Spor dünyasında en sık göz ardı edilen kavramlardan biri “fitness düzeyi”dir. Pek çok kişi için spor; yapılır ya da yapılmaz olarak ikiye ayrılır. Oysa gerçek çok daha nettir: Herkes spor yapabilir, fakat herkes aynı antrenmanı yapmamalıdır. Çünkü fitness düzeyi, kişinin ne yapabileceğini değil; neyi, ne zaman ve ne dozda yapması gerektiğini belirler.

Fitness düzeyi yalnızca kas gücüyle ölçülmez. Kardiyovasküler kapasite, mobilite, stabilite, koordinasyon, denge, toparlanma hızı ve hatta stres toleransı bu düzeyin parçalarıdır. Daha önce spor geçmişi olan biriyle, yıllardır hareketsiz yaşayan bir bireyin aynı egzersizlere maruz kalması; gelişim değil, risk üretir. Buna rağmen spor salonlarında ve grup derslerinde bu fark çoğu zaman yok sayılır.

En büyük hatalardan biri, fitness düzeyini egoyla karıştırmaktır. Kaldırılan ağırlıklar, yapılan tekrar sayıları ya da tempolu antrenmanlar; kişinin hazır olduğu anlamına gelmez. Vücut, hazır olmadığı yükle karşılaştığında uyum sağlamaz; savunmaya geçer. Bu savunma kendini ağrı, sakatlık, aşırı yorgunluk ve motivasyon kaybı olarak gösterir.

Düşük fitness düzeyinde olan bireyler için en kritik konu, temel hareket becerileridir. Doğru squat yapamayan bir bedene zıplama eklemek, sağlam temeli olmayan bir binaya kat çıkmak gibidir. Üst düzey performans egzersizleri, ancak temel stabilite ve mobilite sağlandıktan sonra anlam kazanır. Aksi hâlde antrenman, bedeni güçlendirmez; yıpratır.

Yüksek fitness düzeyine sahip bireyler içinse risk farklıdır. Sürekli aynı yoğunlukta çalışmak, gelişimi durdurur. Vücut alışır, ilerleme yavaşlar ve kişi daha fazlasını yapma ihtiyacı hisseder. Bu noktada akıllı programlama, dinlenme stratejileri ve periyodizasyon devreye girmelidir. Fitness düzeyi yükseldikçe antrenman daha zor değil, daha bilinçli hâle gelmelidir.

Bir antrenör perspektifinden bakıldığında fitness düzeyi, etiket değil; rehberdir. “Başlangıç”, “orta seviye” ya da “ileri seviye” tanımları; kişinin değerini değil, ihtiyacını ifade eder. Doğru analiz yapılmadan verilen her program, rastgele atılmış bir adımdır.

Sonuç olarak fitness düzeyiyle barışmak, sporda gerçek ilerlemenin anahtarıdır. Kendini başkalarıyla değil, kendi dünkü hâlinle kıyaslamak; sürdürülebilir gelişimin tek yoludur. Spor, kanıtlamak için değil; güçlenmek için yapılır. Ve her güçlenme süreci, doğru seviyeyi kabul etmekle başlar.