• BIST 90.383
  • Altın 144,784
  • Dolar 3,6117
  • Euro 3,9021

    Putlaştırmayın dedi

    23.12.2008 23:14
    Putlaştırmayın dedi
    Cumhuriyet 'Mustafa'ya katlanamıyor
    Putlaştırmayın dedi Putlaştırmayın dedi Putlaştırmayın dedi

    Cumhuriyet, Enver Aysever'in Mustafa Kemal'in insani yönünü elen alan yazısını sansürledi. Can Dündar'ın Mustafa'sının başına gelen Aysever'in başına da geldi.

    Cumhuriyet yazarı ve Skytürk program sunucusu Enver Aysever'in "Bir Mustafa Kemal Yazısı" başlığıyla yazdığı yazının Cumhuriyet yönetimi tarafından yayınlanmadığı ortaya çıktı. Mustafa Kemal"i olduğu gibi aktaran, putlaştırılmaması gerektiği vurgusunu yapan Ayesever"in "Mustafa Kemil"i Can Dündar"ın "Mustafa"sı ile aynı kaderi paylaştı.
    Aysever program yaptığı SkyTürk'ün internet sitesinde 'Sansür' başlıklı bir yazı kaleme alarak 'Makas' olayının detaylarını anlattı.
    Aysever Akşam"a transfer olduğunu ancak ayrılığın böyle bir sansür nedeniyle olmaması gerektiğini şöyle yazdı:“Pek çok yerde rastlanıldığı gibi, gün geldi, benim de Cumhuriyet"te bir yazım üst yönetime takıldı. Buna sansür denir mi, bilmem. Çünkü gazetenin bir yönetimi var ve kendi anlayışıyla yayın yapmak ister. Ancak anlaşılan o ki, benim Cumhuriyet"imle, bugünkü arasında hayli ideolojik fark var… Olsun… Hasan Cemal"in kin dolu kitabı “Cumhuriyet"i Çok Sevdim”i ağır eleştiren yazılar yazdım, programlar yaptım. Mutfağında bulunduğun gazeteye dair acımasız bir kitap kaleme almak ilk olarak etik açıdan sorgulanmalıdır. Kaldı ki bırakın yazarlarını, okurları bile gün gelir Cumhuriyet"i korumak gerekince susarlar…

    Diyeceğim; ben zaten Cumhuriyet"le yollarımı ayırmak için İlhan Selçuk Ağabeyden izin almıştım. Dostum İsmail Küçükkaya Akşam"da birlikte çalışmayı önermiş, ben de İlhan Ağabey izin verirse geleceğimi söylemiştim. Yine de bir sabah kalkıp, yazımın konmadığını görünce buruk vedalaşıyorum Cumhuriyet"le… Ama sadece yazarlığıyla…”(http://www.skyturk.com.tr )
    İşte Enver Aysever"in Cumhuriyet'te yayınlanmayan Medyaradar'da yayınlanan yazısı:

    Bir Mustafa Kemal Yazısı
    Mustafa Kemal"in sabahlara dek süren, içkili, şarkılı, danslı sofraları meşhurdur. Yine böyle bir gecenin sonuna doğru Falih Rıfkı, Mustafa Kemal"e yanaşır ve büyük arzusunu dillendirir:
    “Şimdiye kadar sizin için yalnız yabancılar yazdı. Biz yanınızdayız. Sizi ve eserinizi daha iyi tanıyoruz. İzin verir misiniz? Yakup Kadri ile sizin için bir kitap hazırlasak…”
    Mustafa Kemal ferah, uyanık bir bakışla süzer karşındakini;
    “Dün geceyi yazacak mısınız?”
    “Canım efendim, bu kadar hususiyetlerinize girmeye ne lüzum var?”
    “Ama bunlar yazılmazsa ben anlaşılmam ki… Siz de başkalarının yazdıklarını tekrarlamış olursunuz…”
    Anlaşılan Falih Rıfkı bu konuşmayı hiç unutmamış. Mustafa Kemal"den söz ederken, bir insan olduğu gerçeğini öne çıkarmıştır.

    M. Kemal"e ilişkin pek çok kitabın yayımlanması, dedikoduyu andıran görüşler öne sürülmesi de doğaldır. Yurttaşları için bir kahraman olan Mustafa Kemal, kimileri için zalim, düşkün yaşam süren biridir. H.C. Armstrong"un ünlü kitabı Bozkurt"un da maksatlı kurgulandığı açıktır. Ancak Türkiye halkının bu kitabı okumasını engellemek ahmaklıktan öte bir şey değildir.

    Mustafa Kemal kitabın varlığını işitir ve kitabı getirtir. Mustafa Kemal"in içkiciliğinden abartılı biçimde söz ediliyordur. Ancak, kitabın genelinde, sövgü gibi duran sözler, aslında bir öncünün, bir savaşçının yaşam öyküsünün doğal görüntüsüdür. Nitekim yazar, Mustafa Kemal hakkında, yaşamıyla ilgili ne derse desin, verdiği savaşın gücünü ve önemini azaltacak tek bir söz etmemiştir.

