İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu. 

Konuşmasına İstanbul, Ankara ve İzmir'de, hazırladıkları afişleri bilboardlara asmak için anlaştıkları şirketin, "İstanbul'dan gelen telefonla" geri adım attığına ilişkin iddialara değinerek başlayan Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'na sansür suçlamasında bulundu. 

Bizi engellemek isteyen Beştepe değil Saraçhane" diyen Akşener, şöyle devam etti: "Biz, zaten şirkete telefon açan bu fevkalade cabbar arkadaşları kapalı kapılar ardında aslan kesilip, iş icraata geldiğinde ise meydana çıkmaya cesaret edemeyişleriyle tanıyoruz. Ama belli ki, bunlar karşılarında kimlerin olduğunu unutmuş."

ÖZEL VE KILIÇDAROĞLU'NA ÇAĞRI

Devamla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel'in Eskişehir'de yaptığı bir konuşmayı anımsatan Akşener, Özel'in partisiyle ilgili AKP ile tuhaf bazı ilişkilerin olduğunu ifade eden çok ağır bir suçlama yaptığını iddia etti. 

Özel ve eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Akşener, "Sayın Özel, sorun Genel Başkanınıza, siz o zaman Grup Başkanvekiliydiniz. Belki bilmiyorsunuzdur. 2018’de Cumhuriyet Halk Partisi ve onun belediyelerinden İYİ Parti’ye bir lira, bir kuruş verilmiş midir? Bunun cevabını vereceksiniz. Bunu benim kaldırmam mümkün değil, vereceksiniz" diye konuştu. 

"TBMM HUKUK SKANDALINA EŞLİK ETTİ"

Gezi Parkı davası hükümlüsü Hatay milletvekili Can Atalay'ın milletvekilliği düşürülmesine tepki gösteren Akşener, "Yargıtay'ın anayasayı tanımayarak yol açtığı hukuk skandalına TBMM de eşlik etmiş oldu. Yürütmenin yargıya baskısından yasama da payını aldı" ifadelerini kullandı. 

Konuşmasının son bölümünde yerel seçimlere değinen Akşener, "Belediye kaynaklarından burs ve yardım almalarının önüne geçeceğiz; belediyelerimize ait park ve mesire alanlarında, sosyal tesislerde istirahat ve eğlence yerlerinde toplumsal huzuru bozacak davranışlarda bulunmalarına asla izin vermeyeceğiz. İYİ Parti'nin yönettiği belediyelerde sığınmacı sayısını azaltacağız" dedi. 

Akşener'in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

"İYİ Parti olarak, haftaya; ilginç, ve bir o kadar da, manidar bulduğum bir olayla başladık. Gerçekten ibretlik bir manzarayla karşı karşıyayız. Görünen o ki; görüşleri fark etmeksizin siyasetteki herkes, bizden çok rahatsız. İktidar, kurulduğumuz günden beri, bizden çok rahatsızdı; zaten biliyorduk.Eski HDP’liler, yeni DEM’liler, zaten ezelden beri, bizden çok rahatsızdı; onu da biliyorduk. Son dönemdeyse; artık açıkça görmeye başladık ki; meğer, ana muhalefet partisi de bizden, çok rahatsızmış.

Hal böyleyken; ittifak sisteminden beslenen, bu kadar çok aktörü; aynı anda, rahatsız ediyorsak; bu ne demektir, biliyor musunuz? Milletimiz için, çok doğru şeyler yapıyoruz demektir.

"BİZİ ENGELLEMEYE ÇALIŞAN SARAÇHANE"

Bugüne kadar, karşımıza; nice engeller, iftiralar, yalanlar çıktı. Türlü baskılarla, tehditlerle, linçlerle mücadele ettik. Defalarca durdurulmak, sindirilmek, susturulmak istendik. Hepsini, teker teker aştık. Durmadık, yılmadık, yorulmadık ve rabbime şükürler olsun bugünlere geldik. Yolumuza, çöp kamyonları dizdiler sokaklarda yürüdük! Elektriklerimizi kestiler ışıksız salonlarda buluştuk! Sesimizi kısmak istediler megafonla konuştuk. Hatta yeri geldi sırf birilerinin tekerine, çomak sokuyoruz diye; sahipsiz kurşunlarla karşılaştık. Ve nitekim, bugün de önümüzde, yeni bir engel var.

