DSP Genel Başkanı Önder Aksakal, TBMM'de basın toplantısı düzenledi. Çerçeve yasa teklifinin 360 milletvekilinin imzasıyla TBMM Başkanlığı'na sunulduğunu belirten Aksakal, partilerinin teklife Meclis'e sunulduğu gün ulaştıklarını söyledi. Aksakal, 5 Ağustos'ta içeriğe vakıf olduklarını söyleyerek tarihin ilginç olduğunu, Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun ilk toplantısının yapıldığı tarihin yıl dönümünde gündeme geldiğini söyledi.
"ŞİMDİ DÜNYA KONJONKTÜRÜNDE ŞAHLANIŞA GEÇME ZAMANI"
Aksakal şöyle konuştu:
"Bizler Onursal Genel Başkanımız Bülent Ecevit'in Başbakanlığında DSP'nin 1999 yılında 66 milletvekiliyle tek başına kurduğu 56'ncı Cumhuriyet hükümeti olarak, PKK terör örgütünün elebaşı Abdullah Öcalan'ı Kenya'da yakalayıp bağımsız Türk yargısına teslim eden bir misyonun bugünkü temsilcileriyiz. Biz DSP olarak 1999 yılında PKK ile birlikte domuz bağı cinayetleriyle anılan Hizbullah dahil her türlü terörü bitiren bir partiyiz. O gün güvenlik güçlerimizin başarılı operasyonu ile PKK terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan'ı Kenya'dan getiren Türkiye Cumhuriyeti devleti ve güvenlik güçlerimizin kararlı gücüdür.
Geldiğimiz noktada açıkça görülmektedir ki kadim Türk Devleti'nin kararlı duruşu ve tavizsiz politikaları sonucunda bugün terör örgütü PKK silahlı saldırılarla bir yere varılamayacağını ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin güvenlik güçleriyle baş edemeyeceğini anlamış, nihayetinde pes ederek kendini lağvettiğini bütün dünyaya duyurmuştur. Türkiye Cumhuriyeti devleti de yıllardır süren terörle mücadelesinin ve özellikle Doğu ve Güneydoğu'daki vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğinin kalıcı bir şekilde sağlanması için TBMM'deki komisyon çalışmalarının sonucu olarak ortak akılla hazırlanan bir çerçeve ve yasa teklifi hazırlayarak her partiden milletvekillerinin imzasıyla yüce Meclis'e sunulmuştur. Şimdi yönümüzü toplumsal barışa, kaynaşmaya, demokrasimizi daha da yüceltmeye, geliştirmeye ve ekonomide yaşanan sıkıntıları en kısa sürede aşarak dünya konjonktüründe şahlanışa geçme zamanıdır."
Sadece Türkiye'nin değil, içinde bulunulan coğrafyanın küresel emperyalizmin ağır tehdidi altında olduğunu belirten Aksakal, "107 yıl önce yurdun dört bir yanını fiili olarak işgal etmiş olan emperyalist devletlere karşı yedi düvele meydan okumuş asil Türk milleti elbette bu işgalci, soykırımcı Siyonist evanjelistlerin yeni oyunlarını da bozacak, onların hain planlarını ters yüz edecek tarihsel tecrübeye ve sarsılmaz iradeye sahiptir. O gün nasıl ki bu topraklar üzerinde yaşayan, bu toprakları kendine vatan edinmiş, her etnik kökenden ve her inançtan yurttaşıyla gerektiğinde kazmayla kürekle canımızı ortaya koyabilmişsek, bugün sahip olduğumuz çok daha üstün savunma sanayi imkanlarımızla da aynı kararlılığı kol kola, omuz omuza gösterebiliriz. Gün o gündür" dedi.
"GENEL OLARAK OLUMLU BULDUK"
Aksakal, DSP olarak bir devlet politikası olarak sürdürülen bu süreçte başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kurum ve kuruluşlarına tereddütsüz güvenlerinin tam olduğunu vurguladı. TBMM'ye sunulan yasa teklifini partinin yetkili kurullarında en ince ayrıntısına kadar inceleyip değerlendirdiklerini kaydeden Aksakal, "Genel olarak olumlu bulduk. Ben de partimizin Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili olarak yasayı bugün imzalayacağım. Yasa teklifi TBMM'de görüşülürken, geneli ve maddeleri üzerindeki yapıcı devletimizin, halkımızın, terörle mücadelede yitirdiğimiz aziz şehitlerimizin, saygıdeğer kahraman gazilerimizin yararına olan görüşlerimizi ortaya koyacağız" şeklinde konuştu.
