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulabilir. Ancak, idari yargıda verilecek kararın olumsuz olması ve temyiz incelemesi sonucu kesinleşmesinden sonra bu yola başvurulması daha doğrudur.
3)KHK ile meslekten ihraç edilenlerin, Resmi Gazete ilanından itibaren 60 gün içerisinde iptal davası açılması gerekmektedir.
4)KHK’nin TBMM de görüşülmesi ve kabul edilmesinden sonra kanun niteliğini kazanacağından, bu aşamadan sonra kamu görevlisinin bağlı bulunduğu kuruma başvurarak sakat işlemin iptali ile işe başlatılması talebinde bulunulması, bu talebin reddi veya 60 gün içinde yanıt verilmemesi durumunda zımnen reddi hükümlerine göre iptal davası açılabileceği bir kısım akademisyen tarafından ileri sürülmektedir.
5)AİHM’ne başvuru yapılabilmesi için tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi gerekmektedir. Bu anlamda, TBMM İç Tüzüğü’nün 115-120 maddeleri arasında açıklanan dilekçe hakkı kullanılması son derece önemlidir. Bu yönüyle TBMM’ne İç Tüzüğün 116.maddesine göre bir dilekçe ile başvurularak mağduriyet ifade edilmelidir.
6)Olağanüstü Hal koşullarında düzenlenen KHK’lerin hukukiliğinin ve aleyhinde dava açılıp açılamayacağının tartışıldığı bu süreçte Anayasa Mahkemesi’nin 03.07.1991 tarihli, 1991/6 esas, 1991/20 sayılı kararı dikkatlice irdelenmesi gerekir.
Anayasa Mahkemesi, 03.07.1991 tarihli, 1991/6 esas, 1991/20 sayılı kararıyla, 1982 Anayasası’nın 121. maddesinin üçüncü ve 122. maddesinin ikinci fıkrasında, olağanüstü hal ve sıkıyönetim süresince Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kuruluna olağanüstü halin ve sıkıyönetim halinin gerekli kıldığı konularda bir yetki kanununa gerek olmadan kanun hükmünde kararname çıkarabilme yetkisini verdiğini belirtip [1], bu yetkinin sınırları dolayısıyla söz konusu kanun hükmünde kararnamelerin hukukî niteliğiyle ilgili olarak şu noktalar üzerinde durmuştur:
a-Olağanüstü hallerde ve sıkıyönetimde KHK çıkarabilmek için bir yetki yasasına gerek bulunmamaktadır. Anayasa’nın 121. ve 122. maddeleri bu durumlarda çıkarılacak KHK’lerin anayasal dayanağını oluşturur. Ancak, olağanüstü hal KHK’si çıkarabilmek için öncelikle Anayasa’nın 119. veya 120. maddelerine göre ilan edilmiş bir olağanüstü hal olmalıdır. Olağanüstü hal KHK’leriyle getirilen düzenlemeler olağanüstü halin amacını ve sınırlarını aşmamalıdır.”[2]
b-Olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleri, Anayasanın 91. maddesinin olağan kanun hükmünde kararnameler hükmünde kararnameler için koyduğu konu sınırlandırmalarına bağlı olmadıklarından, bu tür kanun hükmünde kararnamelerle temel haklar, kişi hakları ve ödevleri ile siyasî haklar ve ödevler de düzenlenebilir. Ancak Anayasa, 121. maddenin ikinci fıkrasında saydığı “belirli konuların Olağanüstü Hal Yasası’nda düzenlenmesini zorunlu görmektedir. Anayasa’nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasına göre, “Olağanüstü hal KHK’leri, Olağanüstü Hal Yasası ile saptanan sistem içersinde “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” uygulamaya yönelik olarak çıkartılabilir.