Bugün de birileri istiyor ki; billboardsız seçim kampanyası yapalım ama bu defa, öncekilerden farklı ve ilginç olarak; önümüze bu engeli çıkartan iktidar değil, ana muhalefet. Bizi sansürlemek isteyen; saray değil belediye. Bizi engellemeye çalışan; Beştepe değil, Saraçhane! Yaa, ne kadar da ilginç değil mi? ‘Hadi canım, o kadar da olur mu?’ dediğinizi duyar gibiyim. Heyhat, oluyor. Maalesef oluyor.

Şimdi gelin size, olayın detaylarını anlatayım. Gördüğünüz görseller; yerel seçim kampanyamızın, ilk aşaması için hazırladığımız; bilboard görselleri. 4 sloganımız var; Birincisi; 'Tek adam baskısına da; eş başkan kavgasına da; mecbur değilsin.' İkincisi; 'Cumhuriyete savaş açana da; teröre alan açana da; mecbur değilsin' Üçüncüsü; 'Yandaş medyaya da; yoldaş medyaya da; mecbur değilsin.' Dördüncüsü; 'Hain diyene de; cahil diyene de; mecbur değilsin.' Muhteremlerin, büyük karın ağrısının sebebi, işte bunlar. Bir tane de benden olsun; beşinciyi de ben eklettim; 'Saray sansürüne de; belediye sansürüne de mecbur değilsin.'

Her siyasi parti gibi biz de seçim kampanyamızın hazırlıklarını, tamamladıktan sonra bir şirketle anlaşarak Ankara, İstanbul ve İzmir’de, bilboardlar kiraladık. Şirketle yaptığımız, anlaşmaya göre, standart bir uygulamayla belediyelerden, onay alındıktan sonra billboardlarımız, geçtiğimiz pazar akşamı asılacak, pazartesi sabahı da sokaklarda görünür olacaktı… Ama ne oldu, biliyor musunuz? Bilboard görsellerimiz baskıya gitti. Ancak ne hikmetse basımı yapılan bilbordlarımızın, fotoğrafları çekilip; birilerine gönderilmiş. Sonra da; İstanbul’dan şirkete bir telefon gelmiş. Peki telefonda, ne denmiş, biliyor musunuz? 'Bunları asmayacaksınız.' Üstelik, sadece İstanbul’da değil; Ankara ve İzmir’de de asılmayacakmış. Sonra da eş başkanlık deyince alınıyorlar. Gelen bu telefonun üzerine; şirket de haliyle, korkmuş, tedirgin olmuş.

"BU KORKUTMA TAKTİĞİ SİZE DE BİR YERDEN TANIDIK GELİYOR MU?"

Uygulanan bu korkutma taktiği size de bir yerden tanıdık geliyor mu? Referandum sürecinde toplantılarımız için kiraladığımız, salonları hatırlayın. Partimizin, kuruluş lansmanı için anlaştığımız; ama sonra, anlaşmayı iptal eden, ünlü oteli hatırlayın. Hatta, genel merkezimiz için kiralayacak bina aradığımız, günleri hatırlayın. Ne kadar da nostaljik değil mi?

Bu tip durumlarda, prosedür gereği; eğer belediye onay vermiyorsa sebebiyle beraber, bir ret yazısı kaleme alıp imzalı ve kaşeli şekilde, şirkete dolayısıyla, bize iletmesi gerekir. Ama ne hikmetse; lafa gelince, kapsayıcılık ve şeffaflık abidesi kesilen, bu belediyeden bize gönderilen ne bir ret ne de bir onay yazısı olmadı. Sadece şirket gelen bu telefon sebebiyle bilboardlarımızın asılamayacağını söyledi.İşte o nedenle çok yakın bir gelecekte, bu kepazeliğin ihalesini; şirketin üzerine yıkarlarsa, hiç şaşırmayacağız.

