Siyasetçi Özlem Hanım’la Aydın siyaseti 2002 genel seçimlerinde tanıştı. O, 3 Kasım 2002 akşamı seçim kaybeden aday olarak yatan, sabahında milletvekili olarak kalkanlardan biriydi.
Hatırlanacağı üzere Aydın’da o seçimde 8 milletvekilinden DYP 3, CHP 3, AK Parti’de 2 sini kazanmıştı. Fakat DYP barajı aşamayınca milletvekillerinden 2’sini AK Parti diğer 1 milletvekilini de CHP almıştı.
İşte tombaladan çıkan o “CHP li şanslı vekil” Özlem Çerçioğlu idi… Demokrat Parti sayesinde onun seçim kazanması sadece 2002 seçimlerinden ibaret de değil... DP, İlhami Ortekin’le 2009 seçimlerinde iddialı hale gelince sağ oylar eşite yakın üçe bölününce aradan sıyrılan Özlem Hanım oldu.
Onu o seçimde şanslı kılan sadece şansı değildi… Bir de arkasında 33 yıldır yerel iktidara susamış CHP örgütü vardı.
O, seçim öncesinde örgüte beraber yönetim sözü vermişti… Her zaman kapılarının kendilerine açık olacağından söz etmişti… Sorunlarının çözümü için gece gündüz emirlerinde olma vaadinde bulunmuştu… Önemli kararları beraber alacaklarını dile getirmişti… Güçsüzlerin, itilmişlerin, ezilenlerin başkanı olacağından dem vurmuştu.
Örgüt o heyecan ve istekle gece demedi gündüz demedi kapı kapı dolaştı… Halktan oy istedi… Özlem Hanım adına her biri vatandaşa kefil oldu
Seçim kazanılmıştı… Daha yılını bile doldurmamıştı ki, Özlem Hanım “Buraya kadar… Herkes kendi yoluna…” Diyerek kendi örgütü AY-BA’yı kurdu ve CHP örgütüne sırtını döndü.
“Topuklu Efe” namı ile başkanlıkta büyük sükse yaptı… Medyaya ve Kamuoyuna AK Parti iktidarına karşı yiğitçe direnen bir Anadolu Kadını görüntüsü verdi.
“Kâğıttan kaplandan” ibaret bu algı tuttu ve bazı yazarlar onu İzmir BŞB Başkanlığına yakıştırdı bazıları da daha ileri giderek CHP Genel Başkanlığına layık gördü.
Bu algıyı yöneten danışmanları sayesinde o her türlü yönetim kusuru ve zafiyetini, en önemlisi de vizyon eksikliğini gizledi. Yerel medyada olsun STK’larda olsun bunları pek dile getiren de olmadı. Herkes ipteki cambazı seyretti.
“Topuklu Efe” olarak ünlenince o kendini örgütün üstünde, tek yetkili gördü… 2014 Yerel seçimlerinde önseçim isteğine şiddetle karşı çıktı ve dediğini de yaptırdı.
Bu algının kendine sağladığı güç ve hızla “Özel İdare Malları” üzerinden ürettiği siyasetle rekor denebilecek bir oyla örgüt desteğine ihtiyaç duymadan BŞB Başkanı olmayı başardı.
Ama ayrı bir yönetişim anlayışı gerektiren ve bir devlet kurma kadar beceri ve örgütçülük isteyen Büyükşehir Belediyesi gömleği kendine üç beden bol geldi. Bırakın hizmet üretmeyi kuruluşunu bile tam yapamadı.
Öyle olunca da lokmalarla, iftarlarla, cami avlusunda dağıtılan lokum ve şerbetlerle sadaka kültürünü yaygınlaştırmaktan başka bir icraatı görülmedi. Dahası patates dağıttı… Nar dağıttı… Kömür ve yiyecek dağıttı… Belediye araçları ile bedava yolcu taşıdı… Pankartlarla kutlamadık ne gün ne gece bıraktı.
Bunlar dışında ne yatırım yapabildi ne de bir “istihdam iklimi” yaratabildi. Aksine oy uğruna bu tür işlerle “sosyolojik çölleşmeyi” daha da derinleştirdi.
Kantarın topunun kaçması ile olayın insani boyuttan siyasi boyuta taşındığı ayan beyan ortaya çıkınca devlet kesesinden yapılan bu cömertlik insanların onuruna, gururuna dokunur hale geldi.
1 Kasım seçimlerinde beklediği başarıyı elde edememesinin temelinde
1-Bu seçim rüşveti
2-CHP örgütünün ona olan kırgınlığı vardır.
Görünen o ki, Özlem Hanım için deniz bitmekte, karanın ucu gözükmektedir.
İddiaya göre partili belediye başkanlarının kendisi ile yaşamakta oldukları sorunları nedeniyle CHP Genel Merkezi ile Özlem Hanım arasında sıkıntı yaşanmaktadır.
Bazılarına göre onun bu seçimde en azından 4. milletvekilliğini kaybetmeme konusunda kendini paralamasının asıl nedeni Genel Merkez üzerindeki bu olumsuz algıyı yok etmeye yöneliktir.
Bunu çok iyi bilen örgüt sırf kendini kurtarmak ve 2019 daki adaylığı garantilemek adına girdiği mücadelede onu kendi örgütü AY-BA ile kendi hallerine bırakmıştır.
Özlem Hanım için olumsuz gelişmelerden biri de Aydın’ın siyasi ortamının iki yıl öncesinin ortamı olmamasıdır. Her şeyden önce partilerin oyun kurucu aktörleri değişmiştir
Seçim sonuçlarına bakıldığında CHP’nin duraklama dönemine girdiğini buna karşılık AK Parti’nin atağa geçtiğini söylemek pekâlâ mümkündür.
Siyasi erki elinde bulunduranların bundan böyle “Şehir Kulübü Siyasetini” sürdürmeleri, karşı partileri şike yoluyla kontrol etme dönemi geçmişte kalmıştır.
Vatandaş reklam yerine rekabete dayalı siyaset ve oradan doğacak hizmete odaklanmıştır.
Reklama dayalı yönetim Aydın’ı trafik, alt yapı, sosyalleşme alanları, beyin göçü gibi sorunları ile anılan bir kent haline getirmiştir.
Gerek ilçe merkezlerinde gerek köyken mahalleye dönüşen yerlerde BŞB hizmetleri hem yetersiz hem de su ücretlerinde olduğu gibi son derece pahalıdır.
Onun içindir ki, CHP nin yaklaşık 7 bin artışına karşılık AK Parti 40 bin artış yapabilmiş, aradaki makasın kapanmayacak bir şey olmadığını seçmenlerine göstermiştir.
Bütün bunlar Topuklu Efe’nin bundan sonraki işinin pek kolay olmayacağının birer göstergesidir.