İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Halk TV’ye yönelik polis operasyonu, kayyum atanması ve yayınların durdurulmasına ilişkin Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması yaptı. KESK Dönem Sözcüsü Savaş Candemir tarafından okunan açıklamada, söz konusu müdahalenin basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkı açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği ifade edildi. Açıklamada, muhalif basına yönelik baskılara karşı dayanışma ve ortak mücadele çağrısı yapıldı.
İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Halk TV’ye yönelik operasyon ve kanala kayyum atanmasına tepki göstermek amacıyla Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde basın açıklaması gerçekleştirdi. KESK Dönem Sözcüsü Savaş Candemir’in okuduğu açıklamada, iktidarın basın ve ifade özgürlüğüne yönelik uygulamaları eleştirilirken, Halk TV’ye yönelik müdahalenin demokratik haklar ve halkın bilgiye erişimi açısından değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNE VURGU
Candemir, “AKP iktidarı, sürdürdüğü baskı ve sindirme politikalarını yaşamın her alanına yaymaya devam ediyor. Belediyelerden demokratik kurumlara, dijital mecralardan muhalif basına uzanan kayyım, sansür ve yasak politikalarının son hedefi Halk TV oldu” dedi.
“14 Ekim sabahı Halk TV’ye yönelik polis operasyonu, kanala kayyım atanması ve yayınların durdurulması, yalnızca bir televizyon kanalına yönelik müdahale olarak değerlendirilemez” diyen Candemir, “Bu uygulama, basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve demokratik toplumun temel değerleri açısından son derece ciddi bir gelişmedir. Bunun bir başka örneğini TELE 1 de yaşadık. TELE 1’e sadece kayyım atanmamış, adeta TELE 1 yok edilerek haber kanalı belgesel ve magazin kanalına dönüştürülmüş halkın haber alma özgürlüğü engellenmiştir. Bugün Halk TV’ye yönelik müdahaleyi, ülkemizde uzun süredir yaşanan demokratik gerilemeden, seçilmiş iradelere yönelik kayyım uygulamalarından, gazetecilere dönük baskılardan ve toplumsal muhalefetin sesini sınırlayan politikalardan bağımsız değerlendiremeyiz” diye konuştu.
"TOPLUMUN DOĞRU VE ÖZGÜR BİLGİYE ERİŞİM HAKKI HEDEF ALINDI"
Yapılan uygulamaların birbirinden bağımsız olmadığını savunan Candemir, “Bu saldırılar birbirinden bağımsız değil; tek merkezden yürütülen, toplumsal muhalefeti susturmayı, halkın iradesini gasp etmeyi ve haber alma hakkını ortadan kaldırmayı, demokrasinin asgari kurum ve kurallarını ortadan kaldırarak otoriter Tek Adam rejimini kalıcı hale getirmeyi hedefleyen politikanın parçalarıdır. Son dönemde milyarlarca dolarlık fon yolsuzluğu, Mekke anlaşması kapsamında Yemen’e müdahale etme ihtimali ve bugün başlayan Ekrem İmamoğlu savunması, gündemdeki yerini korurken, muhalif basına yönelik bu müdahaleler, söz konusu yolsuzluğun ve hukuksuzlukların üzerinin örtülmek ve muhalif medyada tartışılmasının engellenmek istendiğini göstermektedir. Siyasi iktidarın, toplumsal muhalefetin sesini kısmaya ve farklı görüşlerin kamuoyuna ulaşmasını engellemeye yönelik uygulamaları kabul edilemez. Basın kuruluşlarının bağımsızlığına yönelik her türlü müdahale, yalnızca gazetecilerin çalışma koşullarını değil, toplumun doğru ve özgür bilgiye erişim hakkını da doğrudan hedef almaktadır” ifadelerini kullandı.
Basın özgürlüğü demokratik bir toplumun vazgeçilmezi olduğunu hatırlatan Candemir, “Gazetecilerin özgürce haber yapabildiği, farklı görüşlerin baskı görmeden ifade edilebildiği, medya kuruluşlarının siyasi müdahalelerden bağımsız çalışabildiği bir ülke istiyoruz. Hukukun üstünlüğü, ifade özgürlüğü ve demokratik haklar herkes için güvence altında olmalıdır. Hiçbir güç, basın özgürlüğünü ortadan kaldırmanın veya halkın haber alma hakkını sınırlandırmanın aracı hâline getirilmemelidir. Hukuk, herkese eşit uygulanmalı; adalet, siyasi hesaplaşmaların aracı hâline getirilmemelidir. Yargıyı, kolluğu, kayyımları ve dijital sansürü birer baskı aracına dönüştürerek ülkeyi her geçen gün daha koyu bir karanlığa sürükleyenler bilmelidir ki bu çabaları beyhudedir. Tarih sayısız kere göstermiştir ki hiçbir iktidar baskıyla, yasaklarla ve zorbalıkla ömrünü sonsuza kadar uzatamamıştır. İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri olarak Halk TV emekçileriyle dayanışma içinde olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz. Tüm emek ve demokrasi güçlerini bu hukuksuzluğa karşı ortak mücadeleyi büyütmeye çağırıyoruz. Çünkü biliyoruz ki bu örgütlü kötülüğü dağıtacak olan ortak mücadele ve dayanışmadır. Emeğin, barışın, özgürlüğün ve demokrasinin kazandığı bir geleceği mutlaka birlikte kuracağız” şeklinde konuştu.