"BUNLAR KARŞILARINDA KİMLERİN OLDUĞUNU UNUTMUŞ"

Çünkü biz, zaten şirkete telefon açan bu fevkalade cabbar arkadaşları kapalı kapılar ardında aslan kesilip, iş icraata geldiğinde ise meydana çıkmaya cesaret edemeyişleriyle tanıyoruz. Ama belli ki, bunlar karşılarında kimlerin olduğunu unutmuş. Ben hatırlatayım; 15 yıllık bir iktidarın en güçlü, en acımasız ve en baskıcı zamanında hiç kimsenin, kafasını kaldırmaya bile, cesaret edemediği bir dönemde sadece milletimizi arkamıza alarak tek adam rejimine karşı cesurlar hareketini başlatan, İYİ Partiyiz. Biz; haksızlıkla, hukuksuzlukla, adaletsizlikle, mücadele etmek için mağdurun kim olduğuna bakmaksızın yeri geldiğinde, Pınarhisar’a, yeri geldiğindeyse Saraçhane’ye en önde koşanlarız. Biz; Türk milletine dayatılan, tüm kalıpları yıkan tüm prangaları kıran, alıştırılıp, kabullendirilen bir esaretin karşısında 'Kahrolsun İstibdat, Yaşasın Hürriyet' diye haykıran hür ve müstakil, yepyeni bir siyasetin yolunu açanlarız.

Şimdi buradan, sizlere sormak istiyorum; yıllardır, ceberut bir iktidar karşısında, dimdik duran bizler; şimdi onun, kötü bir taklidine mi, boyun eğeceğiz? Türlü engelleri, dikenli telleri, yüksek duvarları aşan bizler; şimdi bir çakıl taşına mı takılacağız? Ateşten çemberlerden geçip, bugünlere gelen bizler şimdi bir kibritle mi yanacağız? Elbette hayır. Bunlar bize, vız gelir, tırıs gider. Varsın onlar sırf doğruları söylüyoruz diye bizi, 9 köyden kovmaya kalksınlar. Biz milletimizle beraber evelallah 10’uncu köyü inşa ederiz. 

Varsın onlar Saray gücünü de belediye gücünü de üzerimize salsınlar. Biz şerbetliyiz; evelallah, ikisiyle de mücadele ederiz. Varsın onlar; iktidar-ana muhalefet el ele kendi çalıp kendi söyledikleri kazananı da kaybedeni de kendi belirledikleri bir kayıkçı düzenini, korumak için bizi susturmaya çalışsınlar. Biz, milletimizin sesi olmaya aynen devam ederiz. Kimse merak etmesin varsın onlar, tüm köşeleri tutsunlar, tüm yolları kessinler. Biz yepyeni bir yolu, milletimizle birlikte yürümekten asla vazgeçmeyiz.

Canlı yayında açıkladı: Gökhan Zan tehdidin kimden geldiğini duyurdu! Canlı yayında açıkladı: Gökhan Zan tehdidin kimden geldiğini duyurdu!

"BUNU KALDIRMAM MÜMKÜN DEĞİL"

Sayın Özgür Özel, Eskişehir'de çok ilginç bir konuşma yaptı. Bizimle ilgili imanın ötesine geçen AKP ile tuhaf bazı ilişkilerin olduğunu ifade eden çok ağır bir suçlama yaptı. 

Biz sürünürken başımız dimdik gezdik. Aldığımız tek yardım, parasını ödediğimiz belediye salonlarıdır. 2018’de beraber yol yürüdük. Henüz seçime girmemişiz, devletin yardımı yok. Sayın Özel, sorun Genel Başkanınıza, siz o zaman Grup Başkanvekiliydiniz. Belki bilmiyorsunuzdur. 2018’de Cumhuriyet Halk Partisi ve onun belediyelerinden İYİ Parti’ye bir lira, bir kuruş verilmiş midir? Bunun cevabını vereceksiniz. Bunu benim kaldırmam mümkün değil, vereceksiniz. Kendi imkanlarımızla sürünerek propaganda yaptık, milletimize ulaşmaya çalıştık. Milletvekili arkadaşlarımız cansiperane çalıştılar, sonuç itibariyle yüzde 10’luk oy alarak milletimizin teveccühüyle grup kurduk.

