CHP’nin toplumsal tabanı çoğunlukla  Atatürkçülük ve laiklik hassasiyeti olan, gak deyince eti, guk deyince sütü gelen ayrıcalıklı  elitlerden oluşuyor. Bu nedenle olsa gerektir ki; Trabzon’un Maçka’sından beklediği oyu  alamayan CHP, İstanbul’un Maçka’sında oy patlaması yapıyor.

Durum yerelde de pek farklı değil. Ev fiyatlarının tavan yaptığı semtlerde, hali vakti yerinde olanların  yaşadığı kıyı kasabalarında, CHP oylarındaki belirgin  üstünlük herkes tarafından biliniyor.

Bu tespiti eleştirmek amacıyla yaptığım sanılmasın. Bu iradeyi saygıyla karşıladığımı belirtmek isterim. Temsili demokrasilerde, Yurttaşların  kendi temsilcilerini seçme hakları olmazsa olmaz kuraldır.      

Önceki dönem CHP Kocaeli milletvekili olan Prof. Hurşit Güneş, ‘Adalet Peşinde’ adlı kitabında bu konuyu şöyle değerlendiriyor.

“Biz niye iktidar olamıyoruz? Lider değişikliği dediler. Değiştirdik. Solda bütünlük dediler. Öyle bir sorun da kalmadı.  Daha pek çok tez vardı. Hepsi denendi, bitti. Ama sonuç alınamadı. Demek ki, iktidar partisi olabilmek için farklı şeylere  ihtiyaç var. CHP çiftçiden de işçiden de AK Parti'nin aldığı kadar oy alamıyor, işsizler bile iktidar partisine CHP’den neredeyse iki kat daha fazla oy veriyor.  Biz tuzu kurulara hizmet etmiyoruz belki, ama tuzu kuruların oylarını bize verdikleri   gerçek.”

Kaset  kumpası sonrası tartışmalı bir biçimde  partinin başına getirilen Kılıçdaroğlu'nun temel bir yanlışı var. Partiyi, deneme-yanılma  metotlarla yönetmeye çalışıyor. Yeni CHP sloganı ile yaptığı  akıl almaz hamleler, parti tabanınca  kabullenilmesi  mümkün olmayan açılımlar, ''Kılıçdaroğlu ne tarafa koşuyor?'' sorusunu akıllara getiriyor.. 

Şimdi bu yanlışlara bir göz atalım…

“Atatürk'ün CHP'si ile şimdi ki CHP arasında dünyalar kadar fark var" diyerek  partinin ana damarını oluşturan laiklik ve Atatürkçülük  ilkelerini  tartışmaya açtı.

Bölgelere göre söylem geliştirdi. Batı'da Atatürkçü, İç Anadolu ve Karadeniz’de milliyetçi, Doğu’da Kürtçü oldu..

Parti içerisindeki, Emine Ülker Tarhan, Nur Serter, Canan Arıtman, Şahin Mengü, Süheyl Batum, Dilek Akagün, Birgül Ayman Güler gibi ulusalcıları tasfiye ederken, SezginTanrıkulu, Hüseyin Aygün ve Eren Erdem  gibi bölücü  söylemlerde bulunan vekilleri sahiplendi.

“PYD terör örgütü değildir”, “Hendeklerdeki arkadaşlar”, “PKK’lıya da gittik, DHKP-C’liye de gittik” türü ipe sapa gelmez açıklamalar yaptı.

F tipi kasetlerle  siyaset yapma gibi bir yanlışa düştü.

“Tıpış tıpış gidip Ekmeleddine oy verecekler” diyerek tabanını aşağıladı, 

Demirel, Bekaroğlu ve Binnaz Toprak, M. Yavaş gibi sağ tandanslı siyasetçilerden medet umdu.

Kardeşini bile çileden çıkaran Belediyelerindeki PDY  yapılanmasına göz yumdu.

PKK’ya sırtını dayadığını açık açık  ilan eden  HDP  ile yakınlaştı, söylem ve eylem birlikteliğine  girdi.

Görünen şu ki; Dersimli Kemal'in yaptığı hiç bir hamle partinin büyümesine katkı sağlamadı. Girdiği altı seçimde, alınan  oy oranları bunu teyit ediyor.

Kılıçdaroğlu’nun bu hamleleri, partililer tarafından eksen kayması olarak değerlendiriliyor ve  endişeyle izleniyor.

Kaptan böyle yapınca tayfalarda boş durmuyorlar elbette.

Onlar da ezber bozan açıklamalar yapmaktan geri kalmıyorlar.

Doğal olarak,  ön teker nerden geçiyorsa arka tekerlerde oradan geçiyor..

Kimi  İzmir'i  Türkiye'den ayırıp AB’ye bağlıyor. Kimi “Türkiye -İran savaşı olsa İran’ın safında yer alırım” diyor, kimi  HDP barajı geçtiği için lokma dağıtıyor. Kimi de Atatürk milliyetçiliğine son vermek gerektiğini  haykırıyor. 

Her gün bir kaç şehit cenazesinin kaldırıldığı ülkemizde, bir partili  HDP'li Ahmet Türk'ün eşine geçmiş olsun ziyaretinde bulunuyor.

 CHP'nin İstanbul İl örgütü de ülkeyi bölmemek(!) adına HDP’nin Kartal'da düzenlediği mitinge katılıyor,

Hulasası; sapla  samanın birbirine karıştığı bir garip parti..

Ne tarafa koştuğu belli olmayan ikircikli  bir lider.

Geçenlerde  Kılıçdaroğlu yine gürledi,

Seçimle gelen seçimle gider.

OHAL derhal kalkmalı.

Sayın Kılıçdaroğlu ! 

İyi hoş da, başkanları tutuklanarak cezaevlerine atılan ve yerlerine kayyum atanan  belediyelerin durumlarını bir araştır  istersen..

Belediyeden maaş alan 1000 kişinin 800'ü dağlardaki  alt yapı(!)larda çalışıyor.

Belediyeler, arka odalardaki PKK’lı teröristler tarafından yönetiliyor.

Güneydoğu kentlerinin  imar planları Kandildeki  mağaralarda hazırlanıyor.

Ayrıca şu sorularıma da yanıt bekliyorum...

Mısır’daki Mursi seçimle gelmemiş miydi?

Fransa’daki OHAL değil de başka bir hal miydi?

O zamanlar birkaç kelam ediverseydin bugün daha inandırıcı olabilirdin.

O koltuğa oturmanı sağlayanlar  böyle konuşmanı istiyor olabilirler. Ancak, senin tabanın duygularına tercüman olmak gibi bir sorumluluğun var. 

Yerinde konuşmak, yerinde  susmak  doğruya giden en kolay yoldur..

Benden hatırlatması.

Sevgi ile kalın.

 

 

Aydınpost ANDROID'de TIKLA İNDİR!   Aydınpost APPSTORE'da TIKLA İNDİR!