Son dönemlerde günlük hayatımıza en çok giren

cümlelerden biri de tüm seçimlerde

“Devlet ve Kamu olanaklarını kullanıyorlar!”

suçlaması ve yakınmasıdır. Aslında ne kadar masum,

ne kadar demokratik bir talep değil mi?

Eşit olmayan koşullarda yarışmak ne kadar adaletsiz!

Ne kadar vahşi… Ne kadar incitici…

Tıpkı sandal yarışına katılanlardan birinin sandalına

sürat motoru bağlaması ama diğerlerinin azgın

dalgalara karşı kürekle ilerlemeye çalışmaları gibi…

Ya da bir bisiklet yarışında herkesin pedal çevirmekten

yorulup ter içinde kalması ama yarışmacılardan birinin

motosiklet kullanması gibi…

Boks ringinde bir boksörün koruyucu kasklar takıp da

diğerlerinin bundan yoksun bırakılması gibi…

Bu sadece az parası olan ile çok parası olanın yarışıyor

olması ile ilgili değildir. Sorun; Kamu denen devasa

mekanizmanın, er şeyi ile bu yarışlarda

tek bir kişinin emrinde olması ile ilgilidir.

Halkımız daima Güç’ten yana olmuş ve bir anlamda

Güce tapmıştır. Ya da Güç kimdeyse onu yanında

olmayı kendi geleceği için güvence saymıştır.

Bir anlamda Halkımız kendini hala bir yurttaş değil de,

tebaa olarak görmeye devam etmektedir. En büyük

gücün, kendi ve kendinin de içinde olacağı

Örgütlü Güç” olduğunun farkında değildir!

Eşit koşullarda eşit bir yarış için, elbette ki Kamu

Gücünün kimsenin emrinde olmaması şarttır!

Ayrıca herkesin, karşısındakilerden beklentilerini,

kendisi söz konusu olduğu zaman da uygulayabiliyor

olması gerekir! Örnek davranış beklemek için,

“Örnek” olmak ve “Örnek” davranmak gerekiyor!

“Devlet ve Kamu olanaklarını kullanıyorlar!”

suçlamasını haklı olarak en çok dillendiren CHP’dir!

Söylem doğru! Ancak son yerel Seçimlerde Aydın

Belediye Başkanı, Belediyenin tüm olanaklarını kendi

seçim propagandasında kullanmadı mı?

Belediye ve bağlı kuruluşlardaki personeli de kendi

seçim ekibi gibi çalıştırmadı mı? Tıpkı itham ettiği

kişiler gibi Kömür-Erzak torbaları taşımadı mı?

10 Nisan günü, Halk TV’de Uğur Dündar yönetiminde

“Halk Arenası” programı yapıldı. Konuklar CHP’liydi.

Biri Sayın Muharrem İnce, diğeri Aydın B.Ş.B. Başkanı

Sayın Özlem Çerioğlu’ydu. Muharrem İnce çok değerli

 bir siyasetçi! Yalova’da son Belediye Başkanının

yaklaşık 1 Milyon Liralık (Eski Bir Trilyon) yemek

faturasını Belediye’ye kestirdiğini ve bunun

“çok çirkin, ahlak ve vicdan dışı” olduğunu söyledi!

Haklı olarak da verdi veriştirdi!

Oysa yanında oturan Partilisi Aydın Belediye Başkanı,

bu miktarın en az 50 katını benzer şekilde harcamıştı…

Belediye Bütçesi ile acilen yaptırılan onlarca proje,

(çoğu da yanlış) Kişisel Projesi gibi aktarılmıştı.

Tüm Belediyenin billboardları sadece ona tahsisliydi.

Seçimlerden hemen önce, Yalova yemeğinin en az

5 katı “Karadeniz Hamsi Gününe” harcanmıştı…

Sanki Aydın’daki tek hemşeri topluluğu

“Karadenizlilermiş” gibi…

Vatandaşların “Soğuk ve Dona karşı Korunmaları” için

üzerine isminin de işlendiği on binlerce ince tül ipek

fularlar dağıtmıştı! Bunun için Belediye bütçesinden

Yalova Yemeğinin en az 15 katını harcamıştı…

Muharrem İnce bu ağır sözleri söylerken, kimsenin

yüzü de kızarmadı… Herkes pişkince dinledi…

Seçimi kaybetseydi Türkiye’nin tek gündemi,

Yalova değil, Aydın Belediyesinin faturaları olurdu.

Yazmaya elim varmıyor! Oturmasından konuşmasına

her şeyi hatırlayın! İnternetten bir kez daha izleyin

lütfen! Lütfen…

Sosyal medyada bu konuyla ilgili düşüncelerinizi #aydınkonuşuyor etiketiyle paylaşın, yayınlayalım! 

facebook.png twitter.png

habericiuygulamalar.jpg