    Kitap hakkında bilgileri sonuna dek dinledikten sonra Mustafa Kemal çevresindekilere dönüp;
    “Bunun ithalini menetmekle hükümet hataya düşmüş. Adamcağız yaptığımız sefahati eksik yazmış, bu eksiklerini ben ikmal edeyim de kitaba müsaade edilsin ve memlekette okunsun” der.
    Kılıç Ali bunun latife olduğundan söz ediyor ancak, Necmettin Sadak, kitabı Akşam gazetesinde tefrika halinde yayımlamış ve “vasiyeti” yerine getirmiştir.


    Tarihi, öncesiz ve sonrasız sanmak, tahlil yapan herkes için büyük yanılgı olacaktır. Ayrıca bu durum, içinde bulunduğu koşullardan koparılarak anlatılan kişiye, muhaliflerinin ve düşmanlarının zarar vermesinin önünü açar.


    Mustafa Kemal"in cephe süreci tamamlandıktan sonra, asla askeri bir giysiyle görünmemesi, dönemin faşist, tek adamlarından hoşlanmaması, sömürge karşıtı mücadelesinden dolayı Lenin" e sevgi, saygı beslemesi, önemli ipuçlarıdır.


    Mustafa Kemal"in, devrim sürecinde ne büyük bir yalnızlık yaşadığını, dahası mutsuz bir adam olduğunu unutmamak gerekir. Hiçbir tasarımı olmayan, taktik geliştirmemiş bir devrimci kadroyla hareket etmenin ne demek olduğunu düşünmeliyiz…

    Öyle bir dönem hayal etmelidir ki kişi, Rumeli"nin de kaybıyla, yoksulluğun kol gezdiği; malın, mülkün, ziynet eşyasının tefecinin eline düştüğü; Atina"daki bankaların, İstanbul"da mal edineceklere sorgusuz kredi verdiği bir süreçtir bu. Kendine güvenini yitirmiş, yazgısına boyun eğen bir halkın yaratıldığı bir süreç…

    Yurdun savunması için savaş veren bir komutanın, albay Bekir Sami Bey"in Akhisar"a vardığı zaman gördüğü manzara, ülke insanının ruh halini ve ahlakını ortaya koyar. Askerlik dairesinde tek kişi yoktur. Dahası, askerliğe hevesli kimse de yoktur. Bütün terziler Yunan bayrağı dikmektedir. Halk, Yunan askeri gelirse canının, malının korunacağını düşünür.

    İşte böyle bir ortamda, sinsi, kurnaz bir ahlakın egemen olduğu bu süreçte, aydınlanma, ulus olma gibi kavramlarla ortaya çıkmıştır Mustafa Kemal. Batılılaşma sürecinin tamamlanmasını, uygar bir dünyaya eklemlenmeyi başarmak için öncülük etmiştir.

    Atatürk diktatör müydü?

    Bu sorunun yanıtını Falih Rıfkı verir:

    “Rejime bakarsanız, evet. Fakat ne mizacı, ne de ideali bakımından diktatörlük inançlısı değildi. Milli kurtuluş için şart saydığı inkılaplarının hürriyet içinde yaşayabileceğine güvenseydi, demokratik savaşçılığın zevklerini feda etmeyeceğine şüphe yoktu.”

    Düşünüyorum, eğer bir devrimciden söz açıyorsak, karşı devrimi gerçekleştirmek için hayli yol alanlara, çirkin Atatürk heykelleri yaparak koz vermiyor muyuz? Yolsuzluk, arsızlık yapanların “Atatürk"ü sevdiğim için cezalandırılıyorum” söylemlerine hoşgörüyle bakarak, Mustafa Kemal"e ihanet etmiyor muyuz?
    İslamcılarla, neo-liberallerle savaşmak zor gelmiyor da, bağnaz, imanlı Atatürkçülerle uğraşmak çok can yakıyor. Alıyorlar ellerine kalemi, yalan yanlış, eksik bilgilerle, taşlaşmış bir Mustafa Kemal portresi sunuyorlar.

    Ben Mustafa Kemal"in özgürlüğü simgeleyen devrimciliğini özlüyorum.

    Siz Atatürkçüyseniz, ben asla olamam!

    Taşlaşmış Atatürk"ün kimseye yararı yok. Belki sadece size, kifayetsizlere…

    Haber7

     

    Diğer Haberler
  • Demirtaştan Akla Ziyan İddia!05 Ekim 2012 Cuma 08:37
  • Vekilin İsteği Başka!05 Ekim 2012 Cuma 08:36
  • Hüseyin Çelik: Panik yapmayın!04 Ekim 2012 Perşembe 20:18
  • Hüseyin Aygünden ilginç iddia04 Ekim 2012 Perşembe 20:07
  • MHPnin Neden Evet Dediği Belli Oldu04 Ekim 2012 Perşembe 14:46
  • Muharrem İnce Meclisi birbirine kattı04 Ekim 2012 Perşembe 14:44
  • CHPli heyetten ilk açıklama03 Ekim 2012 Çarşamba 22:45
  • Seçim teklifi komisyondan geçti03 Ekim 2012 Çarşamba 21:00
  • CHPden sağduyu çağrısı03 Ekim 2012 Çarşamba 20:55
  • BDPden ilk yorum Kaplandan03 Ekim 2012 Çarşamba 20:52
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2007 Aydın Post | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0256.226 61 64 | Faks : 0256.226 61 64 | Haber Yazılımı: CM Bilişim