Kılıçdaroğlu'na gidin sorun, CHP 1 liralık yardım yapmış mı? Kılıçdaroğlu emrinde belediyeler eliyle bize 1 lira yardım yapmış mı? Sayın Kılıçdaroğlu bu işin peşini bırakmayacağım. 

Sayın İmamoğlu, Mansur Yavaş, Muhittin Böcek, Zeydan Karalar... Ben sizi 'şu işi halledin şuradan iş gelecek' diye aradım mı? Sayın Kılıçdaroğlu ben size herhangi bir talepte bulundum mu? Sizden istemedik, size kazandırdık. 2017'den beri AK Parti iktidarını eleştiren, hatta 2019'da bizzat Erdoğan'ın seni hapse attırırım dediği, bu alanda 1 lira almadığıma göre... Biz AK Parti ile ittifak yapmadık muhteremler, yapa yapa siz yapıyorsunuz biz değil. Bu soruların cevabını istiyorum. İYİ Partimize pek çok şey söylendi, bedavacı bir siyaset götürdüğüne dair, bize düşman olanlar dahil söyleyemediler. Bunun peşini bırakmayacağımı buradan ilan ediyorum. Herkes haddini hukukunu bilecek.

"BİZ GURURLA TEK BAŞINAYIZ"

Bugün hep birlikte; siyaseti teslim almış, derin bir hakikat krizinin pençesinde; sürüklenip gidiyoruz. Sürekli, -mış gibi yapanların sahnelediği, oyunları izliyoruz. Birbirinden farklı gözüken ama aslında, aynı kurtlu elmanın, iki yarısı olanların sürekli olarak ürettiği, yalanları, masalları dinliyoruz.

Mesela bunlar, lafa gelince en büyük Atatürkçü, kendileriy-miş gibi yaparlar… Ama bir taraf; Atatürk’ümüze düşman, hangi onursuz varsa onunla birlikte yol yürürken, diğer taraf ise malum şer odağına, şirin gözükmek için ismini, bizzat Atatürk’ün verdiği vilayetimizin adını bile söyleyemez.

Mesela bunlar, lafa gelince; Cumhuriyet’imize, sahip çıkıyor-muş gibi yaparlar… Ama bir taraf; federasyon ve özerkliğini dilinden düşürmeyen HÜDAPAR’la, el ele tutuşurken; diğer taraf ise Cumhuriyeti, 100 yıllık yıkım ve zulüm olarak gören DEM’li kafaların, kuyruğundan ayrılmaz.

Mesela bunlar, lafa gelince; demokrasiyi, savunuyor-muş gibi yaparlar… Ama bir taraf; tek adam vesayetini, demokrasi üzerinden, meşrulaştırmaya çalışırken; diğer taraf ise milletin ve memleketin, birliğine yönelen, tüm kötülükleri Kandil’e, İmralı’ya, Edirne’ye giden selamları, teröre açılan alanları, Türksüz Türkiye hezeyanlarını demokrasiyle örtmeye çalışır

"SÖZDE DEĞİŞİMLER..."

İşte Türk siyasetinin, içerisine düşürüldüğü; bu vahim tablodan da, anlaşılıyor ki; maalesef, bugün geldiğimiz noktada sözde düşmanlıklar özde süt kardeşliğine dönüşmüş. Sözde mücadeleler özde dayanışmaya dönüşmüş. Sözde değişimler de, özde izdüşümlere dönüşmüş…

Nitekim; iktidarın, yıllardır pazarladığı 'AK Parti işi demokrasi' trenine de, bine bine hem de birinci sınıf bilet alıp ana muhalefet partisi binmiş. Hak, hukuk, demokrasi hassasiyetleri aynı iktidarınki gibi sadece kendileriyle aynı fikirde olanlar içinmiş. Sansüre ve baskıya karşı, özgürlüğü savunmaları tıpkı iktidarınki gibi kuyruklarına basılana kadarmış. Ez cümle; milletin verdiği yetkiden aldığı gücün, kibriyle kendini kaybeden sadece AK Parti değil; bizzat ana muhalefeti yönetenlermiş.

