Aydın’la ilgili bir konu ne zamandır aklımı kurcalayıp duruyor, konu çok boyutlu, içinde bir yığın da soru barındırıyor.

Yani üzerinde akademik çalışmayı hak edecek derecede derinlikli ve bir o kadar da genişliği olan bir konu…

Mesela 17.yüz yıldan Cumhuriyet kurulana kadar Aydın Dağlarında eksik olmayan zeybeklerin konuyla bir bağlantısı var mı?

Mesela Cumhuriyet öncesinde bölgedeki azınlık tüccarlarının ticari geleneklerinden yerlilerin bir esinlenmesinden söz edilebilir mi?

Uzmanlık isteyen bu denli derinlikli bir konuda hüküm vermek olanaksız..

O nedenle bizim yaptığımız işin aslını akademik çalışma yapacaklara bırakarak kısa bir hatırlatmadan ibaret olacak.

Nedir o beynimi huzursuz eden konu?

 Cumhuriyet Türkiye’si sıkı ekonomi politikası 1950’de Demokrat Parti iktidarıyla son buldu ve dış yardımlarla tarımda başlayan makineleşme çiftçi ve köylülerin gelirinde önemli artışlara yol açtı.

Bir taraftan makineleşme diğer taraftan sulamanın yaygınlaşmasıyla verimli topraklardan elde edilen gelirin üçe, beşe katlanması sonucu zenginleşen çiftçiler ve bu bolluktan faydalanan Anadolu insanı diğer taraftan önemli sanayi yatırımlarına da önderlik ettiler.

Tarımla artan zenginlikte hem sahip oldukları su kaynaklarıyla hem gerek coğrafi yapısı gerek iklim şartlarıyla benzeşen iki bölge Türkiye’de öne çıktı.

Çukurova ve Büyük Menderes Ovası…

O dönemde Çukurova’da tarımdan iyi kazanç elde eden bazı zenginler bol buldukları parayı, gök görmedik hesabı, har, vurup harman savurduğu halde bazıları da sanayi alanında değerlendirdi.

Sanayi yatırımında en başta gelen de Kayseri’nin bir köyünden hamallık için Adana’ya gelmiş, daha sonra da kurduğu BOSSA Fabrikasıyla Sabancı adını markalaştıran Hacı Ömer Ağa’dır.

İkincisi o günün şartlarında 3-5 bin insanın çalıştığı ve Adana’nın en büyük fabrikalarından Güney Sanayi’nin kurucuları Bekir ve Ahmet Sapmaz kardeşler…

Üçüncüsü Darende’den gelip Adana’da mal mülk edinen, okuma yazması dahi olmadığı halde “ne var ki, bende fabrika kurarım,” diyerek Akdeniz Sanayi’ni kuran Mehmet Nuri Sabuncu…

Dördüncüsü Çukurova Holding’in ilk temellerini atan Mehmet Kemal Karamehmet…

Bunlara ek olarak 1950’li yıllarda Çukurova’da fabrika kurduğu halde sonradan işleri bozulan Özbucaklar, Ekenler gibi zenginler de vardı.

Bunların insanlara iş vermeleri yanında Adana’yı öğrenci yurtları, kültür merkezleri, camil gibi hayır kurumlarıyla donattıklarını da belirtmiş olalım.

Şimdi asıl bizim için can yakıcı soruya gelelim.

 Adana’da insanları iş, aş ekmek sahibi yapan sonrasında da birer holdinge dönüşen bu fabrikalar Çukurova’ya her yönüyle benzeyen Başbakan Adnan Menderes’in memleketi Aydın’da niye gerçekleşmedi?

Parası olan insan mı yoktu, yoksa bunun altında derinlerde yatan başka bir hastalık mı vardır?

Çukurova’ya yatırım yapan bir Kayserili bir Darendeli gibi komşu illerden ve ilçelerden göç edenler Denizli’de girişimci oluyor da Aydın’a gelenler niye hep rantçı olur?

Aydın’a günümüzde de geçerli bu vurulan pranganın altında yatan gerçek neden ya da nedenler nelerdir, üzerinde hiç kafa yoranınız oldu mu?

Kafa yorsaydık bu gün zengin topraklar üzerinde yoksul insanlar olmazdık, dediğinizi duyar gibiyim.

Bu sorunun yanıtını bulmadığımız ve çözüm üretmediğimiz sürece çocuklarımızın bu gün yaşadığı işsizliğe, yoksulluğa torunlarımız da aday demektir.

Üzülmemek elde değil…

Onun için Aydın’ın birinci öncelikli gündem maddesi Aydın’ı prangaya vuranları teşhis etmek ikinci öncelikli meselesi de gençleri yatırıma özendirmek olmalıdır.

Aydın için gerçek beka meselesi işte budur.

*****

ADÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Cumali Öksüz’den gelen açıklama

Geçen yazım(3 Aralık) üzerine ADÜ Rektör Yardımcısı Prof.Dr. Cumali Öksüz aradı ve bazı bilgiler paylaştı:

BİR: ADÜ e-devlet uygulamasını yapan ilk üniversitedir, bundan böyle uzaktan eğitimde öğrenciler e-devletle işlerini kolayca görebilecektir.

İKİ: ADÜ tüm yerleşkelerine yüksek hızda internet erişim hizmeti sunmada üniversiteler arasında bir ilki gerçekleştiren üniversitedir.

ÜÇ: Doluluk oranında ADÜ birinci sıradadır, bu da gerek bölgemiz gerek üniversitemiz açısından sevindirici bir gelişmedir.

DÖRT:ADÜ,TÜPİTAK ULAKBİM tarafından geliştirilen TR Dizin Ulusal Yayın Sıralamasında 217 üniversite arasında 23.cüdür.Ege Bölgesi Üniversiteleri arasında da Ege ve Dokuzeylül’ün ardından 3.sıradadır.

Ayrıca en çok atıf yapılanlar sıralamasında da yine 217 üniversite arasında 24.,TÜPİTAK Projelerinde de 25.sıradadır.

BEŞ: Yüksek Öğretim Değerlendirme Kurulu(YÖKAK) tarafından yapılan personel memnuniyeti anket sonucuna göre ADÜ 16.sıradadır.

ALTI: ADÜ tüm öğrenci ve öğretim üyelerine ücretsiz Microsoft ofis programı sağlayan bir üniversitedir.

YEDİ: Uzaktan eğitim programı başarı ile devam ediyor. Öğrenci ve öğretim üyeleri için hazırlanan 119 videoya kurulan santral hattından canlı destek hizmeti veriliyor.

Dileyen 0850 346 09 09 hattını arayarak günde 16 saat destek hizmetinden yararlanabiliyor.

Madem öyle bu başarılar URAP’ın ölçümlerine niye yansımıyor soruma da Prof.Dr. Cumali Öksüz:

URAP’ın dört yıllık bir ölçüm sonucuna göre sıralama yaptığını o nedenle bu başarıların ileriki yılların sonuçlarında görülebileceğini dile getirdi.