Bu tür KHK’lerle yalnızca olağanüstü hal ilânını gerektiren nedenler gözetilerek bu nedenlerin ortadan kaldırılması için o duruma özgü kimi önlemler alınabilir. Olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkartılabilecek KHK’lere Anayasa’nın 121. maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları birlikte incelendiğinde başkaca işlevler yüklenemez. Bunun tersi bir anlayış; Anayasa ve Olağanüstü Hal Yasası dışında yeni bir olağanüstü hal yönetimi yaratmaya neden olur. Oysa, Anayasa, olağan anayasal düzenden ayrı ne gibi olağanüstü yönetimler kurulabileceğini saptamış ve bunların statülerinin de yasayla düzenlenmesini öngörmüştür. Olağanüstü yönetim usulleri; olağanüstü haller ve sıkıyönetim, seferberlik ve savaş halinden ibarettir. Anayasa, bu olağanüstü yönetimlerin hangi ilkelere göre düzenleneceğini açıkça göstermiştir. O halde, bu sayılanlar dışında farklı bir olağanüstü yönetim usulü, yasayla dahi düzenlenemez.[3]
c-Olağanüstü hallerde Anayasa’nın 121. maddesinin üçüncü fıkrasına göre çıkarılabilecek KHK’lerde konu sınırlaması yoktur. Ancak bu, olağanüstü KHK’lerin düzenleme alanının sınırsız olduğu anlamında değildir. Bu tür KHK’lerin düzenleme alanları, Anayasa’nın 121. maddesinin üçüncü ve 122. maddesinin ikinci fıkrası gereğince “olağanüstü halin veya sıkıyönetim halini(n) gerekli kıldığı konular”la sınırlıdır. Olağanüstü halin gerekli kılmadığı konuların olağanüstü hal KHK’leriyle düzenlenmesi olanaksızdır. Olağanüstü halin gerekli kıldığı konular, olağanüstü halin neden ve amaç öğeleriyle sınırlıdır. Olağanüstü halin amacı, neden öğesiyle kaynaşmış bir durumdadır. Başka bir anlatımla, olağanüstü halin varlığını gerektiren nedenler saptandığında amaç öğesi de gerçekleşmiş demektir. Şu durumda olağanüstü hal KHK’lerinin “olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” olağanüstü halin amacı ve nedenleriyle sınırlı çıkarılmaları gerekir.[4]
d-Olağanüstü hal ve sıkıyönetim “belirli bir süreyle de sınırlıdırlar… Olağanüstü Hal Yasası ile Sıkıyönetim Yasası olağanüstü halin veya sıkıyönetimin ilân edildiği bölge veya bölgelerde olağanüstü halin veya sıkıyönetimin devamı süresince uygulanırlar. Bu hallerin kaldırılmasına karar verildiğinde bu yasaların o bölge veya bölgelerde uygula(n)maları sona erer. Olağanüstü halin veya sıkıyönetimin, gerekli kıldığı konularda çıkartılan KHK’ler, bu hallerin ilân edildiği bölgelerde ve ancak bunların devamı süresince uygulanabilirler. Olağanüstü hal KHK’si çıkarma yetkisi olağanüstü hal süresiyle sınırlıdır. KHK ile getirilen kuralların nasıl olağanüstü hal öncesine uygulanmaları olanaksız ise olağanüstü hal sonrasında da uygulanmaları veya başka bir zamanda veya yerde olağanüstü hal ilânı durumunda uygulanmak üzere geçerliklerini korumaları olanaksızdır.[5]
e-Olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi çıkarma yetkisi olağanüstü hal bölgesi ve süresiyle sınırlı olduğundan, olağanüstü hal KHK’leri ile, yasalarda değişiklik yapılamaz. Olağanüstü hal KHK’leri ile getirilen kuralların olağanüstü hal bölgeleri dışında veya olağanüstü halin sona ermesinden sonra da uygulanmalarının devamı isteniyorsa bu konudaki düzenlemenin yasa ile yapılması zorunludur. Çünkü olağanüstü hal bölgesi veya bölgeleri dışında veya olağanüstü halin sona ermesinden sonra da uygulanmalarına devam edilmesi istenilen kuralların içerdiği konular “olağanüstü halin gerekli kıldığı konular” olamazlar [6]. Anayasa Mahkemesi’nin olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle kanunlarda değişiklik yapılamayacağı yolunda ortaya koyduğu ilkeyi, bu kanun hükmünde kararnamelerle yürürlükteki kanunların genel ve sürekli olarak değiştirilemeyeceği şeklinde anlamak gerekir. Başka bir deyişle, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle, kanunların belli hükümlerini olağanüstü hal bölgesi ve süresi içinde bir anlamda askıya alacak değişiklikler yapılabilir [7].O halde Anayasa Mahkemesinin, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleriyle değiştirilebilmeleri bakımından, Anayasa’nın öngördüğü sistem içinde olağanüstü hallerin statüsünü belirleyen Olağanüstü Hal Kanunu ile diğer kanunlar arasında da ayrım yaptığı söylenebilir. Şöyle ki, bu kanun hükmünde kararnamelerle, esasen genel nitelikteki Olağanüstü Hal Kanununda yalnızca olağanüstü halin ilân edildiği bölge ve süre içinde geçerli olacak bir değişiklik dahi yapılamaz.