Özünde, birbirinden hiçbir farkı olmayan, bu iki zihniyetin dayattığı kirli siyaset düzenini, reddettiğimiz için onların hepsine karşı biz, gururla, tek başınayız. Kürsülerden birbirine, bağırıp çağırarak iktidar alanlarını korumaya çalışan bu riyakârlığı reddettiğimiz için onların tamamına karşı biz, gururla, tek başınayız.

Kavga, gürültü ve hamasetten başka bir şey üretmeyen milletimizin birliğinden değil ayrışmasından beslenen bu goygoy siyasetini reddettiğimiz için, onların topuna karşı biz gururla tek başınayız. Milletin derdinin konuşulmadığı, milletin sesinin duyulmadığı, milletin taleplerinin karşılanmadığı, hangi taraf kazanırsa kazansın kaybedenin daima milletimizin olduğubu kayıkçı kavgasın, reddettiğimiz için, onların alayına karşı biz gururla özü başınayız.

"HUKUK SKANDALINA TBMM EŞLİK ETMİŞ OLDU"

Yargıtayın anayasayı tanımayarak yol açtığı hukuk skandalına TBMM eşlik etmiş oldu. Yürütmenin yargıya baskısından yasama da payını aldı. Devlet organları arasında sorunları çözmesi gereken Erdoğan krizi derinleştirmeyi tercih ediyor. Bu arkadaşlar için devlet kanun önemsiz hale geldi. Unuttukları bir şey var; anayasamız bu ülkenin andıdır. Uğradıkları kararların meşruiyetini neye dayandıracaklar. Onlar ne kadar unutmuş olsalar da tarihe karşı yükümlülüğümüzü gelecek nesile karşı sorumluluğumuzu unutmayacağız. 

İKTİDARA FİLİSTİN ÇAĞRISI

İktidara bir kere daha çağrıda bulunmak istiyorum; BM soykırım sözleşmesine taraf olan ülkelerin davaya müdahil olma hakkı var. Gelin biz de Filistin lehine davaya müdahil olalım. Katil Netanyahu'ya karşı bu davaya açma cesaretini siz değil Güney Afrika gösterdi. Filistin konusunda bizimle hemfikirseniz, haydi buyrun. Kararı Gazi Meclisimize getirin biz varız. 

YEREL SEÇİMLER: TÜM BELEDİYELERDE SIĞINMACI SAYISINI AZALTACAĞIZ

Kazandığımız il ve ilçelerde kaçak ve sığınmacı ekonomisine asla geçit vermeyeceğiz. Sığınmacılar tarafından yönetilen müesseselerde sıkı denetim uygulayacağız. Vergi vermeyen kaçak iş yerlerine asla göm yummayacağız.

Yetkiyi devraldığımızda sosyal tesisler, mesire alanlarda toplumsal düzeni bozacak davranışlarda bulunmasına asla izin vermeyeceğiz. Hizmet alımlarında tedarik şirketlerden yerel ve milli olması gibi özellikleri mutlaka arayacağız. Sözleşme yapıldıktan sonra bunları değiştirenlerin sözleşmesini feshedeceğiz. Yabancı uyruklu hiçbir kişinin kurumlarımızda çalışmasına izin vermeyeceğiz. İYİ Parti'nin çalıştığı tüm belediyelerde sığınmacı sayısını azaltacağız.

Her konuda uyaran, haklı çıkan biziz, ne hikmetse yine her konuda saldırılan da biziz. Önce linç yiyoruz sonra haklı çıkıyoruz. Biz haklı çıkmaktan yorulduk, onlar yorulmadı. İyi Partinin hür ve müstakil adımının anlamı çok yakında anlaşılacak."