14 Aralıkta yazdığım “Aydın’daki durum Estonya Feribotu’nda yaşananları andırıyor”, başlıklı yazıda:

“Kişi Başı Gayri Safi Yurtiçi Hâsıla Türkiye ortalamasının 9693 dolar olarak gerçekleştiği 2018 yılı verilerine göre ise:

Aydın 6856 dolarla ortalamanın oldukça altında 40.sırada yer alırken 5.sıradaki İzmir 11505 dolarla ortalamanın üzerindedir.

17.sıradaki Denizli 9135 dolarla,14.sıradaki Manisa 9455 dolarla,15. sıradaki Muğla ise 9448 dolarla Türkiye ortalamasına oldukça yakındır.

Bu tabloda en fazla dikkat çeken komşuları bir iki basamak değişiklikle yerlerini korurken Aydın’ın 2004’deki 25.sıradan 2018’de 40.sıraya gerilemesidir.

İkinci dikkat çeken konu da 1 milyon 121 bin 156 nüfuslu Aydın’ın İzmir dışındaki illerle nüfus açısından arasında pek bir farkın olmamasıdır.

Bu durumda Aydın ile Türkiye ortalamasının aynı artış oranında gerçekleşmesi halinde Aydın’ın 2018 yılı Kişi Başı Milli Geliri 7868 dolar olması gerekirken 6856 dolarda kalmasıdır.

Dolayısıyla 2004-2018 arası kişi başı hâsıla Türkiye genelinde 3732 dolar arttığı halde Aydın kişi başına 1012 dolar, il olarak ise 1111 milyar dolar fakirleşmiştir,” ifadesi yer alıyordu.

Aydın’ın bu derece fakirleşmesi karşısında bu raporla adeta “Kral çıplak” diyen Aydın Ticaret Odası sadece bu raporu yayınlamakla mı iktifa etmiş, durumun düzelmesi için bir girişimi olmamış mı, sorusunu gündeme getirenler oldu.

O soruya cevap arayan bu yazı aslında o yazının ardından yazılması gerekiyordu ama araya yoğun pandemi gündemi gibi konular girince gecikti, bu güne kaldı.

Peşin söylemek gerekirse Aydın Ticaret Odası'nın o raporu hazırlamanında ötesinde bir şey yaptığına dair bir emare yok.

Fakat biraz geriye gidildiğinde 2014 yılında, Aydın Ticaret Odası Hakan Ülken’in birinci döneminde “1.Aydın Ekonomik Zirvesi” adıyla Aydın Ekonomisini konu alan bir konferans düzenlemişti.

Ancak bir daha düzenlenmeyen o girişim tam amacına ulaşmamıştı.

Zamanın Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi’nin de katılımıyla 250 kişilik Aydın Ticaret Borsası Salonunda milletvekili Mehmet Erdem ve Vali Erol Ayyıldız’ın katıldığı, ilk başlarda basının bile katılmasına izin verilmediği bir toplantıda alelacele  başı bağlanmıştı..(14.10.2014)

Olay o günkü Aydın’ın kudretli siyasetçilerinin buradan bir başarı hikâyesi çıkar endişesiyle bohçayı bağlattıklarını akla getirse de bu şekilde sonuçlanmasına başka bir neden de teşebbüsün sadece Aydın Ticaret Odası ile sınırlı olması diğer ticaret odalarının kapsam dışında kalmasıydı.

O nedenle eğer topa girmeme nedeni “ben geçmişte böyle bir girişimde bulundum da ne oldu”,kırgınlığı ise Ticaret Odası bundan vazgeçmeli ve tarafını belli etmelidir.

Bir Mecelle kuralıdır, zamanın değişmesi şartların da değişmesine yol açar.

Hem topluma hakkıyla hizmet zordur hem de 2014’den bu yana köprünün altından çok sular geçti.

Aydın’ın beş Ticaret Odasının da 2014’deki en büyük şikâyetleri Aydın’ın teşvikte ikinci bölgeliği değişmedi ama bazı ilçelerde kapsam değişikliği oldu.

 Kuyucak, Germencik, Köşk, Karacasu, Sultanhisar, Buharkent, Bozdoğan, Koçarlı ve Karpuzlu üçüncü bölgeye alındı.

Alındı ama Ticaret Odaları olaya sahip çıkmazsa bu değişiklik hiçbir fayda sağlamaz.

Bu anlamda Nazilli, Söke, Didim ve Kuşadası Ticaret Odalarını hem bir araya getirmede hem de üye olsun olmasın yardım isteyenleri teşvikler başta ticari konularda bilinçlendirmede başkent temsilcisi sıfatıyla Aydın Ticaret Odası’na büyük görevler ve sorumluluklar düşüyor.

Bunun bir gereği her altı ayda bir Aydın’ın başlatmasıyla düzenleyecekleri toplantıları arama konferansı ve beyin fırtınasına dönüştürebilirler ve bir oda başkanının önderliğinde, genel sekterlerden oluşacak bir komisyonun hazırlayacağı raporla konu siyasilerin de katılımıyla gerçekleşecek bir toplantıda ele alınabilir.

Bu şekilde alt yapısı 2014’kinden farklı bir toplantıya kimse katılmamazlık edemez.

Ayrıca Aydın Ticaret Odası başta Nazilli, Kuşadası, Didim ve Söke Ticaret Odaları KOSGEB duyurularına aracılığın da ötesinde işbirliğiyle üyelerine önemli yatırım avantajları sağlayabilirler.

Bu destekler sonucu sınırsız imkâna sahip KOSGEB’den azami ölçüde girişimcinin faydalanmasının da yolu böylece açılmış olur.

Ayrıca verilecek proje hazırlama desteğiyle Aydın insanın tek eksiği, proje sözcüğünden aşırı korkaklığı giderilmiş olur.

O sağlandıktan sonra herkesin inancı odur ki, Aydın’da hem ticaret canlanacak hem de istihdam artacaktır.

Sadece KOSGEB konusunda değil büyük paralar karşılığı danışma şirketlerine girişimcilerin yaptırdıkları Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destek Kurumu(TKDK) projelerin hazırlanmasında üyeleri olsun olmasın odaların verecekleri desteklerin ticari hayata katkıları büyük olacaktır.

Bakınız önümüzdeki hafta 01 Ocak 2021’de Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın başlatacağı genç girişimcilere yönelik Büyük ve Küçükbaş Hayvancılık, Arıcılık, İpek Böcekçiliği, Seracılık, Kültür Mantarı vs. projeler var.

Söylediğimiz gibi Ticaret Odaları bu projelere başvurmak isteyenlere destek olmaları halinde hem yeni üyeler kazanacaklar hem de gençlerin iş kurmalarına yardımcı olmuş olacaklar.

Bütün bunlar Aydın başta Nazilli, Söke, Didim ve Kuşadası Ticaret Odalarına Aydın’ı yoksullaştırmadan kurtarmalarında düşen bir görev ve sorumluluktur.

Ayrıca odaların varlık nedeni de budur.

Bakalım her biri bu çerçevede kendi gemilerini kurtarmaya çalışan bir oda başkanı mı yoksa Estonya Gemisi’nde dibi boylayan yolcular gibi gemilerinin batmasını seyre dalan bir başkan mı olacaklar?

İyi bilinsin ki, ilki adları tarihe geçenlerdir, ikincisi görevi bırakır, bırakmaz adı ve izi silinenlerdir.