Son dönemde patlak veren yolsuzluk skandalları ve ekonomik durgunlukla köşeye sıkışan kabine, muhalefet partilerinin sunduğu gensoru önergesinin iktidar ortağı içindeki bazı vekiller tarafından da desteklenmesiyle çoğunluğu kaybetti. Japonya Başbakanı, kararın ardından imparatorla görüşmek üzere saraya giderken, ülkede erken seçim çanları çalmaya başladı.
Hükümetin düşmesine giden süreç, özellikle iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP) içindeki finansal usulsüzlüklerin kamuoyuna sızmasıyla hız kazandı. Vergi artışları ve artan yaşam maliyetleri nedeniyle halk desteği %20’lerin altına gerileyen hükümet, meclis içindeki disiplini de koruyamadı. Parlamentonun alt kanadında yapılan oylamada çıkan sonuç, Japonya'nın son yıllarda tanık olduğu en büyük siyasi deprem olarak nitelendiriliyor. Karar sonrası Yen piyasalarında ani dalgalanmalar yaşanırken, yatırımcılar belirsizlik nedeniyle temkinli bir bekleyişe geçti.
Anayasal prosedür gereği Japonya Başbakanı’nın önünde iki seçenek bulunuyor: Ya tüm kabineyle birlikte topluca istifa etmek ya da 10 gün içinde parlamentonun alt kanadını feshederek ülkeyi erken genel seçime götürmek. Tokyo’daki siyasi kulislerde, Başbakan’ın istifa etmek yerine halkın hakemliğine başvurarak parlamentoyu feshetme eğiliminde olduğu konuşuluyor. Bu durum, Japonya'nın önümüzdeki birkaç ay boyunca oldukça sert ve gerilimli bir seçim atmosferine gireceği anlamına geliyor.
Küresel ölçekte ise Japonya’daki bu istikrarsızlık, G7 ülkeleri ve Asya-Pasifik bölgesindeki güç dengeleri açısından yakından takip ediliyor. Özellikle savunma harcamalarının artırılması ve bölgesel güvenlik stratejilerinin tartışıldığı bir dönemde gelen bu hükümet düşüşü, uluslararası ittifakların geleceği hakkında da soru işaretleri doğurdu. Japon halkı ise siyasi krizin bir an önce sonlanmasını ve ekonomik reformlara odaklanılmasını bekliyor.





