İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu. Konuşmasının önemli bölümünü 15 Temmuz darbe girişimine ayıran Dervişoğlu, o gece yaşananların yalnızca bir darbe teşebbüsü olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirtti.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, "25 yıllık siyasi ömrünüzün sonunda hala geçmişi, muhalefeti, bürokrasiyi, dış güçleri veya milleti suçlayamazsınız. Yol yapmanın bedeli, enflasyon değildir. Depremzedeye ev yapmanın bedeli, onun tapusuna ve mahallesine el koymak değildir. Füze üretmenin bedeli, Anayasa’yı ihlal etmek değildir. Terörle mücadelenin bedeli, teröriste makam vermek değildir. İktidarda kalmanın bedeli ise Cumhuriyeti yıkmak hiç değildir. Türkiye bütün bunların daha iyisini yapabilecek kudrete sahiptir” dedi.

2-561

“ORDUMUZA BİR GECEDE SIZMADI”

Müsavat Dervişoğlu, şunları söyledi:

"Çünkü Türk Milleti 15 Temmuz gecesi devletini sokaktan topladı. Tankların önünden, bombalanan Meclis'in enkazından, emniyet binalarının kapısından topladı. Devletinin bir cemaatin, bir şebekenin, kanun dışı bir hiyerarşinin eline geçmesine müsaade etmedi. Fakat, 15 Temmuz’u anlamak, yalnızca o geceyi anlatmakla mümkün değildir.

Bakan Fidan: "Türkiye'nin önceliği savaşı durdurmak"
Bakan Fidan: "Türkiye'nin önceliği savaşı durdurmak"
İçeriği Görüntüle

O geceye nasıl gelindiğini ve o geceden sonra Türkiye’nin nereye götürüldüğünü de sorgulamak gerektiğini ifade eden Dervişoğlu, "Bu yıl, üç ayrı takvimin üst üste geldiği bir hesap yılıdır. 15 Temmuz darbe girişiminin 10, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin 8, AK Parti iktidarının da 24’üncü yılındayız. 10 yıl, bir darbenin öncesini ve sonrasını anlamak için, 8 yıl, bir yönetim sisteminin sonuçlarını değerlendirmek için, 24 yıllık bir iktidar süresi de sorumluluğun kimde olduğunu ortaya koymak için fazlasıyla yeterlidir.

Biliyoruz ki, 15 Temmuz Türkiye’nin üzerine gökten inmedi. O hain örgüt bir gecede yargıya yerleşmedi. Ordumuza bir gecede sızmadı. Emniyeti, üniversiteleri ve bürokrasiyi bir gecede ele geçirmedi. Devletin kurumları yıllar boyunca parsel parsel bölündü. Yargı, emniyet, üniversiteler ve bürokrasi bir siyasi ortaklık içerisinde paylaşıldı. Türk Silahlı Kuvvetleri, uydurma davalar ve sahte delillerle tasfiye edilmeye çalışıldı. Türk ordusunun kozmik odaları açıldı, devletin mahremi ortalığa saçıldı. Bu ülkenin Genelkurmay Başkanı, terör örgütü yöneticisi olmakla suçlandı. Tekrar ediyorum: Türkiye Cumhuriyeti’nin Genelkurmay Başkanı, terör örgütü yöneticisi sıfatıyla yargılandı. Bütün bunlar yaşanırken siyasi iktidar ne yaptı, ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ şarkısını söyledi. Kumpas davalarının savcılığını üstlendi. Ordunun tasfiyesine sivilleşme, devletin bir cemaate teslim edilmesine demokratikleşme dedi.”