Önceki yazımızda [1], içinden nehir geçen şehirler, dünyadaki ve Türkiye’deki örneklerini açıklayıp Tabakhane çayı ile ilgili düşüncelerimizi ve dört aşamalı bir dönüşüm önermiştim. Birinci aşama ile birlikte kaldığımız yerden devam edelim.

 

Birinci Aşama

Tabakhane çayının, Pınarbaşının üst  kısmında yer alan, yeşillikler içerisinde derin vadiden akan, köprüler, kemerler ve şelalelerle süslenmiş bölümünün düzenlenmesi.

Tralleis-Kepez yaylası arasında akmakta olan Tabakhane çayı yaklaşık 1500 metre yükseklikten iner. Cevizli dağlarının derin bir vadi yapan kuzey-güney yarıntısı içinde irili ufaklı selleri toplayarak akar [2].

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde o zamanki şehri tasvir ederken “…7 kapıdır. Batı tarafına Kuşadası Kapısı ve güney tarafına Çufut Kapısı gayet küçüktür. O tarafta bostanlara açılır. Kıble tarafına Menteşe Kapısı ve doğu tarafına Nazilli kapısı vardır. Ondan 300 adım bir der içinde Tabakhane kapısı önünde bir göz taş köprü vardır. Bu tabakhane kapısından içeri girince yıldız tarafına 200 adım gidince Değirmenler kapısıdır, bu kapıdan kale içine gidilir. Ondan aşası Allah saklasın cehennem çukuru gibi Hümeze ve Lümeze dereleridir. İnsan aşağı bakmaya cüret edemez.[3] şeklinde açıklama yaparak, derin vadiyi anlatmıştır.

Tralleis kentini besleyen suyolları iki önemli havzadan derlenmekteydi. Birincisi Karagözler yaylasından başlayarak Horozköy altından geçip kentin akropolisine batıdan giren su yoluydu. “Thebaitos” adını taşıyan su kaynağının en önemli yapısı günümüzde dev bir kalıntı biçiminde izlenebilen Karakemer’dir [4]. Çok önemli bir tarihi doku olmasına rağmen bugüne kadar ciddi bir koruma altına alınmamıştır.

akinyakan280316-1.jpg

Vadi boyunca aşağı doğru indikçe su bentleri ve su kemerleri her yerde karşımıza çıkar.

     akinyakan280316-2.jpg

Tabakhane deresinin Pınarbaşının üstündeki, derin vadinin tabanında akan bölüm ve çevresindeki tarihi ve doğal doku bugüne kadar neredeyse hiç fark edilmemiştir. Pınarbaşından itibaren vadi boyunca yukarı doğru gittiğinizde tarif edilemeyecek güzelliklerle karşılaşırsınız. Birinci adımda bu bölüm, tarihi dokuyu açığa çıkarıp koruyarak, çevresel dokuyu yeniden düzenleyerek, halkın yararlanmasına sunulmalıdır.

akinyakan280316-3.jpg

Vadinin doğal dokusunun izin verdiği oranda, küçük göletler, parklar, piknik alanları peyzaj düzenlemesi ile Aydına bambaşka bir hava katacaktır. Aynı zamanda oluşturulacak bu göletler (DSİ ile yapılacak bir çalışma ile) Tabakhane çayının Temmuz-Ekim ayları arasında azalan debisinin dengelenmesi açısından da yararlı olacaktır.

İkinci Aşama

Pınarbaşın’dan Karanlık Köprüye kadar olan kısmının düzenlenmesi.

Tüm zamanlar boyunca Tabakhane’nin Aydın’a kavuştuğu yer olan Pınarbaşı önemsenmiştir. 1825’de Aydın Valisi olan Hüseyin Paşa’nın 1850’de Hasan Paşa’nın Aydın’ın Topyatağı kesiminden dereye bakan uçurumlarında günümüze ulaşmamış köşkleri bulunmaktaydı. Pınarbaşı’nın doğu düzleminde ise 1841’den 1847’ye kadar Aydın’da bulunan vali Karaosmanoğlu Yakup Paşa’nın köşkü inşa edilmişti. Cumhuriyetin ilk yıllarında  “Uray Bahçesi” denen bu yer, aynı zamanda Yakup Paşa Köşkü diye de anılıyordu. Pınarbaşı yarıntısının üstünde, Gülbahçesi denilen yerde ise Necip Paşa’nın 1879’da sahip olduğu köşkü vardı. Tüm bu tercihler Tabakhane çayına olan ilgiyi ortaya koymaktadır. Cumhuriyet öncesinde Pınarbaşı bir mesire yeri özelliğini koruyordu. Cumhuriyet döneminde ise “Uray Bahçesi” adı altında yeniden düzenlendi [5].