Nitekim Mahkeme, 425 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesi üzerindeki incelemede şöyle demektedir: “… Olağanüstü Hal Yasası ülkenin tümü için çıkarılmış genel nitelikte bir yasadır. Bu yasa ve öngördüğü önlemler herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde veya ülkenin tümünde olağanüstü hal ilân edildiğinde kendiliğinden uygulamaya konulur. Anayasa’nın 121. maddesinin öngördüğü KHK’ler yalnızca, olağanüstü hal süresince ve olağanüstü hal bölgesinde uygulanmak üzere ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenlemeler yapan KHK’lerdir. Ancak, bu koşulları taşıyan KHK kurallarına karşı … dava açılamaz. KHK ile yürürlüğe konulan kural, olağanüstü halin gerekli kıldığı konuya ilişkin olsa bile başka bir zamanda veya başka bir yerde olağanüstü hal ilân edilmesi durumunda yürürlüğe girebiliyorsa, başka bir anlatımla, kural konulmasına neden olan olağanüstü halin sona ermesine karşın geçerliliğini yitirmeyip yürürlüğünü sürdürüyorsa olağanüstü hal KHK kuralı sayılamazlar. Olağanüstü hal KHK kuralı niteliğinde görülmeyen kurallar ise Anayasa’ya uygunluk denetimi kapsamına girerler. Olağanüstü hal KHK’leri olağanüstü hal ilân edilen yerlerde ve olağanüstü hal süresince uygulanacak olmaları nedeniyle bu tür KHK’lerle yasalarda değişiklik yapılamaz. Tersi durumlarda olağanüstü hal ilân edilen bölgenin dışına taşma ve olağanüstü halin sona ermesine karşın kuralın yürürlüğünü koruması söz konusu olacaktır. Diğer yönden Anayasa’nın 121. maddesinin ikinci fıkrasında olağanüstü hal yasasında düzenlenecek konular açıkça belirtilmiştir. Bu nedenle olağanüstü hal yasasında yapılacak bir değişikliğin mutlaka yasayla yapılması zorunludur. Olağanüstü Hal Yasası ile bunda değişiklik yapan yasalar Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlıdırlar. Oysa, yasayla düzenlenmesi gereken konuların olağanüstü hal KHK’leri ile düzenlenmesi Anayasa’ya uygun denetimi dışına çıkma sonucunu doğurur. Bu ise Anayasa’nın temelini oluşturan hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.”[8]
Böylece Anayasa Mahkemesine göre, “… Anayasa’nın 148. maddesiyle Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlı tutulmayan olağanüstü hal KHK’leri, yalnızca olağanüstü hal süresince olağanüstü hal ilân edilen yerlerde uygulanmak üzere ve olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda çıkarılan KHK’lerdir. Bu koşulları taşımayan kurallar olağanüstü hal KHK kuralı sayılamazlar ve Anayasa’ya uygunluk denetimine bağlıdırlar.” [9]
Görüldüğü üzere Anayasa Mahkemesi, Anayasanın 2. maddesi uyarınca Cumhuriyetin temel bir niteliği olan demokratik hukuk devleti ilkesini korumak için, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin yargısal denetimini yasaklayan 148. madde hükmünü dar yorumlayarak sınırlandırmıştır[10].
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, Anayasa Mahkemesi’nin 03.07.1991 tarihli, 1991/6 esas, 1991/20 sayılı kararı, KHK lerin hukukiliği üzerindeki tartışmalara son noktayı koymuştur.
[1] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 98, 396.
[2] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 98, 396.
[3] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 99, 396-397. Anayasa Mahkemesine göre, olağanüstü hal ve sıkıyönetimin kanunla belirlenmiş statülerinde olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnameleriyle değişiklik yapılması, ayrıca Anayasanın 6. maddesindeki “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasa’dan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz” hükmüne, 7. maddesindeki yasama yetkisinin devredilemezliği ilkesine, Başlangıç kısmındaki “… Kuvvetler ayırımının, … belli Devlet yetkilerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı medeni bir işbölümü ve işbirliği olduğu ve üstünlüğün ancak Anayasa ve kanunlarda bulunduğu” temel ilkesine ve 11. maddesindeki Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü ilkesine de aykırılık oluşturur (AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 99, 397).
