banner158

Meclis darbeye karşı tek yumruk oldu

Meclis darbeye karşı tek yumruk oldu


15 Temmuz gecesi darbecilerin hedefindeki Türkiye Büyük Millet Meclisi, milli iradeye saldırının karşısındaki en önemli savunma alanlarından biri oldu.
Sokakta darbeye karşı direniş sürerken mili iradenin temsilcisi milletvekilleri, parti farkı gözetmeden yan yana bombalara karşı Meclis’i savundu. Milli iradeye yönelik bu saldırı karşısında Meclis’te yürütülen direniş tarihe düşülen en anlamlı notlardandı...

O gece ilk görev yerimiz Genelkurmay Başkanlığı ve Meclis’in arasındaki bölgeydi.
Bulunduğumuz bölgede hareketlilik sürerken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CNN Türk’te yayına bağlanmasının ardından daha farklı bir atmosferi solumaya başladık. Genelkurmay ve Meclis çevresi kalabalıklaşırken Kızılay tarafından gelen tankları önlemeye çalışan vatandaşların mücadelesi yetersiz kalıyor, tanklar yollardaki araçları ezerek ilerliyordu. Bu sırada insanların üzerine kurşun yağmaya başladı. Hemen yakınımda bir kişi bacağından vurularak yere yığılırken izli mermiler sağımızdan solumuzdan geçiyordu.

Kahraman, Meclis’e geldi

Dışarda hareketlilik sürerken dönemin Meclis Başkanı İsmail Kahraman’ın Meclis’e geldiği bilgisi ulaştı bize. Kısa bir süre sonra da Kahraman’ın TBMM Genel Kurulu’nun açılması talimatını verdiği öğrenildi.
Kahraman’ın çağrısıyla bakanlar, partilerin grup başkanvekilleri, milletvekilleri ve görevliler hızla toplandı. 15 Temmuz gecesi Meclis’e 106 milletvekili geldi. Milletvekillerinin 80’i AK Partili, 16’sı CHP’li, 10’u MHP’liydi.

Meclis’in dışındaki mücadeleyi takip ederken Meclis Başkanlığı’ndan telefon geldi: Meclis Başkanı İsmail Kahraman da bu tarihi ana tanıklık etmek için gazetecileri davet ediyordu. Hemen, koşar adımlarla Meclis’e yöneldim. Çankaya Kapısı’ndan girmek üzereyken 100 metre yükseklikten uçan bir jetin yaklaşık 200 metre uzaklıktaki Dikmen Kapısı yakınlarına roket attığını gördüm. Toz bulutu aralandığı zaman hızla patlamanın olduğu yere doğru yöneldim. Cam kırıklarıyla kaplı yoldan ilerlerken tekrar silah sesleri duymaya başladım. Bir helikopter ateş açmaya başlamıştı. Ateş açan helikoptere Meclis polisi ateşle karşılık veriyordu. Yaralıların olduğu güvenlik noktasına girdim.

AK Parti, CHP ve MHP...

Bu patlamadan kısa bir süre önce Kahraman’ın isteği üzerine AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Muş, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel ve MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Meclis Başkanlık Divanı’nda oturmuş ve Meclis açılmıştı. Kahraman ve divan üyelerinin ilk sözleri darbeye geçit verilmeyeceği üzerineydi. Dönemin Adalet Bakanı Bekir Bozdağ konuşma yaptığı sırada atılan bombadan toz duman içinde kalan Genel Kurul korkudan çok meydan okumayla yanıt verdi: Milletvekilleri alkışlarla tempo tutarak darbecileri protesto etti.

Helikopter seslerinin azaldığı anı bekleyerek hızlı adımlarla ana binaya, gazete bürolarının bulunduğu basın koridoruna yöneldim. Ancak basın koridorunda kimse yoktu, apar topar terk edildiği belliydi. Tam bu sırada yeniden duyulan jet seslerinin ardından çok daha büyük bir patlama sesiyle yer sarsıldı ve her yanım toz bulutuyla kaplandı.

Bombalamanın devam edip etmeyeceğini bilmediğim için bir süre beklemeye karar verdim. Aralıklarla duyulan birkaç uçak sesinde duvarın dibine dayanmış halde beklerken ayak sesleri duymaya başladım. Seslere doğru yöneldiğimde fotomuhabiri arkadaşım Rıza Özel ve Anadolu Ajansı fotomuhabiri Bülent Uzun’la karşılaştık. Geriye doğru birlikte yürürken 10 dakika önce geçtiğim koridorların yıkıldığını, Başbakan’ın çalışma ofisinin bulunduğu yerde tahribatın büyük olduğunu karanlığa ve toz bulutuna rağmen fark ettik.

Sığınakta beklediler

Yeni bir saldırı ihtimaline karşı alt katta; Meclis Başkanı İsmail Kahraman, bakanlar, parti yöneticileri ve milletvekillerinin bulunduğu kalorifer dairesine ulaştık. Bir süre sonra bulunduğumuz kalorifer dairesinin de güvenli olmadığını öğrendik ve sığınağa geçtik. Belli ki bir gün TBMM’nin saldırıya uğrayacağı ve milletvekillerinin sığınma ihtiyacı duyacağı düşünülmemiş, hiçbir hazırlık yapılmamıştı. Sığınakta dışarıdan haber alamayan milletvekilleri bilgiyi polislerden almaya çalışıyordu. Zaman zaman çatışma sesleri artarken sığınağa ulaşan koridorlara uzun namlulu silahlarıyla koruma polisleri yerleştirildi. Sığınakta parti temsilcileri bir araya gelerek partilerin ortak bildirisini kaleme aldı.

Dışarda neler olduğunu merak ettiğimiz için Rıza Özel’le günün ilk ışıklarıyla birlikte sığınaktan ayrıldık. Uyarılara rağmen kapıdan çıktığımızda helikoptere ateş eden polislerin ortasında bulduk kendimizi. Gün ışığıyla yaşanan dehşet daha da çarpıcı bir biçimde karşımızda duruyordu. Genelkurmay Kavşağı’nda yaklaşık bin kişilik bir grup zaman zaman toplanıp yürüyüşe geçiyor, askerler kalabalığa ateş açıyordu.

İçişleri Bakanlığı tarafındaysa yol adeta kan gölüydü. Meclis’e döndüğümde yıkıntının boyutlarını net gördüm. Meclis’in arka bahçesinde ilk bombanın düştüğü yerde bir çukur açılmış, ağaçlar kırılıp sağa sola devrilmiş, ana binadaysa koridorlar büyük hasar almış, yer yer duvarlar çökmüştü. Yıkıntıların arasından dolaşarak Genel Kurul salonuna geçtiğimizde halen havadaki tozun ağırlığı ve kokusu hissediliyordu.

Milli birliğin ispatı

Gece boyunca Meclis’e yönelik saldırılar sürdü. Bu saldırılarda TBMM’yi savunan 14 polis yaralandı. TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve milletvekilleri geceyi binada geçirdi. Sabah Meclis’teki  milletvekilleriyle Genel Kurul’da toplantı yapan Kahraman’ın “Hepimiz sübjektif şahsiyete sahibiz ama objektif şahsiyetimiz milletin temsili. Bu tip meselelerde milli birlik ve bütünlüğümüzün varlığının ispatını bu Meclis yaptı” sözleri akıllarda kaldı.
banner192