akinyakan280316-4.jpg

Aydın’ın yüzyıllarca eğlence ve su kaynağı olan Pınarbaşı, maalesef aşağıda geçmişte kartpostallarda kalan güzelliğini 21.yüzyıla kadar koruyamamıştır. Seki üstündeki küçük gazino yapısının hemen üstünde, yukarıda sırtta Ermeni mezarlığının duvarları gözüküyor [6].

akinyakan280316-5.jpg

Pınarbaşı eski ihtişamlı günlerine kavuşmalıdır. Aslında Pınarbaşında akarsu yatağı geçmişte çok daha genişken, gittikçe daraltılmış ve şimdiki beton yatağın içerisine hapsedilmiştir. Pınarbaşı’nda küçük bir gölet alanı oluşturularak, burada üst kısımdaki gölet dokusu (birinci aşamada açıklandığı şekilde) ile birleştirilebilir. 1800 yıllarda Pınarbaşı’ndan akarsunun kenarında Rum meyhaneleri oldukça yaygındı. Yeniden yapılacak çevre ve peyzaj düzenlemesi ile tarihi doku yaşatılabilir.

Pınarbaşına, 1841’den 1847’ye kadar Aydın’da bulunan vali Karaosmanoğlu Yakup Paşa’nın köşkü ve “Uray Bahçesi” yeniden inşa edilerek, gelen turistlere sunulacak bir değer yaratıldığı gibi, tarihi dokusu canlandırılabilir.

Tabakhane çayının Pınarbaşı’ndan sonra, derinleşen vadi dokusunda şehir içinde geçişi olanaklı kılan “Karanlık Köprü” yer alır. Aslında “Karanlık Köprü” Selçuklu dönemine ait bugünlere ulaşabilen çok eski bir tarihi dokudur. Zamanla asıl dokunun üzerine yeni katman yol döşenmiştir. Öncelikle tarihi dokunun yeniden ortaya çıkarılarak, yeniden restore edilmesi ve tarihi kimliğinin açığa çıkartılması gerekir.

akinyakan280316-6.jpg

Sonuç olarak, 2.aşamada Pınarbaşı’ndan “Karanlık Köprü” ye kadar olan alan gölet alanı, rum meyhaneleri, mesire alanı, Yakup Paşa’nın köşkü ve yeşil alanlarla yeniden düzenlenebilir. 3 ve 4.aşamalarda açıklanacak hususlar için tekne iskelesi de burada oluşturulabilir.

Üçüncü Aşama

Karanlık Köprü ile Nazilli Köprüsü arasında yer alan kısmının düzenlenmesi.

Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde “Tabakhane kapısı önünde bir göz taş köprü vardır.” şeklinde açıklanan yer “Karanlık Köprü” dür. Evliya Çelebi’nin Güzelhisarı ziyareti sırasında şehrin yedi kapısından bir olan buraya neden “Tabakhane Kapısı” denilmiştir?

Tralleis’inde en önemli ticari faaliyetlerinden alan deri, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde betimlediği gibi Tabakhane deresi boyunca yapılmış önemli bir endüstri olmuş ve dereye de Tabakhane Deresi adının verilmesine neden olmuştur.

