Kucağıma oturmuş, tatlı ağırlığını hissettiğim kedi… Durmadan uyuklayan, gözünü açıp açıp yüzüme bakan, arada bir güzel gerinen, sonra yeniden uykuya dalan, tatlı, huzurlu kedi…
Ben huzuru sende buldum. Sadeliği sende buldum, basit yaşamın ne kadar keyifli olduğunu sende hissettim. Senin sıcaklığını paylaşmak içimi coşturuyor; senin sade ama mutlu hayatını izlemek beni uzun uzun düşündürüyor, özellikle de ruhumuza şeytanlar girmiş gibi koşuşturduğumuz yaşantımızla karşılaştırdığımızda…
Öfkelerimiz, kıskançlıklarımız hırslarımız, aç gözlülüğümüz nasıl da eriyip yok oluyor.
Şu kedi beni görünce gelip kucağıma oturuyor.
Şu kedi yok mu şu kedi; bana tüm canlıların nasıl da sevgi düşkünü olduğunu gösteriyor. İçten içe bir birimizi hissediyoruz. Huzurla birbirimizi ve ardından da yaşamı anlıyoruz ve sadece yan yana olmanın, sıcaklığımızı paylaşmanın keyfini çıkartıyoruz uzun uzun …
Başka bir şey değil, ama sadece şu kedi yetiyor bana; kötü haberleri bir süre de olsun unutturmaya… Saatlerce dinlenen sözden daha fazla.
Ah şu kedi var ya şu kedi… Kucağımdaki tatlı ve bilge kedi… Senin için daha neler neler demeli…
