Değerli tüketiciler,

Bugün bakkallarda, marketlerde satılan yoğurtlar “Endüstriyel Yoğurt” olarak adlandırılmakta ve bu yoğurtlar üzerinde tartışma ve spekülasyonlar bitmemektedir. Türk Gıda Kodeksi’ne bağlı olarak üretilen yoğurt, tüketicilere gerçekten yoğurt olarak mı ulaştırılıyor, yoksa bunun yerine yönetmelik zorlanıp, uygulanan bazı  işlemler ile maliyet düşürme adına tüketicilerin sağlığı tehlikeye mi atılıyor? Bu tartışmalar zaman zaman etkisini kaybetse bile güncelliğini korumakta. Konu oldukça teknik detaylar içerdiğinden tüketicileri doğru bilgilendirme adına aşağıdaki alıntıyı dikkatine sunarız.

İstanbul Üniversitesi’nden Dr. Yavuz Dizdar, yoğurt da dâhil olmak üzere marketlerdeki uzun ömürlü gıdalardan uzak durulmasını tavsiye ediyor ve marketlerde bulunan yoğurtların içinde “glutatyon maddesi”nin bulunmadığını belirtiyor. Hâlbuki bu maddenin bir yoğurtta olması gereken ve bizleri birçok hastalıktan koruyan bir madde olduğunu, endüstriyel yoğurtlarda ise bu maddenin çeşitli nedenlerle (yoğurdun raflarda ekşime yapmaması, yoğurdun uzun süre dayanması vb.) yoğurt üreticileri tarafından alındığını söylüyor. Yoğurt üretimi yapılırken sütün bir kısmı buharlaşma sonucu kayboluyor. Maliyeti azaltmak için de “milamin”, “selüloz” ve “süttozu” gibi katkı maddeleri katılıyor. Bu maddeler hem kıvamı artırıyor, hem de çok daha az süt kullanıldığı için üreticilerin maliyetini düşürüyor. Sağlık Bakanlığı tarafından bu maddelerin ancak belirli bir sınırda kullanımına izin veriliyor. Bu maddelerin, özellikle milamin ve selülozun uzun vadede insan vücuduna nasıl etki ettiğine dair bilimsel çalışmalar henüz bulunmuyor. Eğer varsa da bunlar kamuoyu ile pek paylaşılmıyor.

Kıvam artırıcı olarak kullanımına sınırlı olarak izin verilen bir diğer katkı maddesi de “jelatin”. Son dönemde jelatin hakkında da bazı iddialar mevcut. Ülkemizde üretimi henüz olmadığı için dışarıdan ithal edilerek gelen bu maddenin önemli bir bölümü Avrupa ve Amerika Birleşik Devletlerinden geldiği ve bunların da domuzların deri, kemik ve bağ dokularından üretildiği TV haber programlarına da konu olmuş.

Eğer meyveli yoğurt yiyor veya çocuklarınıza yediriyorsanız bu maddelerden başka “E” türevi gıda boyaları da vücuda alınıyor demektir. Bunlardan özellikle E102, E104, E110, E122, E124, E129, E211 isimli maddelerin zararlı olduğu biliniyor. Meyveli yoğurtların içeriğinde bu maddelerin olmamasına dikkat etmek gerekiyor. Yoğurdun üstünde kaymak olması sizi yanıltmasın. Bunun yolu da bulunmuş. Tereyağı aromalı margarin, süt ile karıştırılarak yoğurdun üstüne dökülüyor ve böylelikle sahte bir kaymak tabakası oluşturulabiliyor. Endüstriyel yoğurtlarda mayalama için etken madde olan “starter kültür maddesi” yurtdışından ithal ediliyor. Süt olarak pastörize süt kullanılıyor. Yoğurdun içindeki su buharlaştırılarak azaltılıyor. Bunun üzerine de kıvamını artırmak için yukarıda sıraladığımız katkı maddeleri yasal sınırlar dâhilinde kullanılıyor.” 

Son tahlilde bakkaldan, marketten yoğurt alıp tüketirken bir daha düşünün yediğimiz gerçek yoğurt mu? Ben mermer bloğu gibi yoğurdu yerim arkadaş derseniz ya vücudunuzdaki oluşacak “çatlaklara” aldırmayacaksın. Ya da yukarıda paylaşılan endişeleri aklınızın bir köşesinde tutup geleneksel metotlarla yoğur “çalacaksınız”? Takdir sizin!

Memleketler parasızlıktan değil ahlaksızlıktan çökerler. CICERO

 

Kaynak: http://www.ilgincbirbilgi.com