[4] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 99-100, 397-398. Anayasa Mahkemesi daha önce verdiği bir kararda, 1982 Anayasasının yürütmeye 8. maddedeki deyimle bir “yetki” olma gücünü veren hükümlerine değinirken de, olağanüstü hal ve sıkıyönetim kanun hükmünde kararnamelerinin“sözü edilen hallerin gerekli kıldığı konulara hasren” çıkarılabileceğini belirtmişti (E. 1986/18, K. 1986/24, k.t. 9.10.1986, AYMKD Sayı 22, s. 264).
[5] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s 100-101, 398-99. Ayrıca bkz. s. 105.
[6] AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 101, 399, ayrıca 105 ve 402.
[7] 2 Bu konuda bkz. DURAN, Lûtfi, “Bunalım Kararnameleri”, AÜSBFD, Cilt 50, Sayı 3- 4 (1995), s. 149-150, 156-157; KANADOĞLU, Korkut, Anayasa Mahkemesi, Beta, İstanbul 2004, s. 161-162; ESEN, Selin, Karşılaştırmalı Hukukta ve Türkiye’de Olağanüstü Hal Rejimi, Adalet Yayınevi, Ankara 2008, s. 250-251; Ayrıca bkz. ALİEFENDİOĞLU, Yılmaz, Anayasa Yargısı, Yetkin Yayınları, Ankara 1997, s. 130- 131; TURHAN, Mehmet, “Olağanüstü Hallerde Çıkarılabilecek Kanun Hükmünde Kararnameler”, Amme İdaresi Dergisi, Cilt 25, Sayı 3 (1992), s. 28, 32, 35; KUZU, Burhan, Olağanüstü Hal Kavramı ve Türk Anayasa Hukukunda Olağanüstü Hal Rejimi, Kazancı Hukuk Yayınları, İstanbul 1993, s. 249, 384-385; YÜZBAŞIOĞLU, Necmi, 1982 Anayasasına ve Anayasa Mahkemesi Kararlarına Göre Türkiye’de Kanun Hükmünde Kararnameler Rejimi, Beta, İstanbul 1996, s. 181; TANÖR, Bülent – YÜZBAŞIOĞLU, Necmi, 1982 Anayasasına Göre Türk Anayasa Hukuku, 8. bası, Beta, İstanbul 2006, s. 410-411; TEZİÇ, Erdoğan, Anayasa Hukuku, 12. bası, Beta, İstanbul 2007, s. 38-39; ÜSKÜL, Zafer, Olağanüstü Hal Üzerine Yazılar, Büke Yayıncılık, İstanbul 2003, s. 188-190; GÖZLER, Kemal, Kanun Hükmünde Kararnamelerin Hukukî Rejimi, Ekin Kitabevi Yayınları, Bursa 2000, s. 209-211; GÖZLER, Kemal, Türk Anayasa Hukuku Dersleri, Ekin Yayınları, Bursa 2008, s. 491. Bkz. ve krş. EROĞUL (1999) s. 38, 42.
[8] E. 1990/25, K. 1991/1, k.t. 10.1.1991, AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 105-106.
[9] 4 E. 1990/25, K. 1991/1, k.t. 10.1.1991, AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 100-101; E. 1991/6, K. 1991/20, k.t. 3.7.1991, AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 398-399. Bu içtihadın dayandığı görüşlere katılmayan Anayasa Mahkemesi üyelerinin karşıoy gerekçesi, dava konusu Kanun Hükmünde Kararnamelerin “Anayasa’nın 91. ve 121. maddelerine uygun olarak olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda” düzenlenmeleri nedeniyle, davanın Anayasanın 148. ve 2949 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usûlleri Hakkında Kanunun 19. maddeleri gereğince “yetkisizlik yönünden reddi” gerektiği yolundadır (AYMKD Sayı 27 Cilt 1, s. 92, 102, 389-390, 400).
[10] Prf.Dr. Merih Öden, Anayasa Mahkemesi ve Olağanüstü Hal ve Sıkıyönetim Kanun Hükmünde Kararnamelerinin Anayasaya Uygunluğunun Yargısal Denetimi.