Adliye Binası Önünde yapılan açıklamada Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu Koordinatörü Av. Ayşe Övünçlü huyu "1857 yılında kadın işçilerin verdiği hak ve özgürlük mücadelesi, tarihsel dönüm noktalarından biri olmuş ve 8 Mart; kadınların eşitlik, özgürlük ve insan onuruna yakışır bir yaşam için verdikleri mücadelenin simgesi haline gelmiştir.
Kadınlar bugün, hala, dünyanın pek çok yerinde eşitsizlik, ayrımcılık ve şiddetle mücadele etmek zorunda bırakılmaktadır. Türkiye’de kadınlar; ekonomik eşitsizlik, toplumsal cinsiyet ayrımcılığı ve erkek şiddetiyle karşı karşıya bırakılmakta, artık en temel hakkı olan yaşam hakkı ciddi bir tehdit altındadır. Kadını birey olarak değil, yalnızca aile içinde tanımlayan, emeğini ve varlığını görünmez kılan politikalar toplumsal cinsiyet eşitsizliğini ve şiddeti daha da derinleştirmektedir.
2025 yılının Aile Yılı ilan edilmesiyle birlikte başlayan yaklaşım, kadını birey olarak güçlendirmek yerine, onu aile dışında tanımlamayan bir yaklaşımın göstergesidir ve kaygı verici bir politikadır. Kadınların ekonomik bağımsızlığını zayıflatan, güvencesiz ve esnek çalışma modelleri, bakım emeğinin yalnızca kadınlara yüklenmesi ve kamusal bakım hizmetlerinin yetersizliği kadınların eşit ve özgür yaşam hakkını doğrudan etkileyen sorunların başında gelmektedir. Ancak en yakıcı sorun, kadınların yaşam hakkının korunmaması ve sürekl güvenlik tehdidi altında yaşamasıdır. Son dönemde yaşanan kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümleri, bunu gözler önüne sermektedir.
Aydınlı Bahar Taş’ın Marmaris’te şüpheli şekilde yaşamını yitirmesi, yalnızca bir adli vaka değildir; kadınların yaşam hakkının korunup korunmadığının ve hukuk devletinin var olup olmadığının bir sınavıdır. Olayın tüm yönleriyle, etkin, tarafsız ve titiz bir soruşturma ile aydınlatılması; sorumluların tespit edilerek adalet önünde hesap vermelerinin sağlanması zorunludur.
Nazilli’de Mizgin Karademir’in vahşice katledilmesi, İstanbul’da Fatmanur Çelik ve küçük kızının canice öldürülmesi ise kadınların ve çocukların yaşam hakkının ne kadar ağır bir tehdit altında olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur.
Geçmiş yıllarda Adnan Menderes Üniversitesi’nde yaşanan, kadın öğrencilerin şüpheli ölümlerine ilişkin soru işaretleri hala aydınlatılamadığı gibi, kadın öğrencilerin başvuru sıklığından gözlemlediğimiz üzere akademinin; cinsel tacizin açıktan ortaya konmaktan çekinilmediği, nüfuzun kötüye kullanılmasıyla genç kadınların baskılanarak ve şikayet mekanizmalarının itibarın sarsılacağı gerekçesiyle diğer akademisyenler ve sorumlular tarafından geri çevrildiği, kadın öğrencilerin güvenlik tehdidi altında yaşadıkları bir ortam olduğu anlaşılmaktadır.
Kadınların yaşam hakkını korumak, devletin en temel yükümlülüklerinden biridir. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi, etkin soruşturma yürütülmesi ve faillerin cezasız bırakılmaması hukuk devletinin vazgeçilmez gereğidir.
Kadına yönelik şiddetle mücadelede, en önemli uluslararası hukuki metinlerden biri olan İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, ciddi bir gerileme yaratmıştır. Kadınların yaşamın her alanında güvende olması için İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden dönülmesi ve Sözleşme'nin öngördüğü koruyucu mekanizmaların etkin biçimde uygulanması gerekmektedir.
Ayrıca işyerinde şiddet ve tacizin önlenmesini düzenleyen ILO’nun 190 sayılı Sözleşmesi’ne imzalanarak taraf olunması ve politikaların uygulanması da kadın emeğinin korunması için büyük önem taşımaktadır.
Bizler;
Kadınların yaşam/ hakkının etkin biçimde korunmasını, kadına yönelik şiddetle mücadelede kararlı ve etkin politikalar uygulanmasını, İstanbul Sözleşmesi’ne dönülmesini, kadınların ekonomik >bağımsızlığını güçlendirecek güvenceli istihdam politikalarının hayata geçirilmesini, kadın politikalarının bütüncül biçimde ele alınabilmesi için bağımsız bir Kadın Bakanlığı kurulmasını talep ediyoruz.
Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam talebi, görmezden gelinemez, ertelenemez bir haktır.
Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu olarak; kadınların yaşam hakkını, eşitliğini ve özgürlüğünü savunmaya, kadınlara yönelik her türlü şiddet ve ayrımcılığa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz.
Kadınlar susmayacak, Kadınlar yalnız yürümeyecek, Kadınlar mücadeleden vazgeçmeyecek." diye konuştu.







