Aydın'da Taze buğday çiminin yaşlanmayı geciktirdiği belirtildi Aydın'da Taze buğday çiminin yaşlanmayı geciktirdiği belirtildi

"Köşk’ün doğusunda bulunan yerel olarak çıtlık ve ya çitlenbek ve ya literatürde bilinen adıyla sakız ağaçlarının bulunduğu bölge burası.Bu ağaçlar Sakız adasında ki ağaçların uzantısıdır. Bu durum da yanlış anlaşılmalara da neden olmamak için belirtmek isterim ki, Anadolu böyle çeşitlikteki ağaçlara ve bitkilere ev sahibi yapmış coğrafi bölgedir ve kaynaktır.Örnek olarak çıtlık,mersin, palamut,meşe,zeytin vs. gibi ağaçlar Anadolu’nun tarihi ağaçlarıdır. Onun için bu ağaçların Sakız adasından mı buraya geldiği ve ya buradan Sakız adasına mı gittiği bence derin şekilde araştırılmalıdır.

Köşk eski zamanlardan bu yana tarihi bir yerleşim yeridir.Şimdi bizim şu anda bulunduğumuz yerde yer alan 3 sakız ağacı ve ortasında bulunan su kuyusu yaklaşık 700 yıllık bir geçmişe sahip.  Uzun süren çabalarımız sonucu bu ağaçlar ve su kuyusu Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü tarafından koruma altına alındı. Fakat gördüğünüz gibi bu koruma statüsü sadece söz de kaldı. Maalesef burada ne bir bariyer ne bir levha ne de tanıtıcı bir metin yok. Bu mirasın korunması için acilen bunların yapılması ve su kuyusunun temizlenip restore edilmesi gerekli.
Ağaçların ve su kuyusunun tarihi derinliğine bakacak olursak; Kanuni Sultan Süleyman 1522 yılında 100 bin kişilik ordusu ile Rodos seferine çıkarken önden askerin su ihtiyacını karşılamak için açılan kuyulardan biridir.Bu kuyunun açıldığı yer o zaman kullanılan işlek yolların kesişme noktası olan 3 yol ağzıdır.Bu  3 yol: Şimdiki ismi ile bildiğimiz, Yavuzköy yolu yani tarihteki ismi Nysa yolu; sanayi yolu diye bildiğimiz; tarihteki ismi Ulu Yol ve Köşk’ e giden ana yol.O zaman askerin yaptığı eseler kalıcı oluyordu. Günümüze kadar kalan bu su kuyusunda o eserlerden biridir. Kanuni Sultan Süleyman ordusu Kütahya dolaylarına geldikten sonra bu bölgeye gelmiş buradan Marmaris’e geçmiş ve oradan 400 parça kadırga ile Rodos’a sefer düzenlemiştir.Bu cıvarda başka kuyularda açılmıştır.Salavatlı, Köşk ve Kuyucular da. Fakat korunan ender kuyulardan biri budur.Burada bulunan ağaçlardan birinin bel genişliği 5metre 45 cm dir.Aydın’ da koruma statüsüne alınan ender ağaçlardan biridir.
Bulunduğumuz üç yol ağzı bu seferden sonrada önemli bir geçiş yeri ve düzergah olarak önemine devam etmişti.Eskiden bu kavşakta zeybekler oturur geçen kervan ve insanlardan  belli miktarda para alarak onların güvenliğini sağlardı.1800’lü yılların sonuna geldiğimizde ise meşhur Rızanın Kahvesi olarak bilinen, kıraathane açılmış.

1.Dünya Savaşında ise Yunan Ordusunun ana karargahı haline gelmiş, Yunan Ordusu burada yerel halkımıza olmadık zulümler etmiştir.Halkı kuyudan çıkardıkları su ile ıslayıp döverek bu sakız ağaçlarına asmışlardır. Sonra da hemen şu anda bulunan incir işletmesinin, arka kısmında bulunan dereye atarak orada kurşunlamışlardır.
Savaştan sonra bu kıraathane de yörenin iyi türkü söyleyen, iyi saz çalan, iyi müzik enstrümanı çalan kişiler  burada toplanıp sohbet eder ve şenliklere giderlerdi.Bunların içinde benim dedem Molla Ahmet Dalgaç ve meşhur Kemaneci Ali de varmış.
Bu yol 1952 yılına kadar işlekliğini korudu. Daha sonra yeni yolların açılması ile canlılığını yitirdi.Hepimizin bu tarihi bilmesi ve bu kültüre sahip çıkması tek amacımız."

6Fd197Ab 2525 400A 8Bcc 306E2Cbee97C5D44329A 815F 4234 9454 454A09B76Fec9E517277 32B6 4B68 82C6 E5F2958228Cc9C01402D 447A 4248 Af63 110A4F7Ff2Cc