Bayramlar günümüzde de önemlidir ama eski bayramların çocuklar ve yaşlılar üzerindeki tadı ve lezzeti bir başkaydı. Her ikisi de bir sevgiliye kavuşmanın heyecanını taşır, iple çekerdi.
Üç şey dayanışmacı kültürümüzü yok ettiği gibi bayramlarımızı da bizden çekti, aldı… Çekirdek aile, apartman hayatı ve tüketim hırsı…
En başta geleni de çekirdek aile… O bizim aile modelimiz değildir… Batı’dan aldığımız bir yapıdır. Bizim yaşama şeklimiz anne, baba, çocuklar ve büyük anne ve büyük baba birlikte bir çatı altında ya da aynı avluda oturan geniş ailedir.
Bin yıllık tarihimizde değerlerimizi oluşturan ve millet olarak hamurumuzu yoğuran bu birlikteliktir.
Çocuklar sevgiyi, saygıyı, korunmayı, hoş görü ve hürmeti velhasıl insan olmayı evin temel direkleri dede ve neneden öğrenirdi.
Bir yandan onlar yaptığı yaramazlıktan anne, baba korkusuyla kendilerine sığınan torunları korurken diğer yandan da “bir daha, anneni babanı üzmeyeceğine söz ver, bakalım” türünden nazikçe kulak çeker, terbiye ederlerdi.
Gençler sofrada oturmanın, toplum içinde konuşmanın, saygının, ar, edep ve birlikte yaşamanın kurallarını bu ocakta öğrenirdi. Zira eskiler bilirdi ki, haşyeti olmayanın dehşeti olurdu.
O birlikteliğin yaşandığı devirlerde dostluğun, arkadaşlığın, bayramların, düğünlerin, yavuklu olmanın güzelliği bir başkaydı.
Yaşlılar mesela bayramlarda çocuklara dağıtmak üzere günler öncesinden para bozdurur, mahallenin kadınları bir arada baklavalar, tatlılar hazırlardı.
Çocuklar da bayramlıklara kavuşma hasreti içinde kimden ne “bayram harçlığı” alacağının hesabına koyulurlardı.
Apartman yaşamı, tüketim hırsı ve çekirdek aile yapısı bin yıllık kültür birikimimizi bizden aldı, gitti. Gençler hedonizm çarkına kapıldı… Haşyeti unuttu dehşetin ağına düştü.
Yahya Kemal’in “Süleymaniye’de Bayram Sabahı’nda” tasvir ettiği ruhu taşıyan, gönül köprüleri ile birbirine bağlı milletin yerinde bu gün yeller esiyor.
İnsanımız kendi öz yurdunda garip kaldı… Sanki gurbete düştü… Bayramların mesela Londra’da yaşanması ile Ankara’da yaşanması arasında bir fark kalmadı artık.
O mübarek günler bütün bir milletin kaynaştığı, barıştığı günler olmaktan çıktı halkın tatil yapacağı, turizmcilerin kendilerini kurtaracağı günlere dönüştü.
Böylece evlat ve torun tarafından bayramları kutlanan yaşlılar kapıdan hal hatır soracak insana hasret kaldılar.
Çok şükür ki, ama “yakınlarının” ama “mahallelinin” bu şekilde ihmal ettiği yaşlı, engelli ve muhtaçların elinden tutan farzı kifaye olan böyle bir görevi yapmakla maşeri vicdanı rahatlatan AYMELEK adında bir derneğimiz var.
AYMELEK NE YAPAR?
AYMELEK insanlık adına kimi, kimsesi olmayan, 7bin 200 civarındaki yaşlıya, engelliye, garip, gurebaya uzanan eldir.
Başkan Yurdagül Altınbaş… Üyeler Güler Alkoç, İlknur Tığ, Ayşe Yüksel, Şeyma Öztürk bu işe kendilerini vakfedenler… Aşçılık, temizlik ne tür hizmet varsa gönüllü yapıyorlar.
Onlar, kimi kötürümlere tekerlekli sandalye yardımıyla güneşle buluşturuyor, yatağa mahkûm kimilerini de kumandalı yatakla rahata kavuşturuyor.
Kimine hasta bezi, kimine sonda yardımı kimine yiyecek, giyecek yardımı ile destek oluyor. Araçlarıyla evlerinden aldıkları yaşlıları haftanın bir günü dernekte ağırlıyorlar.
Konuklar o günü bahçede sebze yetiştirmekle, dantel örmekle, çay sohbeti yapmakla, üniversiteden staj ya da araştırma amacıyla gelen gençlerle anı paylaşmakla geçiriyorlar.
Bu hizmet ramazanda o günkü iftarı finanse edenler ya da o ortamı eşiyle, çocuklarıyla aile veya şahıs olarak yaşamayı arzu edenlerle çoğu sıcak çorbaya hasret 50-60 yaşlıyı buluşturma şeklinde devam etti.
Sayın Altınbaş yeri geldiğinde onları devlet protokolüne de sokuyor. Mesela Aydın’ı ziyaretinde Cumhurbaşkanını karşılamışlar ve Cumhurbaşkanı da yaşlılar da bundan çok memnun kalmışlar.
Yeri geliyor imkânlar ölçüsünde toplu gezi de yapıyorlar. Mesela Anıtkabir, Muğla Akyaka gittikleri yerler arasında…
Dernek hizmet ağını genişletmek için ilk etapta Germencik ve Söke’ye sonrasında da diğer ilçelere şube açmayı hedefliyor.
Binaları ise kiralık… Annesinin, babasının hayrına bina kazandıracak bir babayiğit aranıyor…”O adam ben olurum” diyebilecek olanlara biz buradan duyuralım.
Yurdagül Altınbaş ve ekibine sonsuz teşekkürler…
Maddi manevi bu hizmete katkısı olanların başları dağ ayakları göl, herkesin bayramı mübarek olsun.