"METİNDE BİRTAKIM DEMOKRATİK NOKSANLIKLARIN VARLIĞINI TESPİT ETTİK"
DSP olarak her zaman içeride huzur, dışarıda onur için siyaset yaptıklarını ve bu anlayışla siyaset yapmaya devam ettiklerini söyleyen Aksakal, bu davranışlarının güvenilirliğin ve dürüstlüğün bir göstergesi olduğunu kaydetti. Aksakal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye Cumhuriyeti 47 yıldır enerjisini, kaynaklarını ve en önemlisi evlatlarını yutan terör sarmalından çıkmak için tarihi bir eşiktedir. Devletimizin asayişi tesis etmek ve silahlı şiddeti kalıcı olarak sonlandırmak amacıyla Meclis'e sunduğu Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi ülkemizin kaderini tayin edecek ağırlıkta bir adımdır. DSP olarak bu yasa teklifini hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve toplumsal katılım ilkeleri açısından da büyük bir titizlikle inceledik. Metin içerisinde yargı bağımsızlığını zedeleyebilecek bürokratik kurulların yetkilerini, kuvvetler ayrılığını esneten mekanizmalar ve sürecin şeffaflığını gölgeleyebilecek aşırı yetki donatımları gibi birtakım demokratik noksanlıkların varlığını da tespit ettik.
Ancak devlet yönetmek ve milletin geleceği adına siyaset yapmak kriz anlarında ulusun ali menfaatleri uğruna en zor kararları verebilme cesaretidir. Milletimizin bedeninde 47 yıldır süren ve her gün canımızı yakan bu ağır kanama durdurulmadan üzerine inşa edilecek hiçbir demokrasinin, hiçbir hukuki tartışmanın ve hiçbir siyasi rekabetin anlamı yoktur. Acil olan, öncelikli olan ve hayati olan silahların tamamen susması, anaların gözyaşının dinmesi ve Türkiye'nin bu ağır travmadan çıkarılmasıdır.
"DEMOKRATİK EKSİKLİKLERİ TARİHE BİR ŞERH OLARAK DÜŞÜYORUZ"
Bugün siyaset sahnesinde bir yandan da hiçbir çözüm sunmadan salt retçi bir milliyetçilikle statükoya sarılanları, diğer yanda ise kapalı kapılar ardında pragmatik siyasi pazarlıklarla sürece eklemlenenleri ibretle izliyoruz. DSP, siyasi rantın, pazarlıkların veya kısır çekişmelerin değil, devlet adamlığının ve kadim Türk milletinin partisidir. Bu bilinçle kanun teklifinin barındırdığı demokratik eksiklikleri ve hukuk devleti idealinden sapma risklerini tarihe ve yüce Türk milletinin vicdanına bir şerh olarak düşüyoruz.
Fakat bir tek evladımızın dahi burnunun kanamaması, ülkenin prangalarından kurtulması, terörün ebediyen topraklarımızdan ve bölgemizden silinmesi için bu yasa teklifine evet diyeceğiz. Bizim verdiğimiz onay yasanın kusurlarına değil, devletimizin terörü bitirme iradesine verilmiş bir destektir. Bizim onayımız olası bir siyasi ajandaya değil, Türkiye'nin barışı olan yapıcı ihtiyacınadır. Bugün devletimizin bekası ve milletimizin huzuru diyerek silahların susması için bir sorumluluk alıyoruz. Ancak yarın sabahtan itibaren yegane görevimiz, bugün şerh düştüğümüz o antidemokratik boşlukları doldurmak, hukukun üstünlüğünü yeniden tesis etmek ve terörsüz Türkiye'yi ayrıcalıksız, eşit yurttaşlık temelinde tam demokratik Türkiye ile taçlandırmaya çalışmak olacaktır."