                        Aydın Büyükşehir Belediyesi, eskiden garaj olarak kullanılan Nazilli Köprübaşı ile Karanlık Köprü arasında dereye bitişik alanda Dünya İş Merkezi adında biri 12 (DİM 1) diğeri 16 katlı (DİM2) iki devasa bina yapmak üzere çalışma yapmıştı. Her iki proje hakkında Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, “2016 yılında Dünya İş Merkezi (DİM-1)’i eski otogarın yanındaki alanda hayata geçireceğiz. 12 katlı ve 25 bin metrekare kapalı alanı olacak. Aydın’ın gerçekten böyle bir yere ihtiyacı var. Çünkü Adnan Menderes Bulvarı’nın 1, 2 ve 3. katları evden bozma işyerlerine dönüştü. Bu durum hem Bulvar’ın trafiğini ciddi anlamda tıkıyor hem de evden bozma büroların doğru olduğunu düşünmüyorum. Avukat, mühendis ve mimar gibi tüm iş erbaplarının toplanabileceği, şirketlerin genel müdürlüklerinin olabileceği bir iş merkezine Aydın’ın çok ciddi ihtiyacı var. Bu proje Aydın’ın simge projelerinden bir tanesi olacak. Şubat ayında başlamasını planlıyoruz… DİM -2 projemizin alt katlarında banka ofisleri ve iş merkezleri olacak. Üstü 2+1 ve 3+1 satılık konut ve müze olacak. Müze için özel bir çalışma yapacağız. Buraya 15-16 kat planlıyoruz. Belki daha fazla da kat olabilir. Önü yeşil alan, altı ise otopark olacak. Önümüzdeki şubat ya da mart ayında projesi başlayacak” şeklinde açıklama yapmıştı[7]. 25.01.2016 tarihli yazımızla [8] bu projenin gerçekleşmesi halinde tarihi dokunun olumsuz etkileneceğini ifade etmiştim. Sayın Özlem Çerçioğlu ile yaptığımız toplantı sırasında birkez daha bu görüşümü açıklama fırsatı buldum.

Peki, bu alana ne yapılabilir?

Karanlık Köprü ile Nazilli Köprüsü arasındaki bu alana, akarsuya adını veren tarihi “tabakhaneler” simgesel olarak inşa edilerek, eski garaj alanının park ve yeşil alan ve peyzajla birlikte bu dokunun birleştirilmesi olağanüstü etkili sonuç yaratacaktır.

Aydın'a gelen bir misafirimizi (veya en azından çocuğumuzu alıp), Pınarbaşı’nın üstündeki tarihi Karakemeri, su kemerlerini, göletleri, Pınarbaşı’ndaki Yakup Paşa Köşkünü, eski tahta balıkçı teknesi ile gezen insanları, Rum Meyhanelerini, Karanlık Köprünün mistik halini, Tabakhaneleri gösterip, yeşillikler içerisindeki çay bahçesinde çay içebilir, gölette sportif balıkçılık yapılabilir.

Dördüncü Aşama

Nazilli Köprüsünden, Aydın Tekstil ve sonrası ile ilgili düzenleme.

Nazilli Köprüsünden sonraki bölümde, Tabakhane Çayı kenarındaki doku ve yatağıyla birlikte yeniden düzenlenerek önceki bölümlerde anlatılan uygulamaları tamamlar nitelikte peyzaj ve çevre düzenlemesi ile yeniden şekillendirilmelidir.

akinyakan280316-7.jpg

Bir toplantıdan bana “Aydın Tekstil ABB tarafından kamulaştırıldı. Buraya ne yapılmalı sence?” diye sormuşlardı. Açıkçası bu konuda ayrı bir yazı yazılması gerektiğini düşünüyorum. Fakat Tabakhane Çayının düzenlenmesi çalışması sırasında Aydın tekstilin arkasında kalan boş alanda bir küçük göl gözümün önüne geldi.

Tabakhane çayının sanayi kavşağından sonraki bölümü belki de bu aşamanın en önemli noktası. Aydın Tekstilin arkasındaki boş alanda oluşturulacak küçük göl ile Tabakhane çayı arasında bir bağlantı kurularak su akışı sağlanabilir.

Bu belki de bir rüya, ama ben bu rüyayı görmekle mutlu oldum.

 

[1] https://www.aydinpost.com/icinden-sehir-akan-nehirler-ve-aydin-1086yy.htm

[2] Şükrü Tül, Bitek Topraklar Üstünde AYDIN, sf.24.

[3] Evliya Çelebi Seyahatnamesi, 9.Kitap 1.Cilt, sf.166.

[4] Şükrü Tül, Bitek Topraklar Üstünde AYDIN, sf.79-80.

[5] Şükrü Tül, Bitek Topraklar Üstünde AYDIN, sf.24-25.

 

[6] Proides Kardeşler.

[8] https://www.aydinpost.com/cercioglu-ve-aydin-tarihine-etkileri-996yy.htm